banner165

Dünyadaki gelişmelere odaklanmaya, pandemiyle başlayan küresel değişim dalgasını yakalamaya çalışıyorum.

Çin ile ABD arasında gittikçe şiddetlenen, ticaret boyutlarını aşıp tüm alanlara yayılma olasılığı her gün daha da artan çatışmalar.

Çin' in, önce aya ardından mars' a uzanan macerasıyla dünyaya uzayda artık ben de varım mesajı..

Dijital Yuan' ı yaygınlaştırıp, doların küresel hegemonyasına kafa tutması..

Myanmar (Burma) askeri darbesinde rol aldığı yönünde hayli güçlü karinelerin ortaya çıkmasıyla Çin dünden farklı olarak dolaylı ve gizli yollardan değil, açıktan rejim ihraç eden bir hegemon güç olarak ABD' nin tahtını sarsması..

Son aylarda gittikçe yoğunlaştığım ve bir kısmını okurla paylaştığım Çin' in yeni dünya düzenindeki hayli iddialı ve teknolojide özellikle bilişim alanındaki üstünlüğüne ilişkin yeni gelişmeleri ele almaya çalışıyorum.

Ama ne mümkün..

Dönüp dolaşıp; yaşadığım, havasını soluduğum Mersin' e ve Mersin' de son dönemde yaşananlara odaklanmak zorunda hissediyorum kendimi..

**

Gün oluyor; Mersin bir yana Türkiye' yi Akdeniz' in en önemli ticaret ve lojistik üssü haline getirecek, yıllardır dile getirdiğim konteyner terminal limanın 'Doğu Akdeniz' e kaydırılması, yerine polipropilen tesisi kurulması gibi akıl almaz projeler çıkıyor karşımıza. Ve ben kentin kalbine saplanan bıçaktan farksız o projenin gerçekleşmesi halinde başımıza nelerin geleceğini anlatmaya, bu yönde kamuoyunu aydınlatmaya çalışıyorum.

Bir başka gün, cennetten farksız Davultepe bahçelerine göz dikenleri teşhir etmeye, kıyımı durdurma çabalarına omuz verirken buluyorum kendimi..

İki rant projesine karşı Mersin kamuoyunun duyarlılığı, pek çok kurumun mücadelelere katkısı sayesinde epeyi de yol aldık, alıyoruz..

Ama Mersin sanki bir yangın yeri..

Bir yerdeki alevleri söndürürken bir başka yerde yeni yangınlar görmek, oradan oraya koşmak, gelmekte olan tehlikeyi haber vermek elbette yorucu ama ondandan önemlisi kahredici..

Son talan girişimi 2005' te liman işletmesini 36 yıllığına devralan MIP isimli şirketten geliyor..

"Su uyur, rant uyumaz" deyişimi pekiştirecek bir projeyle çıkıyor karşımıza..

Aslında MIP' in ilk girişimi de değil. Daha önce 2009' da kent Merkezinin akciğerleri, Mersin' in kalan tek cazibe merkezi Atatürk Parkı' nın doğu bölümünü işgal çabaları Macit Özcan dönemi Büyükşehir Belediyesinde geri püskürtülmüştü..

Meğer boş durulmamış..

Şimdi yeni bir projeyle karşımızdalar..

Proje tanımı hafif kalır, 10 Ocak 2021 tarihinde Çevre ve Şehircilik Müdürlüğüne verdikleri ÇED dosyası talan için gün saydıklarını gösteriyor..

Ne mi yapacak MIP?..

Mersinlilerin feribot iskelesi olarak tanımladıkları rıhtımdan başlayarak Kongre Merkezinin önüne kadar uzanan denizi betonla doldurup deniz üzerinde yeni bir saha kazanacak ve bu sahaya konteyner dağlarını yığacaklar..

Saha derken küçük bir alandan söz etmiyorum..

176 bin metrekarelik denizi betonla doldurup konteyner depolama sahasına çevirmeyi hedefliyorlar..

Aslında hedeflemiyorlar, bizler koronavirüs belasıyla cebelleşip hayatta kalmaya çalışırken onlar planı oya gibi işleyip ÇED dosyasını Çevre ve Şehircilik Müdürlüğüne 'takdim' etmişler bile..

Çevremizi korumakla yükümlü kurum da süreci başlatmış, dosyayı askıya çıkarmış hatta bir aylık askı süresi dolunca 10 şubat 2021 günü İnceleme Değerlendirme Komisyon toplantısı da yapılmış..

Dosyada pek çok kurumun görüşü alınmış ta, diğer rant projelerinde ve her zaman olduğu gibi  'acaba Mersin halkı böylesi bir talana ne der?' diye sorulmamış tabii..

Sahi, Mersin halkı ne der? Ne yapar?..

Birileri çıkıp ilk kez mi deniz dolduruluyor? İlk kez mi betona boğuluyor mavilikler diye sorabilir..

Hayır, ilk kez olmuyor ama bu girişimin çok önemli hatta hayati bir yanı var..

Bugüne kadar hiçbir şirketin, en uyanığından en gözü karaya hiç kimsenin aklından, hayalinden Atatürk Parkının önündeki denizi doldurup konteyner depolama sahası yapmak gibi bir düşüncenin geçtiğini sanmıyorum..

Karşımızda ilk kez Mersin' in tüm siluetini değiştirecek böylesine  'ÇILGIN' yatırımı gerçekleştirmeye yemin etmiş birileri var..

Mersinliler ne mi yapmalı?

Elbette hukuki bir mücadele başlatılacak, elbette çevreciler gerekli tepkileri ortaya koyacak..

Ama bana kalırsa en etkili yöntem Kent Konseyi Mersin' deki tüm billboardlara, kentin dikkat çeken noktalarına, Atatürk Parkı' nın önünde yükselecek konteyner dağlarını gösteren poster asalım..

Göz görmeyince gönül özlemezmiş derler ya..

Gözler görsün ki, gelmekte olan felaketi görüp daha çok ağlayalım yitirdiğimiz Mersin' e..

Yıllar önce ne diyordu İlyas Halil; " Denizi doldurdular, uyuz it ölüsü gibi kentin dışına sürdüler"

Uyuz iti sürecek yer bile kalmayacak bu gidişle..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner198

banner185