İlahî kanun gereği doğum ve ölüm gibi yaşlılık da dünya hayatının inkar edilemez gerçeklerinden biridir. Doğumla başlayan hayat serüveni, ömür vefa ettiği sürece; çocukluk, gençlik, olgunluk ve yaşlılık aşamalarından geçerek nihayet ölümle son bulur. Gençlik iksiri, masallarda insanların hayallerini süsleyen bir temenniden başka bir şey değildir. Nitekim Peygamber Efendimiz; “Allah ihtiyarlık hariç, her hastalık için mutlaka bir deva vermiştir.” (Ebu Davut, Tıb, 1) buyurur.

Yaşlılık döneminde insanın, fiziken güç ve kuvvetten düşerek hastalıklarının artması, hafızasının zayıflaması ve çevresine olan ilgisinin azalmasına karşılık; ruhen hassaslaşır, duygusallaşır, ilgi ve desteğe daha çok ihtiyaç duyar. Bu sebeple yaşlılık adeta ikinci bir çocukluk dönemi gibidir. Onlara “kocamış, düşkün, bunak, işe yaramaz” gözüyle bakmak; onları yalnızlığa ve ilgisizliğe mahkum etmek, hayatın sırlarına vakıf olmuş, geçmişle günümüz arasındaki köprüyü yıkmak demektir.

Düşkün, zayıf, yetim ve öksüzleri gözetmeyi ve onlara yardım etmeyi teşvik eden dinimiz, özellikle yaşlılara saygılı davranmayı; ana-babadan biri veya her ikisi ihtiyarlık çağına ulaşırsa onlara “öff” bile dememeyi, güzel ve tatlı söz söylemeyi, onları azarlamamayı, merhamet ve tevazu kanadını indirerek “Rabbim! Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı” diyerek onlar için dua etmeyi emreder (İsra Süresi 17/23-24). Allah Rasulü ise; “Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir.” (Tirmizi, Birr, 15) buyurur.

Bu gün yaşlı olan dün genç idi. Bu gün genç olan da yarın yaşlanacaktır. Yaşlılık, ömür kifayet ederse, her insanın başına gelecek bir hakikattir. Yaşlandığımızda bize de saygı gösterilmesini istiyorsak, gençliğimizde yaşlılara saygı gösterelim. Peygamber Efendimiz hadis-i şeriflerinde; “Herhangi bir genç, yaşından dolayı bir ihtiyara hürmet ederse Cenab-ı Allah (c.c) da yaşlılığında ona hizmet edecek kimseler gönderir.” (Tirmizi, Birr, 75) buyurur.

Unutmayalım ki, yaşlılara saygı göstermek hem insanî hem de İslamî bir görevdir. Bu sebeple, yaşlılarımıza saygıda kusur etmeyelim, onlara ilgi ve alaka gösterelim, ihtiyaçlarına cevap vererek onların hayır dualarını almanın yollarını arayalım. Onları bir yük olarak değil cenneti elde etmenin bir vesilesi yani bir rahmet olarak görelim. Peygamber Efendimizin bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur; “İçinizdeki masum çocuklar ve beli bükük yaşlılar olmasaydı belalar başınıza sel gibi akacaktı.” (Heysemi, Mecmeu’z-Zevaid, X, 227).

Cumanız ve Ömrünüz Bereketli Olsun...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner291