Öne Çıkanlar muharremince mersin vagon persembe vatandaş halk iktidar muhalefet imecehaber imecegazetesi çevre hedef saglık salı dünya İmeceHaber mersin idlib azez tır İmeceHaber covid tedbir sondakika küliye mersin carsamba özelhaber

Bu haber kez okundu.

“RANTI“ AYIP GÖREN KAFA DEVLETİN BÜTÇESİNİ SORUMSUZCA HARCAR!
 -ARZU KAYMAK: Çok eski bir sivil toplum örgütçüsüsünüz. Özellikle Mersin STK tarihinde belirleyici olmuş bir isimsiniz. Mersin'de nasıl bir sivil toplum anlayışı var? Bu işi iyi ve doğru yapıyor mu Mersin?

-MUSTAFA GÜLER: Mersin'de bir araya gelmeye ilk "Hilton toplantıları" adını verdiğimiz toplantılarla başladık. Bu toplantılarda demokrasi kültürünü, entelektüel kültürü oluşturmayı amaçlamıştık. Bu toplantılar, “Amigo” kültüründen kurtulmayı sağladı.

-ARZU KAYMAK :  Amigo kültürü?

-MUSTAFA GÜLER:Türkiye’nin bir hastalığıdır. Her şeye tek bir pencereden bakan, tek bir siyasi düşünceye entegre olmuş bir düşünme biçimi. Mersin, entelektüel insan potansiyeli olan bir kent ancak biz bunu birleştirip bir lobiye dönüştüremiyoruz. Lobi olmayınca bir başarı da olmuyor ve bir süre sonra insanlar sadece şikayet etmeye başlıyor.  Dünyanın yapabildiği şeyi yani lobiciliği biz yapamıyoruz. Mersin’in temel sorunu, lobiciliği başaramıyor olmak.

 

Mersin bir sanayi kenti olamadı. Bu nedenle güçlü bir yerel sermaye oluşmuyor.

-ARZU KAYMAK : Neden başaramıyor Mersin bunu?

-MUSTAFA GÜLER: Mersin göçle oluşmuş bir kent. Geçmişten devreden bir kültür yok. Doğal bir çekirdek yapı oluşmamış. Örneğin Antep’de köklü geçmiş aileler vardır, Konukoğlu ailesi gibi ve bunlar kentin kararlarında belirleyicidir. Ekonomik olarak güçlü bu aileler kentin reflekslerini kontrol ederler ve bunu yansıtırlar. Mersin ayrıca, ticaret kenti olmanın dezavantajını yaşıyor. Ticaret kentinde sermaye birikmez. Para harcama geleneği zayıf olur. Ticaret almayı sever, vermeyi paylaşmayı sevmez. Sanayide ise harcama kültürü vardır. Harcama kültürünün olmadığı bu ticaret kentlerinde ilişkiler sığdır, günübirlikçidir. Tacir, tabela asar, kazandığını hesap eder ve onu da kendi hesabına yatırır. Kazancı, yatırıma dönüşmez. Kentin konforuna yatırım yapar gereksiz olarak ama kentin geleceğine yatırım yapmaz.  Sanayi ise sabit, değişmez yatırım yapar ve ona sahip çıkar. Bizdeki ticaret kültürü sanayiye dönüşmedi. Bunun önü de açılmadı. Mersin aslında sanayi kenti olmaya açık bir kentti. Sanayi olmayınca yerel sermaye oluşmuyor. Sermaye oluşmayınca lobi oluşturabilecek siyasi entelektüel kültür oluşmuyor. Sanayi yatırım yapar. Yaptığı yatırımı alıp götüremeyeceği için bulunduğu yere hizmet ederek onu dönüştürme arzusu daha yüksektir.

-ARZU KAYMAK: Neden sanayi kenti olunamadı, temel sorun neydi?

-MUSTAFA GÜLER: Sanayicinin büyük alana ihtiyacı vardır. O’na yer tahsis etmek gerekir. Örneğin mersinde yatırım yapmak isteyen 70-80 sanayici sırada bekliyor, yer talep ediyor fakat yer gösterilemiyor.

-ARZU KAYMAK: Neden gösterilemiyor?

-MUSTAFA GÜLER: Buna her şeyden önce "öngörüsüzlük" diyebiliriz.  Bu konuyu öncelikle kentin büyükşehir belediyesi çözer. Planlama ile bunun önünü açar. Mersin uluslararası bir kent.  Her yerden yatırımcı gelir. Başka yerde üretip buraya getiriyorlar. Ama yer olsa yatırımcı gelir burada üretir ve buradan da dünyaya ihraç eder. 2. organizeyi açtılar, açmaları ile kapamaları bir oldu. Talep yüksek olunca talebi karşılayamadılar. Yıllardır bu sorun halledilemiyor. Kentin gelişmesi için sanayi şart. Mersin’de sanayi olmayınca  istihdam da kısa süreli oluyor. Genç nüfus, inşaat ya da tarımdaki geçici istihdam alanları ile hayatını planlayamıyor.  Bırakın borçlanmayı, ev sahibi olmayı evlenemiyor bile çünkü üç gün sonra işsiz kalabilir!

-ARZU KAYMAK: İnşaat sektörü kentin önde gelen sektörü oldu. Kentte hızlı ve kontrolsüz bir yapılaşma var. Tarım alanları, yaşam alanları hızla betonlaşıyor. Bir müteahhit olmanın yanında sosyal duyarlılığı olan birisi olarak bu konuda ne diyorsunuz?

-MUSTAFA GÜLER: Yılda 10-12 bin kişi evleniyor. Bu her yıl 10-12 bin ev demek.  Merkez nüfusu 900 bin olan bir kent için konut ihtiyacı ve talebi fazla demek. Üstelik göç alan bir kent ve yeni gelenlerin de konut talebi var.  Bu talebi nasıl karşılayacaksınız?

Ayrıca Mersin’de birçok mahallenin kentsel dönüşüme ihtiyacı var. Eski Mersin’in tamamı yani Akdeniz ve Toroslar’ın tamamının dönüşüme ihtiyacı var.  Akdeniz’in 28 mahallesi var 3 hariç 25 mahallesinin kentsel dönüşüme ihtiyacı var. Yaşanabilecek durumda değiller.  

Eğer bu bölgelerde kentsel dönüşüm sağlanırsa yeni konut alanlarının açılmasına gerek kalmayacak. Ancak, bu alanlar terk edilerek sürekli batıya doğru gidildikçe tarım alanları işgal ediliyor. Bu nedenle kentsel dönüşüm projelerinin siyasi amaçlarla değil, kentin ihtiyaçlarına dönük sağlıklı kararlarla yapılması gerekir. Konut talebi oldukça ve yeni alanlar açılmadıkça tarım alanları mecburen kullanılacak.

-ARZU KAYMAK: Bu meşru bir şeymiş gibi bahsediyorsunuz?

-MUSTAFA GÜLER: İnsanların ihtiyaçları karşılanmak zorunda! Belediyenin yaptığı imar planlarına göre sürükleniyorsunuz.  Belediye, planlama ile toprağın anayasasını belirliyor. Belediye planlama ile toprağı korumak zorunda. Müteahhit, belediyenin belirlediği yere gidiyor. Belirleyici olan, belediyenin planlama yetkisidir.

-ARZU KAYMAK: Büyükşehir belediyesi planlama yetkisini nasıl kullanıyor?

-MUSTAFA GÜLER: Planlama yetkisi büyük, önemli ve can alıcı bir yetkidir. Belediyenin iki görevi vardır. Birinci ve görünen görevi konfor sağlamaktır. ikinci ve örtülü görevi refah sağlamaktır. Belediye bütçesi kente refah sağlamaz konfor sağlar. Asfalt yaparsınız, park bahçe yaparsınız ve bunlar konfordur. Bir kentin gelişmesinde sosyal ekonomik rol, tayin edici rol belediyededir. Fakat kente refah sağlayamıyorsanız kentli konforun farkına varmaz. Aç bir insan için parkın yolun önemi yoktur. Belediye, konfor sağlamayı bütçesi ile yapar ama refah sağlamayı da planlama ile yapar. Planlama ile yatırımcının önünü açar, yönlendirir. Yapılan yatırım zenginlik ve refah sağlar, işsizliği önler.

Bir kentin zenginliği kentte yaşayan insanların zenginliğinin toplamıdır. Belediye, kentlinin zenginleşmesini kıskanmak yerine onun önünü açmalı, gurur duymalıdır. Kendi başarısı kentin zenginliği ile ölçülür. bakıyorum belediye başkanları açıklama yapıyor, "biz rant yaratmaya karşıyız" diyorlar.  oysa belediyenin görevi rant yaratmaktır. Belediye, yol açar rant yaratır sokak lambası diker rant yaratır, değer artırır. Şimdi burada önemli olan rantı sahibine yönlendirmektir. Kendi gücünü iltimas sağlamadan kullanarak Ahmet’in hakkını Mehmet’e pas etmemesi gerekir. Rantı, sahibine yönlendirmesi gerekir. Rant bir sorumluluktur ve bunu ayıp gören kafa, belediyenin imkanları ile refah yaratmak yerine sadece kendini konfor yaratmakla sınırlar, devletin verdiği bütçeyi sorumsuzca harcar.

Başarılı belediye başkanı kente refah sağlar. Örneğin celal doğan efsanedir bu konuda; Antep’i sanayi kenti yapmıştır. Hiç kimse Celal Doğan’ın topladığı çöplerden bahsetmez, kurduğu sanayiden bahseder.

-ARZU KAYMAK: Siz hem bir iş adamı, hem bir yatırımcı, müteahhit, siyasi ve entelektüel bir kimliksiniz. Bunların hepsi bir arada olunca kent dinamiklerini yönlendirebilecek bir “güç” de oluşturuyor. Bu güç komu oyunda bir takım ön yargılara yol açabiliyor. Örneğin 2014 yerel seçimlerinde Toroslar'da Bedrettin Gündeş'le beraber seçime girmeniz,"Mustafa Güler Toroslar'da ki ranta aday" dedikodusuna yol açtı.

-MUSTAFA GÜLER: Subjektif bir değerlendirme bunun ölçüsü ve tanımı yok. Bir kafa dar olarak buna bakabilir bu beni çok ilgilendirmiyor. Ben eskiden bu yana kendi işimi yapıyorum ve yapmaya da devam ediyorum. Üstelik Toroslar katma değerin en düşük olduğu yerdir. Yenişehir dururken ben Toroslar’a niye gideyim!? Bizim orda bir arsamız vardı, zamanında değerlendirdik bu arsayı ve“Bizimevler” projesini yaptık, öncü bir projedir. Fakat oradaki en lüks daire 150 bin liranın üzerine çıkmadı. Aynı daire Yenişehir’de 250 bin liradır. Şerefiye dediğimiz, bulunduğu adresten değer alan bir değerdir. Toroslar bu anlamda zayıftır. Nihayetinde ben bir meclis üyesiyim ve sadece mecliste öneri sunarım, karar veremem. Bu anlamda gülünesi bir dedikodu!

 Çavuşlu ve Osmaniye mahalleleri için alınan kentsel dönüşüm kararı doğru bir karar değil.  Bu mahallelerin şerefiye değeri düşük ve bu nedenle maliyetler çok yüksek olur. Hiç bir müteahhit böyle bir işi yüklenmez. Ev sahiplerine de çok fazla maliyeti olur. Osmaniye ve Çavuşlu yerine değeri yükseltilebilecek olan Alsancak Mahallesi tercih edilmeliydi.

-ARZU KAYMAK: Toroslar’ın yönetimine neden aday oldunuz?

-MUSTAFA GÜLER: Türkiye'de bir Kürt sorunu var ve bunun demokrasi içinde çözülmesi lazım.  Türkiye şiddetle bunu çözemedi. Hepimizin bu sorunun çözülebilmesi için omuz vermesi lazım. Kürt halkının kimliği inkâr edilmiştir. Kürtler kimliğini istiyor. Bunu isteyen mi suçlu vermeyen mi suçlu?  Burası kritik bir eşiktir. Ve bu eşikte hangi tarafta duracağınızı bilmeniz lazım. Bu benim için bir sosyal sorumluluk projesiydi. Ayrıca, Bedrettin Gündeş bizim yakın arkadaşımız. İnsan sevgisi ile dolu bir insandır. Onun, birlikte çalışabiliriz talebi sonucunda ben de gündemime aldım. Kürt sorunun çözülmesi, şiddetin ve ekonomik yoksulluğun çözülmesi için katkı da bulunmak istedim.

-ARZU KAYMAK: HDP barajı geçebilecek mi?

-MUSTAFA GÜLER: HDP’nin barajı geçmesi, Türkiye’nin geleceği açısından hayırlı bir iştir. Hem bir demokrasi hem de şiddetin sona ermesi için önemli.

-ARZUKAYMAK: HDP’den milletvekili adayı olur musunuz?

-MUSTAFA GÜLER: Hayır, benim herhangi bir siyasi partiye eklemlenmiş bir siyasi kimliğim yok. Yerel seçimlerde de parti üyesi falan değildim. Dediğim gibi, sosyal sorumluluk için hem de arkadaşımıza destek vermek için oradaydım.

-ARZU KAYMAK: Yerel seçimler biteli 10 ay oldu. Büyükşehir belediye başkanının çalışmalarını nasıl buluyorsunuz?

-MUSTAFA GÜLER: Seçilen belediye başkanı %32 oyla seçildi. % 68'si karşısında. Demokrasi için herkesi kucaklayıcı bir tutumda olması lazım. Belediye başkanı siyasi bir kimlik gibi davranmak yerine hizmeti ön plana çıkarmalı. Ne yazık ki biz bunu görmüyoruz. Kent barışı sağlanamıyor. Her konuda ayrışma ve gerginlik yaşanıyor.

Ağustos’da otogar açacağım demişti Şubat’ın ortalarına geldik hala otogarı açamıyor. Gerginleştirme sonuç vermiyor. “Ben böyle isterim!” demekle sonuç alınamıyor.  Yedi ay geçti daha ne olacağını bilmiyoruz. Başkanın egosundan dolayı kent hizmet alamıyor.

“ Kürtçe türkü söyletmem!” diyor. Belediye başkanının böyle bir tercihi olamaz. Belediyenin dili kültürü olmaz ama kentin olur. Soydaşı olmaz soyu olmaz ama kentte yaşayanların vardır. Mersin’in soydaşı sadece Türkmenler değildir. Türkmenler kadar, kentin kaynaklarını Kürtlere de, Ermenilere de, Keldanilere de aktarmanız lazım.

Aksi bir tutum farklı kimlikleri karşı karşıya getirir. Oysa Mersin çok renkli çok kültürlü ve barış içinde bir kenttir.

-ARZU KAYMAK: Fakat ne yazık ki Mersin'in ulusalda algısı böyle değil.

-MUSTAFA GÜLER: Yanlış bir algı. Medyada yansıyan bir kaç haberden dolayı. Oysa Mersin’deki farklılık kendi içinde de bir denge oluşturuyor. Bu her konuda öyle, siyasette de asayişte de öyle. Mersin’de kimse kimseye karşı çomağını göstermez. Çünkü herkes kendi farklılığı ile vardır. Deli deliyi görünce çomağını saklarmış ya, Mersin’deki farklılık böyle bir avantaj sağlar ve barış ortamı getirir. Ülkücüler yürürken Kürt mahallesine doğru yürümez, Atatürk parkına doğru yürür. Kürtler yürürken de aynı şey olur.

-ARZU KAYMAK: Mersin son zamanlarda ulusal basında gümrük kaçakçılığı ile gündeme geldi. Mersin gümrüğünde neler oluyor sizce?

-MUSTAFA GÜLER: Burası bir liman kenti  kaçakçılık tabii ki burada olacak, Yozgat da olacak değil ya!?  Liman kentinde olur, her liman kentinde kaçakçılık olur. Ama “olmalıdır” demiyorum. Önemli olan bunu azaltmak bitirmektir. Kamu görevlilerinin görevi bunu engellemektir. Birileri kaçakçılığın ortağı olmazsa biter. Bizim serbest bölgede 4.5 metre yerimiz var ama bunun üzerinde 300 tane devlet görevlisi var. Böyle bir sayı ve güç nasıl oluyor da kaçakçılığı görmüyor!?

 Kaçakçılık yapılıyorsa öncelikle valinin bundan gocunması, alınganlık göstermesi lazım. Vali, sokakta kaçakçı avına çıkacağına, gazete manşetlerinde yer alacağına, ekibine, memurlarına bakması lazım. Kaçakçılık, bireysel yapılan bir iş değildir. GDO'lu pirinç olayında yaşadık; 8 bin ton pirinçten bahsediyoruz;  adam avucuna koyup götürmedi ki, gemiler dolusu pirinç! Sonuç ne oldu peki? Taraflar raporlar yayınladı, birileri GDO lu değil dedi, diğerleri GDO’lu diye afişe etti, dava bitti, beraat edildi. Madem ortada suçlu yoktu peki niye  bu kadar tantana!? Hasat operasyonu, Bufola operasyonu, sigara kaçakçılığı vs. sonuç?  Hiçbirinde somut bir şey yok…

-ARZU KAYMAK: Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

-MUSTAFA GÜLER: Kentin geleceği için, belediyenin zenginlik yaratan rolünün öne çıkarılması lazım. Bu rolün öncelendirilmesi lazım.

 

MUSTAFA GÜLER KİMDİR?

Mustafa Güler, Site İnşaat, Anadolu Yapı, Fiberton Prekast, PMS Ticaret, PMS Tıp Teknolojileri, PMS Medikal, Mersin Site Mobilya şirketlerinden oluşan Güler Grup’un Yönetim Kurulu Başkanlığını yapmaktadır.  Mersin’e … yılında gelen Güler,

MESİAD Başkanlık Kurulu Üyesi

MERYAP Üyesi

Toroslar Belediye Meclis Üyesi

Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.