banner214
 "Kimsecik" serisinin üç kitabı Yağmurcuk Kuşu, Kale Kapısı ve Kanın Sesi’nde,  Van'dan Çukurova'ya göç ederken, yolda ölmek üzereyken bulduğu  Salman'ı büyüten İsmail Ağa’nın öyküsü anlatılır. Salman ailesi katledilen bir Yezidi'dir.
Yaşar Kemal Anadolu'da yaşamış olan ve dilden dile dolanan pek çok şahsiyetin hayatını ve efsaneyi romanlaştırmıştır. "Çakırcalı Efe", "Üç Anadolu Efsanesi", "Ağrı Dağı Efsanesi" ve iskan Kanununa rağmen yerleşik düzene geçmemek için direnen daha sonra Çukurova'da yerleşmek için bir karış toprak bulamayan Türkmen yörüklerinin dramının  anlatıldığı "Binboğalar Efsanesi" bu romanların en önemlilerindendirler. Teneke, Yılanı Öldürseler, Kuşlarda Gitti, Tek Kanatlı Bir Kuş, Hüyükteki Nar Ağacı, Ağıtlar, Al Gözüm Seyreyle Salih ve İstanbul üzerine yazdığı  "Deniz Küstü" romanı diğer eserleridir.
Yaşar Kemal'in yüz civarında makalesinden oluşan "Baldaki Tuz" adlı kitabı, O'nun düşünce yapısı hakkında bize fikir verir. "17-18 yaşlarında bende sol düşünce belirmeye başladı" diyen yazarın, pek çok aydından farklı olarak olaylara yaklaştığını bu makalelerde bulmak mümkün. 1967 yılında yazdığı Sömürgecilik, milliyetçilik ve din adlı makalede; İmam Hatip Okullarının açılmasının altında dini kalkan olarak kullanan burjuvazinin yattığını "İmam Hatip Okulları azıcık kendine gelsin, azıcık Türk milletinden yana olsun, yani beynelmilel soyguncu şebekesinin ne olduğunu anlasın, bakın bakalım yerinde kalabilir mi, iki gün içinde İmam Hatip Okullarının yerinde yeller eser. Köy Enstitülerinden beter ederler onu... Bir gün İmam Hatip Okullarının fıkara köylü çocuklarıda uyanacaklar, işte o zaman seyreyleyin siz burjuvaları. Bakın bu okullara atacakları iftiraları" diyerek 28 Şubat 1997 yılına ışık tutabilecek kadar devleti tanımaktadır.
Yaşar Kemal'in Romanlarında Din anlayışı
Yaşar Kemal’in romanlarında doğrudan bir din karşıtlığı görülmez.   Ama dini hakkıyla temsil eden din adamlarıyla birlikte yer yer  dini istismar eden imamlar da romanlarda yer alırlar. Akçasazın Ağalarında  herkesin katilin kim olduğunu  bildiği halde korkudan çekindiği için konuşamadığı Koca Reis’in öldürülüşünü cesurca haykıran Kürt İmam, hakkı haykıran bir kahraman olarak sunulurken,  Hacı Kurtboğa ise, erkekleri  Yemene askere giden bir köyde, kadınlarla evlenerek onların tarlalarına el koyan bir imam olarak sunulmaktadır. Yine İnce Memed’te Ferhat Hoca halkının yanında yer alan ve ağalara karşı direnen bir din adamı olarak anlatılırken diğer taraftan roman kahramanlarının dilinden  Allah inancı, peygamber ve namaz gibi kavramlar, İslam anlayışına aykırı olarak aktarılır okuyucuya. Din adına anlatılan akıl dışı öyküler, dini kullanarak insanların inançlarını istismar edenler ve sapkınlaşmış bazı anlayışların sorumlusu olarak  satır aralarında İslam anlayışı işaret  edilir adeta.
Yaşar Kemal’in romanlarında, İslam tasavvufunun zaman içinde tüm İslam Aleminde olduğu gibi Anadolu’da uğradığı bozulma sonucu ortaya çıkan ermiş anlayışı ile toplumların mit yaratma anlayışının birleşmesi sonucu oluşturulan kurtarıcı anlatımında, Anadolu tarikatlarında ve Alevi anlayışında önemli yeri alan öğeleri kullanmaktadır yazar. Kırklar, Yediler, Ocak, Yedi top ışık, Yeşil ışık, Ak libaslı ve Yeşil sarıklı insanlar, Kırkgöz Ocağı, Ulu, Efendimiz, Anacık Kadın gibi Anadolu tarikatlarının literatürü ve ermişleri çok sık kullanılmaktadır.
Romanlarda Allah’ın insan suretinde şekillendirmesi, Dağın Öteki Yüzü’nde köylülerin kendi içlerinden bir kurtarıcı ve ermiş yaratmaları pek çok makale ve akademik Tez’in konusu olmuştur.
Yaşar Kemal konusunda tez çalışması yapan Burak Yardım, Allah’ı insan suretinde vasıflandırmanın yanlışlığını ifade etmekle birlikte konuya daha masumca yaklaşmakta ve bu durumu hikâyenin yaşandığı köyün dini yapısına bağlamaktadır. "Orta Direk'te de birçok varlıktan medet uman Meryemce’nin Allah’ın sureti hakkındaki yorumları çocukçadır. Meryemce, zamandan ve mekândan münezzeh olan yaratıcıya beşeri özellikler atfeder. Meryemce’nin, Allah’ı böyle tahayyül etmesi, tanrılara insan özellikleri veren İslam öncesi dini ve kültürel inanışlardan kalma olmalıdır. Üç eserde de köylülerin din konusunda yeterince bilgiye sahip olmadıkları görülür. Bu durum Yaşar Kemal’in köyü ile benzerdir.
Hatice Katar Bolat ,  ise Taşbaşoğlu’nu ermişleştirmesini şöyle açıklar: “Halk sığınacak başka bir şey, somut bir varlık bulamayınca, efsaneye, mite yönelmiş, kendilerine bir ermiş yaratmıştır. Yerin demir,göğün bakır olduğunu, yani hiçbir yerden bir gelirin gelmez olduğu bir ümitsizlik anında doğar bu ermiş.”
Aynı konuda tez çalışmaları yapan Dr. Hasan Yürek ise bu durumun Şaman anlayışının bazı öğelerinin  İslam inancına katılması  sonucu olduğunu belirtir. Kurtarıcı anlayışının ise Marksist Estetik anlayışına uygun olduğunu ifade etmektedir;Ali, eski Türk inançlarında olduğu gibi kutsal ceviz ağacına bir ruh bir kutsiyet verirken,İslam dininin etkisiyle ağacın altında namaz kılmanın kendisine ve ailesine uğur getireceğine, ağacın altında namaz kılarak içerisinde bulundu şu zor durumdan kurtulacağına inanır. Yazar, burada Türk insanının dini yaşamında eski Türk Şaman inançlarıyla İslam dininin sentezini Ali’nin suretinde okuyucuya yansıtır. Yukarıda belirtilen bağlamda Dağın Öte Yüzü’nün Marksist estetik paralelinde ortaya çıktığı söylenebilir. …Marksist estetiğe göre “insanlar, maddi yaşamları için toplumsal üretim içinde, kendi istemlerinden bağımsız ilişkiler içine girerler ve bu ilişkiler, maddi üretim güçlerinin belli bir gelişme basamağını karşılarlar. Bu üretim ilişkilerinin tümü, toplumun ekonomik yapısını, real temeli oluştururlar ve bütün hukuksal, politik üst yapı bu real temel üzerinde yükselir.” (Tunalı, 1976: 107) Bir başka ifadeyle bu anlayışta olaylar, maddi ve ekonomik sebeplerle açıklanır. Nitekim Dağın Öte Yüzü’nde ermişliğin ortaya çıkışı ve ortadan kalkışı maddi sebeplere bağlıdır.
Lokman Baran   bu durumu fakirliğin beraberinde getirdiği sıkıntılardan ve korkulardan kurtulmak isteyen Yalak köylülerinin, kendi uydurduğu mite inanışları ve bu mitten kurtuluş ummaları ve yazarın esasen köylülerin ekonomik sıkıntılarına dikkat çekmek istediği şeklinde izah etmektedir.
Yaşar Kemal romanda ki ermiş’i neden yazdığını Erdal Kıral’la yaptığı bir görüşmede şöyle ifade etmiştir: Bir de üç bölümlük uzun bir roman dizisi yazdım… Bir ermişin doğuşunu anlatmağa çalıştım. Bu bir alegoriydi. Dinlerin, diktatörlerin, peygamberlerin, ermişlerin doğuş sebeplerini araştırdım. Ortadirek, Yer Demir Gök Bakır, Ölmez Otu bu araştırmanın sonucudur. İnsanoğlu sıkışınca toplum olsun, kişi olsun kendine sığınacak bir düş dünyası yaratıyor, bir kişi yaratıyor. Yani, insanoğluna yer demir gök bakır olunca insanoğlu kendisine bir başka sığınacak dünya, sığınacak bir kişi yaratıyor. Bu, insanoğlunun yaşamında üstünde durulacak önemli bir yer.
Yaşar Kemal yine kendisiyle yapılan bir röportajda din ile ilgili görüşlerini şöyle açıklamaktadır. Bizim köyde dinsel söz çok az edilirdi diyor Yaşar Kemal. Köyün bir camisi vardı minaresi olmayan. Cumadan cumaya, o da yaşlı köylüler namaz kılarlardı. Başka din üstüne bir şey anımsamıyorum. Geçenlerde Suriyeli bir şair bana sordu, sizde, sizin romanlarınızda dedi, insanlar çok az namaz kılıyorlar, ya da hiç kılmıyorlar, acaba sizin halk Müslüman değil mi? Bizim halk Müslüman'dı ama din onlar için yaşamın çok aşağısındaydı. Din, son otuz yılda halka inebildi. Benim yazdıklarım gelenekler, Müslümanlığa sığınmış eski mitler olacak.
Gerek Dağın Öteki Yüzü, gerek Akçasazın Ağalarında ve gerekse İnce Memed dörtlemesinde kişilerin Allah’a yakarışlarında Tanrının insan suretinde tavsif edilmesi, geçmişte Kelam İlmi içinde bir ekol olan ve Tanrıyı ve sıfatlarını, insana ve insan sıfatlarına benzeten sapkın Mücessime Mezhebini hatırlatır bize.
Orta Direk'te Meryemce'nin Allaha yakarışında kullandığı; "Allahım, karagözlü, ak sakallı, nur yüzlü yiğidim."  ve Yer Demir Gök Bakır'da; Cumali Onbaşı'nın; "Yeryüzüne insan yaratığı gibi değerli hiç bir yaratık gelmemişti. Allah bile insan suretinde tecelli ederdi."  ifadeleri öylesine yazılmış cümleler değil, derin kökleri olan bir anlayışın özellikle vurgulanmasıdır.  Anadolu’da geçmişten gelen itikadı anlayışların diğer inanç ve görüşlerden etkilenerek İslam’ın Tevhid anlayışına aykırı bir anlayışa dönüşmeleri sonucu ortaya çıkan dinsel temalar, nedense Yaşar Kemal’in eserlerinde İslam olarak sunulur. En azından okuyucunun böyle algılaması sağlanır.
Tüm yorumlar bir tarafa “Ermiş” anlayışının romanda ana tema olarak işlenmesinin nedenini Yaşar Kemal çok net bir şekilde ifade etmekte ve bu durumu peygamberlerin ortaya çıkış nedeniyle ilişkilendirmektedir. İlahi vahye müstenid olarak gönderilen peygamberlerin ,aslında toplum tarafından bir kurtarıcı beklentisiyle ortaya çıktıklarına işaret etmektedir. Dolayısıyla Çukurova yakın tarihini sosyal, ekonomik  ve insan ilişkileri açısından son derece başarılı bir şekilde kaleme alan  Yaşar Kemal’in  aynı başarıyı bu coğrafya da yaşayan insanlarının dinini  yansıtmada göstermemesinin nedenini, yazarın köyünde dinin çok etkili olmadığına bağlamak safdillik olur. Yazar bir ideolojiye sahiptir ve yazarın dine bakışı bu ideolojinin bir yansımasıdır. Bunu anlamak mümkündür. Ama yazarın satır aralarında kahramanların ağzından Allah’ın varlığını inkar etmesi , namaz kılan insanların bunu sadece insanları aldatmak için kıldığı ifadesi , hırsızlığın bir peygamber mesleği olduğunu belirtmesi   dinden uzak bir köyün kahramanlarının  düşüncelerini ifade etmekten çok yazarın dini yorumlamasının sonucudur.
Yaşar Kemal’in öyküsünü yazdığı bu toprakların ve coğrafyanın insanlarının dinine bakış açısının ülkemizdeki aydın  bakışından çok daha farklı olması beklenirdi. Ülkemizde ki Türk ve Kürt sol hareketlerinin kodlarında bulunan İslam düşmanlığından ve döneminin sol yazarlarının roman ve eserlerinde dine, kutsala, peygambere ve din adamlarına karşı bilinçli olarak yürütülen küçültme ve karalama anlayışından  Yaşar Kemal’in de etkilendiğini görmekteyiz.  Tüm bunlara rağmen  Yaşar Kemal; Çukurova Tarihi’ni ve Anadolu insanının öyküsünü yazacakların  kaynak olarak başvurması gereken  yazar olmayı  hak etmektedir. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner227

banner233

banner255