banner165
Bedir SOLMAZ
Bedir SOLMAZ
Yazarın Makaleleri
Kişinin güzellikler hanesine kattığına bakılmalıdır!
Uyku tutmadı, saat gecenin üçüydü sahile yöneldim… Gökte yarım ay, kıyıya vuran dalgalar anlayabilene ninni gibi geliyor… Açıktaki demir atmış gemilerin yanan ışıkları uzaktan görünen dağ köylerini çağrıştırıyor. Çok geçmedi...
Keşke bu günlere çıkmasaydım!
Filistinliler yine katledildiği! Ellerinde olmadan geldikleri dünyadan gün görmeden göçen mazlum Filistinlilerin sayısı ölçütünde tavır takınmak yapılan insanlık suçunu meşrulaştırmaktır! O coğrafyadaki can kırımları insanlığın...
Ah Eylül…(3)
Zaman denen acımasız öğretmenin dersine iyi kulak vermemiş olmalıyız ki, bırakın yeni şeyler öğrenmeyi, bizi biz yapan değerlerimizi de unuttuk. Kendi adıma yaptığım değerlendirmede, Türk solu olarak toptan sınıfta kaldık. İyi niyetlerinden...
Ah Eylül…(2)
En büyük emperyalist ABD'nin desteğini arkasına alan 12 Eylül darbesinin görünürdeki başı Kenan Evren, şakşakçıların da bastığı havayla kendini bulutların üzerinde hissedip en büyük Türk pozlarında meydanlarda Kuran'dan ayetler...
Ah Eylül…(1)
Geçmeyecek sandığımız günler geçti; eylül ayının girmesiyle birlikte bitmeyecek korkusuna kapıldığımız kavurucu sıcağın süngüsü düştü. Artık akşamları eskisi kadar bunaltıcı değil. Eylül zaten bazı sonların başlangıcı değil...
Adım barıştı…
Herkes bir hesabın içinde, kimse kimseye sırtını dönemiyor; güven duygusunun kalmadığı bir ortamda yaşam olur mu? Başata dar gelirliler olmak üzere, toplumun büyük bir kesiminin ağzını bıçak açmıyor.! Günler küflü, çürüyor filizler;...
Uçurum derinleşiyor!
Deniz kıyısındayım, önümdeki mavi sonsuzluğa inat Toroslarda doğru estetikten yok boz beton yığını arzsıca sırıtıyor! Her biri sır küpü insanlar gelip geçiyor yanımdan. Kimi düzgün giyimli, kimisinin yoksulluğu paçasından akıyor;...
Ah bir hâkim kılınsa barış!
Topraktan toprak, doğadan güçlü, güneşten sıcağız; kendine yararsız ele verimli tarla, dünyayı ısıtırken kendi donanlarız. Biz ki bulamazken yavan ekmeği, tutkunuz, severiz ekmek yapmayı harman sıcağına taş çıkaran ocakların önünde....
Bu nasıl bir dünya!
Değer yargılarının hızla aşındırıldığı, insan ilişkilerinin tamamen çıkar temeline oturtulduğu şu günlerde kendimi başka bir dünyadaymışım gibi hissediyorum. Zihin denizim dalgalı ve bulanık; düşüncelerim küçük kayık, kimi...
Zulmün mirası öne eğilen baştır!
Son günlerde Zülfü Livaneli'nin güzel sesinden dinlediğimiz,”Bir insan ömrünü neye vermeli / tükenip gidiyor ömür dediğin…” dizeleriyle süren türküsü dolanıyor dilime. Gün ömürde bir yaprak… Ay, yıl ne fark eder; önemli...

banner198

banner185