banner269

Görme duyusu sağlıklı olan bir insan tarafından renklerin algılanması, ortamdaki ışığa, ışığın cisimler tarafından yansımasına ve öznenin göz yardımıyla beynimize iletilmesiyle gerçekleşir. Renk hayatımızın o kadar içindeki ruh halimizden, tercihlerimize kadar etkin bir rol oynamakta.

Bir sabah uyandığınızda renk körü olduğunuzu düşünün. Yazar Franz Kafka’nın Dönüşüm adlı kitabında bir sabah uyandığında kendisini böcek olarak bulması gibi. Günlük hayatınızda ne gibi değişikler yapmak zorunda kalırdınız? Giyeceğiniz kıyafetin uyumundan tutunda, trafik işaretlerine kadar, gittiğiniz bir otelde soğuk ve sıcak su musluğunu ayırt edemeyecek kadar çaresiz kaldığınızı, çocuğunuza alacağınız okul çantasının rengini dahi göremeyeceğiniz, yemeklerinizde kullanacağınız baharatları bile birbirinden ayırt edemeyeceğiniz, kısacası her şeyi gri olarak göreceğiniz bir yaşamı düşünün.

İşte bu gri hayatı yaşayan biri var. Adı NeilHarbisson. Ted konuşmalarından birinde denk geldiğim ve bizim normal ve doğal olarak, yaşayıp değerini kaybetmeden anlamayacağımız bir duruma dikkat çekiyor ve kendi renk körlüğünden doğan ilgi çekici bir çözümü dinleyicilerle paylaşıyor. O bir ressam ve renk körü. Hayatta bir ressamın başına gelebilecek en şanssız durumlardan biri olmalı bu durum.

Fakat Ressam NeilHarbisson durumundan pek şikayetçi değil çünkü kafasına yerleştirilen bir cihaz sayesinde renkleri ses dalgalarına dönüştürüp yorumlayabiliyor. Kısacası renkleri görmüyor ama dinliyor. Renklerin sesini duyabiliyor.

Harbisson, sıradışı durumundan şu şekilde bahsediyor;

      Benim için gökyüzü daima gridir, çiçekler daima gridir ve televizyon hala siyah beyazdır.

      Başıma yerleştirdiğim elektronik göz aslında önündeki renk frekansını saptayan bir renk sensörü-(Frekans sesleri)- ve bu frekansları kafasının arkasına yerleştirilmiş bir çipe yolluyor; böylece önümdeki rengi kemikten, kemik iletimi sayesinde duyabiliyor. (Frekans sesleri) Örneğin, eğer önümde şu varsa-- Bu morun sesi. (Frekans sesleri) Mesela bu çimen rengi. (Frekans sesleri) Bu kırmızı, gibi..

    2004'ten beri 8 yıldır renk duyuyorum; bu nedenle artık sürekli olarak renk duymayı normal buluyorum

     Hayat, renkleri duymaya başladığımdan beri çarpıcı bir şekilde değişti çünkü renk neredeyse her yerde. Örneğin en büyük değişim resim sergisine gidip Picasso dinleyebilirim. Konser salonuna gider gibi çünkü tabloları dinleyebiliyorum. Ve süpermarketler, bunu çok şaşırtıcı buluyorum, süpermarketlerde dolaşmak çok, çok çekici.

      Ayrıca giyinme tarzım da değişti. Önceden güzel görünen şekilde giyinirdim. Artık kulağa hoş gelen şekilde giyiniyorum.

      Ayrıca, yemeğe bakış şeklim değişti çünkü artık tabaktaki yemeği düzenleyip en sevdiğim şarkıyı yiyebiliyorum. Sergileme şekline bağlı olarak duyabiliyor ve yemekle müzik besteleyebiliyorum.

     Aynı zamanda güzelliği algılayış şeklim değişti, çünkü birine baktığımda yüzlerini duyuyorum; bu nedenle bir kişi çok güzel gözüküp kulağa korkunç gelebilir. Bunun zıttı da olabilir, tam tersi. İnsanların ses portrelerini yaratmaktan çok hoşlanıyorum.

     Asla alakalı bulamayacağım bazı kişiler benzer duyuluyor. Prens Charles'ın, Nicole Kidman'la bazı benzerlikleri var. Gözlerinin sesi benziyor.

     Böylece müzik ve insanların seslerini resmetmeye başladım çünkü insan sesleri renklerle bağdaştırdığım frekanslara sahipler.

     360 rengi algılayabildiğim bir noktaya ulaştım, tıpkı insan görüşü gibi. Renk çemberinin bütün derecelerini ayırt edebiliyordum. Ama düşündüm ki insan görüşü yeteri kadar iyi değil. Çevremizde bizim algılayamadığımız ama elektronik gözün algılayabildiği birçok renk var.

      Bilginin duyularımızdan geldiğini hepimizin bilmesi gerekir, yani duyularımızı geliştirirsek, bilgimizi de bunun sonucu olarak arttırmış olacağız. Bence, cep telefonlarımız için uygulama üretmeyi bırakıp, kendi vücutlarımız için uygulamalar üretmeye başladığımız zaman hayat daha heyecanlı olacak. Sanırım bu yüzyıl içinde göreceğimiz büyük bir değişim olacak.

NeilHarbisson’u dinledikten sonra çevremde gördüğüm renklerin seslerini düşünür oldum fakat bunun elektronik bir cihaz sayesinde yapılması fikri bana pek cazip gelmedi. Elbette renk körlüğü problemi olanlar için iyi bir çözüm fakat sağlıklı görme duyusuna sahip bireylerin en önemli özelliği yorumlama yeteneği. Sarı rengini hiç görmeyen biri güneşi hayal edebilir mi? Yeşil rengi sadece bir cihaz sayesinde kodlama yoluyla ayırt eden biri doğanın güzelliğini yorumlayabilir mi? Ben ressamın kendi vücutlarımız için uygulamalar üretme fikrine katılmıyorum. İnsanın en önemli özelliği yorumlayabilme özelliği ve bu özellik bizlere farklı bakışaçıları sağlıyor. Herkesin aynı yorumu bir cihaz sayesinde hissetmesi tek tip insan modelini ortaya çıkarabilir.

Örneğin iki farklı ressamın aynı nesneyi kendi tarzlarında resmettiği iki tablo düşünelim, iki farklı tabloya baktığımızda her ikisinin de aynı nesne üzerindeki algılarının tamamen farklı olduğunu görebiliriz. Zenginlik bu değil midir?

Yaşam yorumlarımızdan ibaret. Kiminle dost, kiminle arkadaş, kiminle sevgili, kimin kötü, kimin iyi ya da neyin doğru neyin yanlış olduğu fikirleri tamamı ile yorumlarımıza bağlı ve yorumlarımız ve yargılarımız bizi üretilmiş cihaz ve makinelerden ayıran en önemli özelliğimiz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner265

banner262

banner233

banner231

banner264











ucansupurgedernegi.com digifestnyc.com
dinamobet Canlı Casino Siteleri Bet365 Giriş 1xbet sultanbet