banner214

Birliktelik ve yardımlaşma hakkında bir fıkra vardır.

Bir kişi için Tanrı bir ayrıcalık yapar ve ona cenneti ve cehennemi gösterir.

Meraklılar, adama sorarlar, Cehennem nasıldı?

Adam cevaplar;

Orada kocaman bir yuvarlak masa ve masanın ortasında da güzel kokulu enfes bir yemek vardı. Günahkarlar masanın etrafında oturuyordu ve her birinin elinde kaşık vardı. Ama günahkarlar çok sinirli ve açtı çünkü kaşıkları çok uzundu. Bu yüzden kaşığı kimse ağzına götüremiyordu.

Meraklılar adama yine sordular.

Peki ya cennet?

Adam şöyle cevapladı;

Aynı masa aynı enfes yemek orada da vardı. Üstelik kaşıklarının uzunluğu da aynıydı.  Fakat onlar hallerinden memnun ve hoşnuttular.

Bu defa meraklılar adama tekrar sordular;

Bu nasıl olur, her şey aynıysa onlar neden mutluydular?

Onlar, o uzun kaşıklarla kendilerini değil, birbirini beslemeyi öğrenmişlerdi dedi adam.

Sosyalleşme sözcüğü, ‘socialization’ın Türkçeleştirilmiş halidir. Sözcüğün kökü olan ‘social’ı etimolojik olarak incelersek, ‘arkadaşlık ile karakterize edilmiş’, ‘ortak’, sözcükleriyle, Türkçe karşılığı olarak da ‘toplumsal’ sözcüğüyle karşılaşırız (Sosyalleşme ve Kimlik İnşası Ekseninde Sosyal Paylaşım Ağları Cemile Tokgöz Bakıroğlu)

Evet birbirimizi beslemeyi özledik. Sohbetimizle, güler yüzümüzle, jestlerimizle, mimiklerimizle, selamlarımızla, sarılmalarımızla birbirimizi hissetmeyi özledik. Çünkü insan, toplu halde yaşamaya meyilli, sosyal bir canlıdır ve toplum ile bütünleşmek onun en doğal ihtiyacıdır.

Bu yüzden toplumda ‘’yalnızlık’’ hep olumsuz bir durum olarak algılanır. Zaman zaman yalnızlık kişiye verilmiş bir ceza olarak yorumlanır. Fakat her duyguda olduğu gibi yalnızlıkta terazinin bir tarafıdır ve dengeli olduğu sürece insan ara sıra olsa da kendisiyle baş başa kalmayı bilmelidir.

Yazının başında paylaştığım fıkraya dönecek olursak;

‘’Besin’’ derken sadece bedenin ihtiyacı olan besini algılamak yanlış olur. Ruhun besini en az bedenin ihtiyacı kadar önemlidir ve biri olmazsa diğerinin tamlığı pek işe yaramayacaktır. İnsanın, ruh ve beden sağlığı dengeli olduğu sürece, aldığı kararların, davranışlarının, olaylar karşısında takındığı hallerin bütünü ahenk kazanır.

İnsan, diğerleriyle paylaştığı sosyal etkilerin sonucu olarak bir şahsiyet halini alır ve bu etki insanın en önemli besinidir. Çünkü şahsiyet kişinin kendisine hazırladığı bir kılıf değil, toplumun onun için diktiği bir elbisedir. Kişi kendisini nasıl bir imajla sunmak isterse istesin, sonuç yine toplumun onu algıladığından ibaret olacaktır.

Ne söylersen söyle, söylediklerin karşıdakinin anlayabildiği kadardır der Mevlana. İşte son dönemlerde bu ‘’karşı’’ daki daha önemli hale geldi. Bırakın anlaşılmayı, anlaşılmamayı bile özledik zaman zaman. Şu bir gerçek ki, biz karantina varlığı değiliz. Fizyolojimize, psikolojimize uygun değil izole edilmek. Umarım bir daha benzer süreci yaşamayız. Bu da elbette bizim elimizde.

Haydi o zaman uzatın kaşıklarınızı. Sevgiyle saygıyla besleyelim ruhumuzu.

Çünkü ruhun açlığı, bedenin açlığından daha tehlikelidir.

Sağlıklı günler dilerim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner227

banner233

banner255