banner165

ADIMIZ KOMİNİSTE ÇIKINCA STEPNE OLDUK..

1944 yılında çıktı kitap..

Adı sınıftı, kapağıda kırmızı..

Kapak kırmızı olunca toplatıldı kitap..

Yetmez bir de hasta haliyle 6 ay kodese...

Rıfat Ilgaz hapisten çıktığın da hem öğrenciliğini, hem de öğretmenliğini kaybetmişti, sağlığıyla birlikte..

Çünkü o artık sabıkalıydı..

1949 yılına gelindiğinde eşi Rikkat Hanımdan anlaşarak boşandı..

Çünkü adı komüniste çıkmış, sürekli kovuşturma geçiriyordu..

Üstelik işsiz ve hastaydı..

Yerim yurdum belli değil, ne olacağım belli değil boşanalım, hem sen hem çocuklar zarar görmesin sende işinden olma diyerek boşandılar..

1961 yılında meşhur Hababam Sınıfı kitabı çıktı..

Yayınevi sahibi parasını ödemez..

Dava eder, kaybeder...

Resimli olarak kitabını basar, bu sefer yayıncı dava eder ve kazanır...

Rıfat Ilgaz kitabını sahiplenemez ve ceza alır.

Yayıncı tam 40 yıl para kazanır..

Hababam Sınıfı sansürden geçerek senaryolaştırılır ve film yapılır..

Hepimiz çok sevdik, çok güldük..

Fakat o bundan rahatsız oldu..

Çünkü ben eğitim sistemini eleştirdim iş mizaha dönmüş bu Hababamın özüne uygun değil dedi..

12 Eylül 1980 döneminde Kastamonu/ Cide' de

Yaşamakta olan Ilgaz orada sürekli tehdit edilir..

Evden atılmazsa binayı tararız diye notlar yazılır...

28 Mayıs 1981 de Karayel romanını yazarken gözaltına alınır..

Gözleri bağlanarak, zincirlenerek, 70 yaşındaki hasta bir insan Cide sokaklarında yürütülerek merkeze götürülür...

Cidenin papazını yakaladık duyurusuyla Cide halkına gözdağı verilir...

4 gün sorguya ayakta çekilir..

Yorulduğunda tekmeyle uyarılır..

Ve sonunda Kastamonu Et ve Balık Kurumu mezbahanesinden bozma hapishaneye konuldu...

Fişlenmişti..

Sabıkalıydı..

Komünistti..

Öğrencilikten ve öğretmenlikten atıldı..

Ailesinden ayrı kaldı..

Beş parasız ve sağlıksız kaldı..

Yurdun çeşitli yerlerinde imza günlerine gidiyor, üç gün beş gün böyle geçiyordu..

Normal zamanlarda Taksimde İmparator Otelinde kalıyordu..

Oğlu Aydın baba böyle olmaz gel bende kal dedi olur diyerek oğluna taşındı..

Ertesi gün polis kapıya gelerek, şu broşürleri dolduralım ikametğah değişti..

Benim ikametğah mı varmış dedi polise..

Evet üstad 42 yıldır seni izliyoruz sen fişlenmişsin dedi memur bey..

Bir kitap yazdık , ceza aldık, af çıktı, işimizden ailemizden olduk, 70 yaşlarındayım, ama devlet bizi halen izliyor öyle mi diyerek iç geçirerek, söylenerek formları doldurdu..

Yeni mizah kitabını stepne rumuzu ile yayınlamıştı..

Kitap çıkar çıkmaz beş bin adet satıldı..

İkiyüzelli lira telif aldı.

Kitaptan ilk kez para kazanmıştı..

Kitap tutunca ikincisini çıkardı..

Bu sefer stepne rumuzu yerine kendi adını bastırdı kapağa..

Dağıtıcı Faruk senin Rusçan iyimiş kitabı stepneden iyi çevirmişin.

Ama stepne nerde sen nerdesin..

Adam yazmış..

Stepne kim diye sordu dağıtıcı Faruk' a..

Senin çevirisini yaptığın Rus yazar dedi..

Stepne benim diyemedi, keşke ikinciyede stepne yazsaydık dedi..

Rıfat Ilgaz madımakta yakılan aydınlar için çok üzülmüştü..

Bu acıya beş gün dayanabildi..

7 Temmuz 1993 günü vefat etti..

Vasiyeti gereği Zincirlikuyu Mezarlığında Asım Bezirci' nin yanına defnedildi...

Rıfat Ilgaz en güzel şiirleri, en güzel hikayeleri, en güzel romanları yazarak, en çileli hayatı yaşayarak aramızdan 25 yıl önce ayrıldı..

Adına ister komünist desinler isterse stepne.

Mühim olan Adam olabilmektir..

Işıklar içinde uyu ADAM..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner198

banner209

banner211