banner165

İsimlerin karakterler üzerinde etkisi var mı? Rüyalar en fazla yedi saniye sürüyor bilgisi bir şehir efsanesi mi? Özel günleri neden önemsiyoruz? Özel olduğu için mi yoksa özel hissetmek için mi? Bunun 2-6 yaş benmerkezciliği ile alakası var mıdır? En değerli hediye birkaç güzel cümle midir?  Paranın satın alamayacağı şeyler dışında her şey için gibisinden bir cümlenin olduğu reklamdaki paranın satın alamayacağı şeyler nelerdir? Bu soruya bir zamanlar ‘‘zaman’’ demişti Muazzez Hanım. Zaman satın alınamaz bir şey midir?

‘‘Köşende edebi şeyler de yazsan nasıl olur?’’ önerisi ve doğum günümde okuyucularıma (varsa birkaç devamlı okuyucum) hediye olması düşüncesi ile günlüğümü paylaşıyorum bugün. Çok heyecanlı değil mi? 

Sevgili Süleyman Efendi, adını Süleyman Efendi koydum artık. Başkalarının günlüklerini okumadığım için ne gibi isimler koyuyorlar tahmin edemiyorum. İsim koyuyorlar mı onu da bilmiyorum fakat senle epeyce bir dostluğumuz oldu ve bence artık (hazır insanlar da buna tanıkken) bir ismi hak ettin diye düşünüyorum. Hiç kimse gibisin ve fakat benim dert ortağımsın. Bende bu Orhan Veli sevgisi varken başka bir isim düşünemezdim. Görünmez bir adam olsa şayet kesin adı Süleyman Efendi olurdu. Sen de görünmez bir insansın. Hem neden sana adam dedim ki? Günlüğün cinsiyeti mi olur canım. Adını Süleyman Efendi koyduğumdan olacak bu gereksiz cinsiyetçilik, umarım alınmamışsındır. Sen insan soyundan birisin, beni dinlemesini sağladığım; belki her gün 18 saat çalışan bakkal Engin Ağabey, belki binlerce askerden biri, belki onları bekleyen anne babası, belki atama bekleyen bir öğretmen, zam bekleyen bir memur, sevgi bekleyen bir çocuk, kimseyi beklemeyen ben; belki bir inşaat işçisi, belki bir işçi emeklisi, belki bir kâtip, belki bir eczacı, belki aç karna sokakta yatan bir dilenci... Sen kimsin, kim olabilirsin, kim olmalısın bilmiyorum. Hiç kimsesin ve herkessin. Öyle olmalısın çünkü adını Süleyman Efendi koydum.

G. Orwell’in  sürekli beş on sayfa okuyup yarım bıraktığım kitabına bakarak, arka fonda yine bir Fransız müziği eşliğinde; yeni asgari ücreti, haplanan insanları, cennette olduğu söylenen fakat dünyada haram olan şeyleri, her gün belli saatlerde işe gidip gelen insanları ve tabi ki her zamanki gibi Gregor Samsa’yı düşünerek bu sayfayı dolduruyorum. Neden Gregor Samsa hala bilmiyorum. Bilmek de istemiyorum.

Amaçsız yığınları düşünüyorum. İnsan kendini bulma arayışına girmeden öylece yaşayıp gidip başkalarının hayatını ne de çok merak ediyor ve insanlar birbirlerinin yaşantılarını bilmeden ne de çabuk karar veriyor her şeye. Karşılaştığımız bir ufak olay,  markette veya ne bileyim bir banka kuyruğunda gözlemlediğimiz bir insan bile hayatımızda farkında olduğumuz veya farkında olmadan bir şeyleri etkilerken; hakkında hiçbir bilgimiz olmadan bir kaç görüşmede insanlar hakkında çeşitli gruplar oluşturup, onları o gruplara dahil etmek ne kadar da hoş değil mi? Dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ahmak insanı bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha sahiptir. Sabahattin Ali’nin ( hangi romanı idi hatırlamıyorum ) dediği gibi, “Niçin ilk defa gördüğümüz bir peynir hakkında söz söylemekten kaçındığımız halde ilk rast geldiğimiz insan hakkında son kararımızı verip gönül rahatıyla öteye geçiveriyoruz? “          

Neyse zaten kimse tam anlamı ile birbiriyle iletişim kuramıyor diyerek kendimi avutuyorum yalnızlığımda. Hep neyselerden medet umarak neyselediklerim birikiyor. Neyse diyorum; amaçsız büyük çoğunluk gibi, doğmuşken yaşayalım. Temel ihtiyaçlardan ötesine neyse diyoruz. Sevgi, ait olma; lüks…

Hiçbir aidiyet duymadığım bu kentte izleyecek bir deniz ve yalnızlığıma kimseyi dahil etmemenin yollarını arayıp yaşayıp gidiyorum öylece. Kulağımda beni iten bir müzik;

Sıram gelmedi mi?

Uçuyorum, uçuyorum…

Est-ce mon tour?

Je m’envole, vole, vole, vole, vole...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner198

banner185