banner165
Öne Çıkanlar yumurta mersin silifke hobi yerfıstığı yeniyıl hediye mersinli genç yetenek mersin Chp losemi

Bu haber kez okundu.

İMECE KENT SÖYLEŞİLERİ BARIŞ EROĞLU, "GÖÇ EVRENSEL BİR SORUNDUR"

-Sevgili Barış, önce sizi okurlarımıza tanıtalım.

-Barış Eroğlu olarak, 1982 yılında ‘maarif müfettişi bir dedenin torunu ve öğretmen bir anne babanın ikinci evladı olarak dünyaya geldim. İlk-orta ve lise düzeyinde eğitimlerimi Mersin’de tamamladım. Lisans eğitimimi Gazi Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği bölümünde, Yüksek Lisans eğitimimi de Gazi Üniversitesi Eğitim Yönetimi ve Denetimi bölümünde tamamladım.

Tez çalışmamı ‘Göçle Gelen Öğrencilerin Eğitim Sorunları’ üzerine yaptım. Bu alanda öğretmenlerin mesleki gelişimlerine destek olmak üzere Erasmus+ projeleri koordine ederek Finlandiya, İtalya, Estonya’da bir dizi eğitimlerin düzenlenmesini sağladım.

18 yıl önce öğretmen olarak başladığım meslek yaşantımın son iki yılında eğitim yöneticisi olarak görev yapmaktayım.

- Bunca birikime karşılık neden öğretmenlik mesleğini seçtiniz?

-Kendimi bildiğim günlerden beri eğitim konusu ailemiz için kökleşmiş bir değerdi. Ülkemizin geleceğinin eğitimle şekilleneceği fikri daha o yaşlarda beynimde yer etmişti. Üretenlerden, öğrenenlerden, düşünenlerden, sorgulayanlardan ve çözüm üretenlerden oluşacak bir toplumun inşa edilmesinde benim de katkım olabilir düşüncesi ile kendimi bu mesleğin içinde buldum.

Öğretmenlik mesleği insanların para kazanmayı amaçlayacağı bir meslek değildir. Özveri ile ortaya konacak ve toplumun geleceğinin şekillendirebilecek en önemli meslektir. Aydınlık yarınlar için öğrencilerimin hayatına yatırım yapmayı bir öğretmen olarak ayrıcalık olarak görüyorum.

-Neden ‘Göçmenlerin Eğitim Sorunları’ üzerine çalışmalar yaptınız?

-Öncelikle çalışmalarımın temelini de ‘Mersin İli Örneği’ oluşturduğunu belirtmeliyim. Mersin’in özellikle 80’li yılların sonlarında itibaren yoğun göçe maruz kaldığını herkes bilir. O dönemde 

ülkemizin doğu illerinden batıya doğru yaşanan yoğun göçten en çok etkilenen illerin başında Mersin de gelmektedir. 

Göç, toplumsal yapıyı etkileyen bir olgu olup göçle gelenlerin entegrasyonu da yıllar alan uzun bir süreçtir.  80’li yıllardan sonra yaşanan göçün eğitime etkileri henüz yeni yeni çözülmeye başlanmışken Suriye’de yaşanan savaştan ötürü ülkemize ve dolayısı ile ilimize yönelik yaşanan ve yaşanmakta olan göç dalgası yeni sorunları da beraberinde getirmiştir. Eğitimde yaşanılan sorunları ‘göçmen öğrencilerinin ve ailelerinin bakış açılarıyla’ tespit edip sorunlara yönelik çözüm önerileri sunmak için ‘Göçmenlerin Eğitim Sorunları’ üzerine çalışmalarım yoğunlaşmıştır.

-Göç, Göçmenlik gibi kavramların toplumumuzdaki ve eğitim-öğretim faaliyetleri üzerindeki etkileri nedir?

-Göçü sadece bir yer değiştirme hareketi olarak tanımlamak göçün etkilerini anlatmak açsından yetersiz kalabilir. Göç, bir başka deyişle, coğrafi mekân değiştirme sürecinin ekonomik, kültürel, sosyal ve siyasi yönleriyle toplum yapısını değiştiren nüfus hareketidir. Göçler temelde iç göç ve dış göç olarak ikiye ayrılır. Dış göçle yer değiştirenlere de göçmen denir. Türkiye’de yıllarca süren iç göçün ve son yıllarda yaşanan Suriye’den gelen mültecilerin yarattığı sorunlar ve kentlerin bu duruma hazırlıksız oluşunun sonuçları farklı şekillerde sıralanabilir. Ortak görüş olarak:

Kentleşme ve Kentle Bütünleşme Sorunları, İşsizlik ve Ekonomik Sorunlar, Alt Yapı, Ulaşım ve Sağlık Sorunları, Güvenlik Sorunları, Eğitim Sorunları göçün yarattığı önemli sorunlardır.

Görüldüğü gibi göç toplumu her yönüyle etkilemektedir. Bizlerde eğitim camiası olarak göçten etkilenen eğitim sistemimizin sorunlarını çözebilmek için çalışmalarımızı yapmaktayız.

Göçün eğitim sistemimize etkilerini iç göç ve dış göç çerçevesinde ayrı ayrı ele almakta fayda vardır.

İç Göçün eğitim sistemimize etkileri yıllardır çözülmeye çalışılan bir durumdur. İç göçün aileler üzerinde yarattığı birincil sorun ekonomik sorunlardır. Çocuklarının eğitimi öncelikli değildir. Bu durumda eğitime verilen önemi azaltırken çocuk işçiliğine de neden olmaktadır. Bir diğer sorun ise, göçün çarpık kentleşmeye etkileri ile oluşan kalabalıklığın okullara etkileridir. Yetersiz binaların ve artan sınıf mevcutlarının etkileri sadece göçle gelen öğrencileri değil tüm öğrencileri etkilemektedir. Güvensiz ortamlarda büyüyen çocuklar için şiddet ve suça eğilim durumları da artmaktadır.

Son yıllarda yaşadığımız sorunların nedeni ise Suriye’den ülkemize yönelik dış göçtür. Ülkemizin uyguladığı açık sınır politikasının etkileri neticesinde eğitim sistemimiz ilk defa böylesine büyük bir göç sorunu ile karşı karşıya kalmıştır. Suriyeli çocukların eğitimi konusunda Türkiye, ilk andan itibaren bazı çalışmalar yapmış olsa da, eğitim politikaları geliştirme bakımından geç kalmıştır. Bu durumun nedeni ise, 2010 yılından sonra başlayan Suriye’deki savaşın kısa sürede son bulacağı ve Suriyelilerin ülkelerine geri döneceği konusundaki beklentidir.  Bu nedenle tüm eğitim çalışmaları geçici olarak planlanmıştır. Ancak beklentilerin aksine savaş tahmin edilen sürenin ötesinde uzamış ve Türkiye’ye yönelik kitlesel göç hareketi günler geçtikçe artmıştır. Suriyeliler ülke geneline dağılmaya başladıkça, ve bölgedeki istikrarın kısa sürede sağlanmayacağını belirginleştikçe Türkiye, geçici koruma statüsündeki çocukların eğitimi konusunda daha somut ve aktif politikalar takip etmeye başlamıştır. Eğitim uzun soluklu bir yapı olup göçmen çocukların eğitim sistemine uyumunun sağlanmasına ilişkin sorunlar devam etmektedir.

-Geçici koruma statüsündeki Suriyeli öğrencilerin eğitime erişilebilirliğinin önemi nedir?

Göçmen çocuklar için eğitim bir terapi alanı gibidir. Savaşın olumsuz etkilerini birebir yaşayan öğrenciler için eğitim, bu kötü deneyimlerinin etkilerinden uzaklaşabildikleri güvenli bir araçtır. Okullar ise güvenli bir alandır. Göçmen öğrenciler için sunulan eğitim fırsatları gün geçtikçe artsa da göçmen öğrencilerin eğitime erişebilmelerinin önünde birçok engel bulunmaktadır. Ucuz iş gücü olarak kayıt dışı bir işte çalıştırılma durumu ve kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmesi Suriyeli öğrencilerin eğitime erişiminde ve eğitime devam edebilmesinin önünde önemli bir engeldir. Ayrıca Suriyelilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılar çocukları emek sömürüsüne açık bir hale getirmektedir.

 ‘Suriyeli öğrencilerin eğitime erişimi neden önemlidir?’ derseniz, size vereceğim ilk cevap ülkemizde yerleşik halde yaşayan insanların eğitilerek nitelikli iş güne katkısının sağlanması gerektiğini söyleyebilirim.

-Suriyeli Öğrencilerin Eğitimi Sürecinde Okullarımızda Yaşanılan Temel Problemler Nelerdir?

Tahmin edebileceğiniz gibi en temel problem dil ve iletişim problemleridir. Suriyelilerin ülkemizin çeşitli yerlerine yayılması ile başlayan süreçte okullarımız dil bilmeyen öğrencileri doğrudan kabul ederek eğitim sistemine dahil etmeye çalışmışlardır. Bu yöntemin çocukların korunmasında, suça karışmasının önlenmesinde, istismar edilmesinin önlenmesinde birçok olumlu katkısı olmuştur. Ancak dahil oldukları sınıfların eğitim-öğretim faaliyetlerine ve davranış bozukluklarının ortaya çıkmasında da olumsuz etkileri görülmüştür. Göçmen öğrencilerin okullara doğrudan kabulü ile sınıf mevcutlarında görülen artış okullarımızda artan ayrımcılık ve şiddet içeren davranışların önlenmesinin önünde engel oluştururken entegrasyon sürecinin de uzamasına neden olmaktadır. Göçmenlerin ilk olarak kamplarda tutularak temel düzeyde dil becerilerinin kazandırılmasından sonra serbest dolaşım izninin verilmesinin daha doğru olacağı kanısındayım.

Öğretmenlerimizin sınıflarına bulunan bir göçmen öğrenci ile çalışma konusundaki mesleki yeterliliklerini de bu kapsamda değerlendirebiliriz. Öğretmenlerimizin bu konuda özveri ile çalıştıkları bir gerçektir. Ancak doğru yöntem ve tekniklerin kullanılması uyum sürecini hızlandırılacaktır. Bu amaçla hizmet içi eğitim faaliyetlerinin arttırılmasının faydalı olacağını da düşünüyorum.

-Son olarak yaşanılan sorunlara çözüm önerisi olarak neler söyleyebilirsiniz?

Şu ana kadar yaşanılan sorunların sadece küçük bir kısmına değindiğimizi söyleyebilirim. Bu mesele hafife alınacak bir mesele değildir. Sorun sadece göçle gelen aileleri değil onları içine alan toplumu da kapsamaktadır. Yani eğitimde yaşanılan sorunlara toplumun diğer kesimleri sessiz kalamazlar. Devletimizin ilgili kurumlarının koordinesinde tüm paydaşlar ile çözülebilecek bir yapı ortaya koymalıyız. Toplumun en temel taşı ailelerin ‘göçmen komşuları’ ile yaşayışlarından tutun eğitimde entegrasyon sağlanmasına kadar, tüm dinamikler yaşanılan sorunun çözümünde aktif olmalıdır.

Yaşanılan ekonomik sorunları bir kenarda bırakırsa eğitimsel sorunların çözümünde göçmenlere dil öğretiminin ilk şart olduğunu söyleyebiliriz. Devlet okullarının göçmen öğrencilere hizmet verme konusunda hazırlıksız yakalanmaları nedeniyle oluşan fiziki ve alt yapı yetersizliklerinin giderilmesi konusunda da çalışmalar arttırılmalıdır.  Ayrıca eğitimde baş rol oyuncusu olan Öğretmenlerin yabancı öğrencilerle çalışma konusunda mesleki bilgi ve becerilerinin arttırılması da sağlanmalıdır. Buna ek olarak ta müfredat üzerinde çalışmalar yapılarak sistemimiz bu duruma uyumlu hale getirilmelidir. Göçmen öğrencilerin psikolojik olarak desteklenmesi de şart tabi ki. Bu söylediklerimize ek olarak sayacağımız birçok önerimizde mevcuttur.

Söyleşi: Gizem TOKKUZUN

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner186

banner189

banner185

banner188