Dünya’da sadece İnsanoğlu , yaptıklarına , ettiklerine , verdiklerine , aldıklarına , gördüklerine , gösterdiklerine , yedirdiklerine, içirdiklerine ,kısaca adı “yaşamak” olan her şeye bedel koyan tek varlıktır. Parada bu bedelin maddeleşmiş hallerinden en  popüler olanıdır.

İnsan ırkını diğer canlılardan ayıran belki de bu özelliğidir. Çünkü düşünme özelliği ile ,bu sonuca varmadan, herkes için gerekli olanı , beraber yaşadıkları ve ya iletişimde bulundukları diğer insanlarla bedelsiz paylaşabilirlerdi. Ancak ilkel sahiplenme dürtüleri , düşünme ,anlama, kavrama gibi özellikleri ile birleşerek , olan veya olmayan  her şeye bedel biçme olarak şekillenmiştir. Biçilen bedelden en çok elde  edenler , lord, bey, derebeyi, ağa olarak nitelendirilmeye başladılar. Daha da çok elde edenler  prens , kral ve imparator olarak adlandırıldılar. Bunların zenginliklerine göre toprakları , savaşçıları , köylüleri, köleleri ve yandaşları oldu. Topraklarının büyüklükleri imparatorluklarının da gücünü gösterdi. Örneğin Büyük İskender neden Hindistan’a kadar büyük bir coğrafyayı ele geçirdi? İnsanlara iyilik yapmak , onları refah içinde yaşatmak için değil herhalde .

İlkel (insanlığın  ilk oluşumlarında)  toplumlarda paylaşma vardı; savaş ganimetlerini , yiyeceklerini, içeceklerini, kıyafetlerini, barınma yerlerini, acılarını ,sevinçlerini topluca paylaşıyorlardı.

Daha sonra toplumlar arası ilişkilerde trampa (takas) ile ticaret gelişmeye başladı. Bu durum tarımın insan hayatına girmesi ile daha da  enteresan bir hal aldı. Avcı ve toplayıcı toplumlar, av hayvanlarının etlerini , kürklerini, boynuz ve kemiklerden yaptıkları araç gereçleri , tarım ile uğraşan topluluklara verip gıda maddeleri alıyorlardı.

Ancak takas birebir adil olmamaya başlayınca , ihtiyaçlara göre şekillenmeye başlayan arz ve talep dengesi karşılıklarla şekillenmeye başladı. Midye kabuğu gibi  her yerde bulunmayan cisimleri değer ölçüsü kabul edip ( örneğin 10 midye kabuğuna bir miktar buğday almak gibi) ticareti bu yeni materyallere bağladılar. Ancak bu sefer midye kabuklarına ulaşımı kolay olanlar yersiz zenginleşmeye ( bu durum günümüzde de mevcut olup birçok ülke yasasında hala suçtur.) yani üretmeden , avlanmadan , toplamadan zenginleşmeye başladılar. Kİ trampanın  midye kabuklarına evrilmesi ile kanımızca Kapitalizm denen ekonomik sistem şekillenmeye başlamıştır. Haksız zenginleşme ortaya  çıkması ile beraber midye kabuklarından değerli taş ve metallere geçiş başlamıştır.

Bu değerli taş ve altın gibi madenler ticarette yayıldıkça , güçlü ve geniş topraklara sahip , sömürgeci büyük imparatorlukları beraberinde getirmeye başladılar. Verimli toprakları olan uluslar zenginleşmeye başladı . Güçlü askeri yapısı olan savaşçı toplumlar ise buraları işgal ederek bu zenginliklere üretmeden savaşarak sahip oldular.

Ve insanlık tarihinde sınıflar oluşmaya başladı . İlkel toplumlar Köleci  Ve Feodal toplumlara evirildi . Kast sistemleri oluşmaya başladı . Modern Burjuvazinin temelleri atılmış oldu . insanlar ikiye ayrıldı ;

1- Üretenler (köylüler , köleler ve alt askeri sınıflar)

2- Onların emekleri ile kendilerine menfaat yaratan, ordu kuran,sömürgeci  derebeyler , lordlar, prensler , racalar , krallar ve imparatorlar …..      

Bu zenginliklerini korumak için büyük ordular beslediler.

İnsanlık tarihinin yarattığı bu tiranlara karşı  ,zaman zaman köylüler ,köleler ve alt kast sınıfları

ayaklanmış , hatta bu tiranların bir bölümünü yenmişlerdir. Ancak bahsi geçen sistemsel gelişim Yıkılan sömürgeci güçlerin boşalan yerlerini çabucak doldurmuştur.

İşte bu imparatorlukların oluşmaya başladığı dönemlerde dini pagan inanışlar toplumsal olarak daha etkili olmaya başladılar. Bu inanış ; Budizm , Hinduizm , Taoizm daha yerleşik , Zeus, Ra , Enki , Firavunlar gibi daha simgesel ve fiziksel görünümlerle  toplumsal yaşama erk sahiplerinin yanında müdahil ve onların koruyucuları olarak  oyuna sert girdiler.

Her ne kadar çok tanrılı ve tek tanrılı dinlerin tamamı , toplumsal dengeleri sağlamak için , adil olmayı , merhametli olmayı , mütevazi yaşamayı , paylaşmayı , hırsızlık yapmamayı , gasp etmemeyi , tecavüz etmemeyi öğütleyerek ortaya çıkmışlardı. Bir çok toplum bu kuralları kendi yasaları olarak benimsemiş , uygulayıcılarının başı kral ve ya imparator olmak koşulu ile uygulanmasını , kontrolünü din adamlarına vermişlerdi. Ve dünyanın neresine bakarsanız bakın , Zengin ve egemen güçler ;tapınakları, ibadethaneleri kendi kontrollerinde tutmuşlardır. Ayrıca mütevaziliği öne çıkaran inançların öğretisinin aksine , Dünyadaki tüm dinlere ait ibadethaneler , tapınaklar, sunaklar ve arazileri çok gösterişlidir. Fakir ve ezilenleri korumak için  ortaya çıkan dinler , zamanla din adamları sayesinde zengin derebeylerinin , kralların ,imparatorların fakir ve ezilenleri kontrol altında tutmak için kullandıkları bir silah haline dönüştüler.

En az din adamları kadar etkili diğer silahları ise , ırkçılıktır. Örneğin Afrika ve Amerika da Hristiyan misyonerlerin oralarda yaşayan zenci ve kızılderelileri batıldan çıkartıp hak yoluna sokmak için , yaşamak dışında hiç kimseye zararı olmayan bu insanların topraklarına nasıl büyük sömürge devletleri kurduklarını tarih kitaplarında okuruz. Güya bu misyonerlik çalışmalında milyonlarca masum insan katledilmiş yada köleleştirilmiştir. Ve toprakları din adına sömürgeci Kral ve Kraliçelere devroldu. Bu bedeller günümüz dünyasında halen ödenmektedir. Yine ganimet ve zenginleşme savaşlarına en anlamlı örnek Haçlı seferlerdir. Din adına 80 sene boyunca öldürülen milyonlar ve talan edilen topraklar.

Ticarette değişim aracı değerli madenlerin kullanılmaya başlanması , alışveriş için bunları yanlarında taşımadaki güvenlik sorunlarını da beraberlerinde getirdi. İpek yolu , Baharat Yolu gibi beynelmilel ticaret yolarının güvenliklerini çeşitli uluslar kendi sınırlarında sağlamaya çalışıyorlardı. Bu konuda Çinliler , Koreliler , Asya bozkırındaki yaşayan Türk ve Moğollar ,Romalılar, Bizanslılar, persler Yunanlar sistematik savunma geliştiren uluslardı . Ancak bu yine de bunca değerli madenin güveliğini sağlamada yeterli olmuyordu .

Bunun tehlikeli olmasını değerlendiren Çinliler 6. Yüzyılda  ilk BANKNOTU bastılar. Hatta bu banknot 1270 yıllara kadar geçerliliğini korudu. Avrupa da ise 1661 yılda İsveç’te basıldı .  1690 yılında Massachusetts hükumeti de kağıt para bastırarak Amerika kıtasında ilk banknotun çıkmasını sağlamıştır. Banknotlar şu anlama geliyordu ; taşıması tehlikeli olan altınları bankerlere emanete veriliyor , verdikleri    altın adedi kadar o kadar altınları olduklarını gösterir belgeler yani banknotlar alıyorlardı. Alışverişte bunlar hızla geçerli olmaya başlayınca Bankerlerin sayısı  ve çeşitleri arttı . İlk Osmanlı banknotları Abdülmecit tarafından 1840 yılında “Kaime-ı Nakdiye-ı Mutebere” adıyla, bugünkü dille “Para Yerine Geçen Kağıt“, bir anlamda para olmaktan çok faiz getirili borç senedi veya hazine bonosu niteliğinde olmak üzere çıkarılmıştır. Bu paralar matbaa baskısı olmayıp, elle yapılmış ve her birine de resmi mühür basılmıştır.

Bir süre sonra Bankerler , kimsenin gelip banknotlar karşılığında altın sormadıklarını görünce , karşılığı olmayan banknotlarda basmaya başladılar . İşte emisyon , enflasyon ,devalüasyon, deflasyon ,stagflasyon gibi ekonomik tanımlar bu süreçten sonra matematiksel öngörülerle ticaret hayatına girmeye başladılar. Daha sonra altın karşılığı para basma kalkıp yerine Milli Para basma başladığında ekonomi artık matematiksek kuramların var olduğu bir formüller savaşını başlattı. Deneme yanılma ,ispatlar var olan arz-talep dengesi, işsizlik, enflasyon , ülkeler arası uyulması kararlaştırılan ticari teoremler ve baskın para birimleri .

Artık ekonomik yapılar , devletlerin gücünü belirleyecekleri bir durumda. Milli Paralarının kıymetleri Devletlerin gücünü ve egemenlik alanlarını belirliyor. Ama tüm devletler belkide genetiklerine tarihin kodladığı bir öngörü ile savunmaya çok büyük paralar ayırıyorlar. Yani parası kıymetli ve çok olan devletler daha güçlü konumda oluyorlar.

Ancak hızla değişen dünyada somut ve dokunulabilir parada artık ömrünü tamamlamış görünüyor. Sanal paralar ticaret hayatında hızla daha etkin olmaya başladı . Dünya piyasaları artık daha çok psikolojik devlet hamlelerine matematiksel tepkiler vermeye başladı.

İnsanlık binlerce yıldır tercihini yaşama bedel koymaktan  yana kullanıp, nihai maddeyi para ile tanımladığı için , savaşlar ve onların kanlı sonuçları insanlık tarihini yazmıştır, ve maalesef yazmaya devam etmektedir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner291