banner214
RESSAM KADİR AKYOL, "HAYALİM SANAT KÖYÜ KURMAK"

İmece Kent Söyleşilerinin bu haftaki konuğu Ressam Kadir Akyol.

Kadir Akyol'la Mersin ve sanat üzerine konuştuk.

Mersin'de sanatın 90'lı yıllara oranla geri gittiğini belirten Akyol, resme gönül veren gençlerin kendilerini ifade etmekten çekinmemelerini söyledi.

Yerel yöneticileri sanata destek vermeye çağıran Aksoy, üniversitede Akademisyen olmak isteyen öğrencilerin önlerinin kapalı olduğunu dile getirdi.

- Kadir Bey sizi biraz tanıyalım.

Ben Kadir Akyol, öncelikle Canız, dünya denen yere ziyarete geldik. Burada sanatla uğraşıyorum. Başka yaptığım bir iş yok. Yaklaşık 16 yıldır profesyonel olarak bu işi yapıyorum. Bu süreçte 4 üniversite, 1 lisans, 2 master bir de doktora sığdı. İşim gücüm resim yapmak. Kendimi gezerek daha çok ifade ediyorum. Bir resmin karşısında durarak kendimle daha çok yüzleşebiliyorum. “Nereden geldim nereye gidiyorum” diye düşünebiliyorum. Sanat benim için bilinmez bir velinimet.

-Bir sanatçı olabilmek için kendi tarzın usulün olması gerekiyor. Kadir Akyol denildiğinde biz ne ile bilmeliyiz sizi?

İlk önce varlığıyla insanlığıyla biliriz. Hayatımın merkezi resim olarak görünse de aslında sadece hayatımın bir parçası. Asıl olan kendimi arayışım. Ama bana ait bir şey yok. Ben bir toplayıcı harmanlayıcıyım. Var olan hiçbir Üslup bana ait değil. Hepsi dünya malı. Danteller, semboller, ritim. Geleneksel modern karışımı bunların hiç biri bana ait değil. Ben de bir yerden beslendim. Hayatın kendisi bu çünkü.

-Biraz Ahmet Yeşil hakkında konuşalım.

Ahmet Yeşil ile ben 17 yıl önce tanıştım. Mersin’deki tek değerimiz o. O süreçte karşılaştık iletişimimiz kopmadı. Benzer frekansta tutunduk. Bize abilik yaptı. Yurtdışı yurt içine yıllarca git gel yaptık. Bize asıl resmi öğretti. Bize piyasada nasıl dayanacağımızı öğretti. Bilgilerini aktardı bize. Birbirimize fikirler veririz. Ona teşekkür ediyorum.

-Sanat kulübü önceden daha aktifti. Binaları vardı. Sergiler açılıyordu.

Evet, o zamanlar aktifti. Bunun üniversite ile bağlantısı var. Üniversiteden hocalar destek verirdi. Şehir dışından, galerilerden, sanatçılar akış vardı. Tek merkez İstanbuldu. Ankara, İzmir’den sonra da Mersin geliyordu. Yalnız üniversitenin içi boşaldıktan sonra, hocalar gitmek zorunda kalınca şehirde profesyonel olarak bu işi yapan da çok az insan var. Sanatçıların birçoğu Mersin’den taşındı.

-Üniversitenin buradaki potansiyeli nedir. Özellikle güzel sanatlar fakültesi var. Buradaki çocukların geleceği var mı?

Süreç eğer böyle devam ederse ben gelecekleri olacağını düşünmüyorum. Çünkü insanlar teknolojiden kaynaklı güzel avantajlar sağladı bunun yanında dezavantaj da sağladılar. Telefonun bağımlılığından kaynaklı, maalesef yetenek üretimi olmuyor. Okul da bunun eğitimini tam olarak veremiyor. Üniversitede öğretmenler bunu tam olarak yapamıyor. Bizim işimiz beceriye, yeteneğe dair. Tek el becerisi değil. Söz becerisi, dünyayı takip etme, müze galeri takip etme. Her şeyin dışında dünyayı takip etme. Kendi yaşıtlarının dünyanın diğer ucunda ne yaptığını bilmezsen dünyayı bilemezsin. Ama maalesef öğrenciler ne yapacaklarını bilmiyor. Yanlış eğitim veriliyor.

-Türkiye gerçeğinden çıkarsak Mersin’de resmin gidişatı nasıl?

Eğer fiziki konumdan sanattan bahsediyorsak mersinde sanat gerçeği yok. Maddi olarak da benim Mersin’den bir kazancım yok. İstanbul ve yurtdışından gelirim daha çok. Burada sadece yaşıyorum. Mersin’i sevdiğimden dolayı. Uzun zamandır buradayım burayı kervansaray olarak kullanıyorum. Gel git yapıyorum. Buradan karşılık alamıyorum, alacağımı da sanıyorum.

-Tüm bu konuşmalarımız, Mersin’de profesyonel bir galericiliğin olmayışından kaynaklandığını düşünüyorum. Siz ne düşünüyorsunuz?

Maddi olarak Mersin’de potansiyel var. Altyapısı ve entelektüel yapısından kaynaklı Mersinin bir güzelliği var ama bu kullanılamıyor. Bu 10-15 yıllık süreçte de var olan galerileri kaybettiği için bu kültürden de mahrum kalındı. Bu potansiyeli kullanamıyorlar.

-Kadir Bey son olarak, toparlayacak olursak gençlere ne önerirsiniz?

 Korkmasınlar, altı üstü öleceksin. Keyifle yaşa! Dünyayı gezdim. Eğitim aldım. Her şeyi sıfırdan yaptım ben de. Korkmasınlar, toplumun ya da sistemin dayattığı sanat muhabbetleri olmak zorunda değil. Eğer siz kendi kararlarınızı verip, kişiliğinizi oturtursanız kendiniz olursunuz. Ama sürekli başkalarının laflarıyla hareket ederseniz herkes olursunuz.

-Son olarak toparlayacak olursak, yerel yöneticilerden kamuoyuna bir çağrınız var mı?

Benim yıllardır bir hayalim var. Bir sanat köyü projem var. İstediğim kendini arayış ile ilgili bir şey. Bir yer alıp kendi atölyemi kurmak istiyorum. Şu an üniversiteden yanıma gelen öğrenciler var. Onlar burada asistanlık yapıyorlar. Okulda 4 yılda alacakları eğitimi burada 3 ayda alabiliyorlar. O yüzden karları var. Benden aldıkları ufak bir burs var. İstediğim bunu büyütmek. Konseptler yapmak, aynı frekanstaki insanları toparlamak. “Nereden gelip nereye gidiyoruz” diye tartışmalar yapmak. Atölyelerin uğraşın olduğu bir yer. Her şeyi kendimizin üreteceği bir yer. İçinde gerçek bir galerinin olduğu bir yer. Yaşam alanı oluşturacağım bir yer. Konaklama olacak ufak yerler.  Aslında istediğim dolu dolu bir yer. Çocuklarla da iç içe yapılacak bir projem var. Böyle bir şeye destek olurlarsa ne güzel olur. Benden önce de yaparlarsa ben destek çıkarım bu vakıf haline de gelse ne güzel olur.

Söyleşi: Gizem TOKKUZUN

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner227

banner233

banner255