banner318
Öne Çıkanlar mersin mezitli abdullahözyiğit alimahirbaşarır GÜVENMASASI

VATANDAŞIN RANDEVU ÇİLESİ

HABER: ELİF KURTTAŞ - ŞİRİN ALP

Pandemi döneminde çok yoğun bir tempoda çalışmak durumunda kalan sağlık emekçileri, öz verimli çalışmalarına rağmen sistemin getirdiği aksaklıklar nedeniyle üzerlerine ağır bir yük biniyor. Bu ağır koşullar neticesinde özellikle yurt dışına giden hekim sayısında son zamanlarda bir artış yaşanmaya başladı.

Son dönemlerde iyiden iyiye artış gösteren devlet hastanelerinde yaşanan randevu bulamama sorunu ve sağlık sistemindeki eksiklikleri, Mersin Tabip Odası Başkanı Uzm. Dr. Nasır Nenasır’a sorduk.

“HEKİMLERİN SAYISI AZALIYOR”

Öncelikli olarak yeni hekimlerin atamasının uzun sürdüğüne dikkat çeken Nenasır, “ Mevcut hekimler de çalışma koşulları ve sağlıkta yaşanan şiddet nedeniyle kamudan ayrılmaya başladılar. Özellikle hekimlerin çalışma koşullarının ağırlığı, güvenli bir çalışma ortamının ve güvenli çalışma koşullarının yaratılmaması, sağlıkta şiddetin artışı ve tabi ki hekimlerin emeklerinin karşılığını alamıyor olmaları ile beraber hekimler de kamudan ayrılmaya başladılar ve hekimler yurtdışına yerleşmeye başladılar. Bu da kamuda çalışan hekim sayılarını azaltıyor. Dolayısıyla bunların tamamı sistem üzerinde kaçınılmaz olarak bir yük oluşturmuş oldu.” diyerek yaşanan sıkıntıların sebebinin sistem kaynaklı olduğunun üstünü çizdi.

SOMUT ADIMLAR ŞART

‘Hekimlerin gidişini önleyecek, onların çalışma koşullarını iyileştirecek adımların atılması gerekiyor yoksa sağlık hizmeti sunacak hekim bulamayız.’ diyen Nenasır, şöyle devam etti, “Sağlıkta şiddeti çözmek için somut adımların atılması gerekiyor. Özellikle hekimlerin değersizleştirmesine yönelik siyasi otoritelerin açıklamalarını engellemek gerekiyor. Hızla, hekimlerin gidişini önleyecek, onların çalışma koşullarını iyileştirecek adımların atılması gerekiyor. Yoksa hekimlerimizi yitiriyoruz. Hastalar, hekimin sorumlu olduğunu düşünerek bunu bir sistem sorunu olarak göremiyorlar.” dedi.

SAĞLIK SİSTEMİN ÖZEL HASTANELERİN ORANI YÜZDE 40

Sağlık sistemlerinde yaşanan bu konuların birkaç boyut ile ele alınması gerektiğini belirten Nenasır, “ Sağlık hizmetleri herkes için eşit, nitelikli, parasız ve ulaşılabilir olmalıdır. Son 20 yılda ülkemizde özel hastanelerin sağlık sunumu içindeki payı yüzde 23’den yüzde 40’a ulaşmıştır. Özel sektörün 2002’den 2019’a kadar geçen sürede Sağlık Bakanlığı ve Üniversite hastanelerindeki yatak sayısındaki artışa göre özel hastanelerdeki yatak sayısı artışının 6 kat daha fazla olmasından da anlayabiliriz. Belirtilen dönemde özel hastanelerdeki yatak sayısı artışı yüzde 287,9 oranında olmuştur.” ifadelerine yer verdi.

‘SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM PROGRAMI’ TAHRİBATI

İkinci bir durumun ise salgının üzerinden iki yıl geçmesine rağmen bir örgütlenme modeli çıkarılmamış olduğunu belirten Nenasır, “ Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın birinci basamakta yapmış olduğu tahribat, ikinci basamak sağlık tesislerinin üçüncü basamağa dönüştürülmesi, şehir hastaneleri gibi planlamalarla şehir merkezlerindeki hastanelerin kapatılması ile halkın sağlık hizmetlerine ulaşımı engellenmiştir. Ertelenen sağlık hizmetlerinin gerçekleştirilmesi için kolay ulaşılabilir yerlerinde, kapılarına kilit vurulmuş durumda boş bekleyen bu hastaneler anlaması zor bir ısrarla yeniden açılmamaktadır.” dedi.

“ÖNLEYİCİ ADIMLAR ATILMADI”

Üçüncü bir etken olarak da salgının alevlenmesine neden olan yanlış salgın politikaları uygulanması olduğunu ifade eden Nenasır, “ Özellikle küresel salgınla beraber çok yoğun bir vaka artışı oldu, bunu önlemeye dönük bir adım atılmadı. Halk sağlığı önlemleri hayata etkili bir biçimde geçirilmediği için sistem çok fazla hasta ile karşılaştı. Buna yanıt olarak da birçok farklı alanda poliklinik hizmeti sunan hekimler ve poliklinikler Covid-19 polikliniğine çevrildi. Hekimler de Covid-19 polikliniğinde görev yapmak zorunda kaldılar.” açıklamasını yaptı.

SİSTEME BAĞLI AKSAMALAR

Pandemi döneminde yoğun bakım yataklarının önemli bir kısmının Covid-19 vakalarına ayrılmak zorunda kaldığını belirten Nenasır, “ Sistem böyle bir yükle karşı karşıya kalınca diğer sağlık sorunlarıyla ilgilenebilecek olan hekimler ve sağlık emekçilerinin doluluk oranları çok arttı. Ne yazık ki diğer sağlık hizmetlerinde aksamalar yaşandı. Covid-19 salgınına yönelik adımların etkili bir biçimde atılmaması, gerekli önlemlerin uygulanmaması ile birlikte diğer sağlık sorunları olan hastaların sağlığa erişimi de kısıtlanmış oldu. Bu koşullarda hastalar da, diğer sağlık hizmetlerine zaman ayırarak birlikte çalışacak olan hekimler sayı olarak azaldığı için randevu almakta ve poliklinik bulmakta sorun yaşadılar.” dedi.

“YÖNETİLEMEDİ”

Sözlerine devam eden Nenasır, “Ekonomik kriz döneminde işsizlik, yoksulluk, barınma, sağlık güvencesizliği, çalışma yaşamında derin sömürü, şiddet gibi sağlıklı var olma koşullarının gerilemesine neden olan etmenler; artan sağlık sorunlarına; artan sağlık sorunları, artan sağlık hizmeti gereksinimine yol açar. Türkiye’deki sağlık hizmeti ağırlıklı olarak COVID-19’a yönelmiş; ancak pandemi sürecini bile yönetememiş durumdadır.” şeklinde belirtti.

 ‘5 DAKİKADA 1 RANDEVU’ ÇÖZÜM DEĞİL

Sağlık Bakanlığı’nın yoğunluğa çözüm olarak bulduğu 5 dakikada muayene kararını değerlendirerek şunları aktaran Nenasır, “ Hekimlerin yükünü daha da artıran, hekimlerin emeğini değersizleştiren başka bir yol seçtiler. ‘5 dakikada 1 randevu’ sisteminin de buna yanıtı olmadığı muhakkak. Çünkü hekimin 5 dakikada 1 hastaya herhangi bir değerlendirme yapabilme olanağı yok. Bunlar olmayınca hasta kendisinin yetersiz değerlendirildiğini, yeterince zaman ayrılmadığını, derdini anlatamadığını düşünüyor. Bu aynı zamanda sağlıkta şiddeti de artırıyor. Çünkü hasta yakınları ve hastalar, hekimin sorumlu olduğunu düşünüyorlar, bunu bir sistem sorunu olarak göremiyorlar ne yazık ki.” diyerek sözlerini tamamladı.

Haber Merkezi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner306

banner291

banner262

banner313