banner165
Şahmeran, gerek Anadolu’da ve gerekse Ortadoğu coğrafyasında ünlenen bir efsane öznesidir.  Farsça kökenli ‘Şah-ı meran’, yani ‘Yılanların Şahı’ diye bilinir.  Efsaneye göre genç ve güzel bir kadın kafasına sahip, bedeni ise yılan şeklinde olan yaratıktır.
Şahmeran, akıllı, iyiliksever ve yaşlanmaz bir yaşama sahiptir.  Anadolu topraklarında Cizre, Nusaybin ve Mardin dolaylarında yaşadığına inanılır.  Ancak en belirgin rivayetler Tarsus kökenli olduğunda hemfikir olurlar.
Bu efsaneden hareketle bir de tevatür yerleşmiştir Kilikya coğrafyasında; “Adana selden, Tarsus yılandan ve Mersin yalandan yok olacaktır!”. Bu tekerleme tevatür bile Şahmeran’ın ana konaklama ve yaşam yöresinin Tarsus olduğuna tanıklık edebilir.
Cemsab (bazı notlara göre Camsab), odunculuk yapan bir delikanlıdır.  Bir gün ormanda çalışırken bal dolu bir mağara bulurlar arkadaşları ile birlikte.  Beline ip bağlayan Cemsab mağaraya iner ve sepetlere doldurduğu balları ise arkadaşları iple yukarı çekerler.  Bal kalmayınca mağara içerisinde artık yukarı çıkmak isteyen Cemsab’a arkadaşları ipi salmazlar, balı onunla bölüşmemek için.
Mağaraya hapsolan Cemsab, araştırınca ince bir delikten sızan aydınlık bölme görür ve bıçağı ile deliği genişletince bol ışıklı bir avluda bulur kendisini.  O mekân yılanların yuvasıdır ve az ileride bir taht üstünde oturan güzel ve genç kadın kafalı ama yılan bedenli kraliçe vardır.  İşte bu yaratık Şahmeran’dır. ( Orta-asya kökenli Türk efsaneleri bu yaratığa Erböke adını vermişlerdir.  Bazı kaynaklar ise İşböke diyorlar).
Şahmeran, Cemsab’ı konuk eder ve günlerce onunla sohbet eder.  Ancak Cemsab, ailesini özlediğini ve geri dönmek istediğini söyleyince, Şahmeran onu karşısına alır ve onunla şöyle konuşur.  Bakalım ne söyler; “Seni sevdim ve burada kalmanı dilerim.  Ama ailene olan özlemine de saygılıyım.  Bu nedenle dönmene engel olmayacağım.  Ama bana söz ver; varlığımdan kimseye söz etmeyeceksin ve yurdumu kimseye tarif etmeyeceksin.  Bir de unutma, beni tanıdığın için bedenin pullarla kaplandı.  Bu nedenle hamam giderek diğerlerinin yanında soyunma ve bedenini gösterme”.,
Cemsab, vedalaşır ve kendisine gösterilen yollarla Tarsus’a döner.  Ailesi ile kaynaşır ve işine devam eder, ancak asla hamam gitmez.
Bir süre sonra Tarsus kralının kızı hastalanır.  Aksakallı bir kâhini huzura getirir vezir ve kralla kızının sağlığı için buluşturur.  Kâhin, prensesin iyileşmesi için Şahmeran’ın etini yemesi ve suyunu içmesi gerektiğini söyler ve ekler, Şahmeran’ın yerini bir tek kişi biliyor ki, bu kişinin bedeni yılan gibi pullarla kaplıdır.
Vezir, tüm ahaliyi hamama sokar ve soyundurur.  Bedeni yılan pulları ile donanmış olan Cemsab hemen teşhis edilir.  İşkenceler sonrası Şahmeran’ın yerini söyler.
Askerler adresi bulur ve Şahmeran’ı halatlarla bağlayarak alan taşırlar.  Şahmeran, sözünü tutamadığı için ağlayan Cemsab’ı yanına çağırır ve konuşur; “ İnsanoğlunun sır tutamadığını bilirim.  Bu nedenle de sana kızgın ve kırgın değilim. Kafamı kesince bedenimi üçe ayır ve üç ayrı kazana koydur.  Birinci kazanın etini ve suyunu başta vezir olmak üzere beni getiren askerlere ver.  İkinci kazandaki eti ve suyu prensese ve krala sun.  Son kazanın içeriğini ise sen ye ve iç, böylece Lokman Hekim olacaksın.  Bir de sakın diğer yılanlara başıma geleni anlatmayın, aksi halde kenti yılanlar basar ve tümünüzü yok ederler”.
Olay böyle gelişir ve birinci kazanın etini ve suyunu kullananlar ölürler.  İkinci kazanın eti ve suyunu tüketen prenses iyileşir ve kral daha sağlıklı olur.  Üçüncü kazanın suyunu içen ve etini yiyen Cemsab ise ölümsüz Lokman Hekim oluverir.
Efsaneyi değişik yazılımları ortak kılarak size anlattım.  Ama bu yazının muradı şudur;
Fırçası ile Şahmeran efsanesini kendince kurgulayan Ressam Rafet Van Usta’nın kendine özgü tablolarına bir göz atın, hatta evinizin duvarına asın ki, Şahmeran efsanesi sizlerle yaşasın ve bütünleşsin.
Özellikle Tarsus kökenli sanatseverler, bilhassa Tarsus Belediyesi, bir Şahmeran tablosunu duvarına asarak, efsanenin gerçek yöresinin kendi kentleri olduğunu tüm cihana ilan etsin, derim.
Rafet Van Ağabey, yaşamını evi ile atölyesi arasında geçiriyor.  Sağlık sorunları nedeni ile sıklıkla kendisini görebilmek şansımız olmuyor.  Tuvallerine kendi kurguladığı efsaneleri yansıtan ve Şahmeran’ı, kendi algısı ile “Balık Şahmaran” diye çizen Rafet Usta’yı dilerim ihmal etmeden atölyesinde ziyaret edersiniz.  Atölyesi, Müftü Camii karşısındaki caddenin soldaki ilk sokağının ucundadır ( Telefon: 0.536.620 91 03).
Almasanız bile tabloları seyredin, efsanenin Rafet Usta tarafından daha da mitolojik kimlik kazanmış şeklini ondan duyun ve ziyaretiniz ile O’nu onurlandırın.
Efsaneler yaşatıldıkça yeni kuşaklara kalır!..
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner186

banner189

banner185

banner188