banner214

Eğitim Fakültesi’nde öğrenciyken yaşadığımız toplumsal sorunların nedenlerini ve çözümünü kendi dışımızda arıyorduk. Hoca kötüydü, sistem yanlıştı veya yasalar yetersizdi. Bir kahraman gelip bütün bu sorunları çözmeliydi. Bizim ise bu sorun ve çözümlerde hiçbir etkimiz yoktu. Mesleğe başladığımızdaysa bu sorunlar kendiliğinden çözülecekti. Oysa öğretmenlik mesleğiyle aklını kullanma cesareti göstermek, sorunların çözümünde sorumluluk üstlenmek yani birey olmak arasında yakın bir ilişki vardı.

2011 yılında Şanlıurfa’nın Bozova ilçesine, bu ilçenin de en uzak köyü olan Deliler’e Türkçe öğretmeni olarak atandım. Önce müthiş bir sevinç duydum. Ancak biteceğini düşündüğüm sorunlarım, atama haberinin ardından yavaş yavaş büyümeye başladı. Kaçacak yerim yoktu, mücadele etmeliydim.

Atanmadan önce maddi zorluklar dışında çok önemli sıkıntılarım yoktu aslında. Atandıktan sonra ise soru ve sorunlarım giderek artmaya başladı. O yaşıma kadar ailemin yanından hiç ayrılmamış; çamaşır yıkamayı, ütü ve yemek yapmayı bilmeyen biriydim. Tek başına bir evin sorumluluğunu üstlenme fikri beni bunaltıyordu. Öğretmenliğe başlayıncaya kadar bakkalda, fırında, manavda çıraklık etmiş; bir sitede temizlik personeli olarak çalışmış; en sonunda da bir süpermarkette kasiyerliğe terfi etmiştim. Şimdi ilk defa bir devlet ağırlığında çalışacaktım. Öğretmen arkadaşlarımla, müdürümle nasıl bir ilişki geliştirmeliydim? En önemlisi de öğrencilerim… Öğrencilerim beni nasıl karşılayacaktı acaba? Onlarla nasıl bir iletişim kurmalıydım? Dersimi, beni sevecekler miydi? Üniversitede öğrendiğim kitabi bilgilerin, gerçek yaşamda bir karşılığı olacak mıydı? Yoksa asıl üniversite, bundan sonra mı başlıyordu? Elbiselerimi, kitaplarımı ve aklımı kurcalayan sorularımı sırtlanıp Urfa’ya, çalışacağım okula gittim.

Okul müdürüm Ahmet Karayılan ve öğretmen arkadaşlarım beni büyük bir içtenlik ve sevgiyle karşıladı. Müdürüm, benim hissettiğim temel sorunu önceden kestirmiş olacak ki, hemen kalacağım lojmanı gösterdi. Birçok konuda bana yardımcı oldu. Fakat sorunlar çok boyutluydu ve bir birey olarak benim bu sorunlara tek başıma çözüm üretmem gerekiyordu. Lojmanı temizlemek, eşyaları temin etmek, yemek ve temizlik yapmak, akrep tehlikesi, elektrik kesintileri, köyün ulaşım sorunu, köylüyle iletişim… Üniversitedeki her dersinde bizi farklı bir sorunla baş başa bırakıp “Haydi çözün bakalım!” diyen hocalarımız, yoksa bizi bu günlere mi hazırlamıştı? İki hafta içinde düzenimi kurdum. Ancak asıl mesele, bundan sonra başlıyordu.

Eylül’ün üçüncü haftasında dersler, ardından da sorunlar başladı. Eylül-Ekim ile Mayıs-Haziran aylarında mevsimlik işçi olarak çalışan öğrencilerim, derslere gelemiyordu. 25-30 kişi olması gereken sınıflarda 7-8 öğrenciyle ders işliyordum. Yüzleşmem gereken en önemli sorun, öğrencilerimin yoksulluğuydu.

Ortaokul seviyesinde olmasına rağmen henüz okuma yazmaya geçemeyen öğrencilerim vardı. Eğitim fakültesinde hep ideal sınıflara göre ders planı hazırlamış, böyle bir durumu öngörmemiştik. Okul yönetimi, bir Türkçe öğretmeni olarak benden bu çocuklara okuma yazma öğretmemi bekliyordu. Bütün öğretmenler iş birliği yaptık ve kısa sürede bu öğrencilerde önemli gelişmeler gözlemledik. Bir öğretmenin bütün olası sorunlara önceden hazırlanamayacağını, önemli olanın sorun çözme kabiliyeti olduğunu ben Urfa’da öğrendim.

Sorunları bir kahraman gelip çözmeyecekti, biz de etkin olabilirdik. Derslerin dışında bilgi yarışmaları, uçurtma şenlikleri, çevre temizliği ve ağaç dikme etkinlikleri, okuma saatleri, şiir dinletileri, tiyatro gösterileri, piknikler, geziler, turnuvalar, ev ziyaretleri, görkemli 23 Nisan törenleri düzenleyerek okulu güzelleştirmeye çalışıyorduk.

Urfa’da çalıştığım iki yıl, bana çok şey kazandırdı. Ben Urfa’da öğretmenliğin sorunlarla baş etme, sorumluluk üstlenme ve bitimsiz bir öğrenme yolculuğu olduğunu öğrendim. Üstelik unutulmayacak hatıralarım, güzel dostluklarım ve başarılı öğrencilerim oldu.

Bu nedenlerle Urfa’da öğretmenlik yapmak, benim mezun olduğum ikinci üniversiteydi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Sezgin Yılmaz 3 yıl önce

Aynı dili konuşmak elbette önemli ama aynı düşüncede ve aynı duyguda olmak çok daha önemli; asıl öğrencilik mezun olduktan sonra başlıyor ve öğrencilerimizin karşısında yine öğrenciyiz, onlarla öğreniyoruz, onlardan öğreniyoruz...

Avatar
Selçuk Moğul 3 yıl önce

Değerli kardeşim, ilim yolunda aydınlanan bir ömür dileğiyle...

Avatar
İbrahim ERBOGA 3 yıl önce

Değerli kardeşim iyiki öğretmen olmuşsun ve bende senin gibi bir değerle çalışmışım.

Avatar
Mehmet polat 3 yıl önce

Hayat her zaman kendi ögretilerini ogretir kitapda yazanla hayatın gerçekleri örtüşmez yaşayarak ögreniyorsun güzel yazı boyacılık ve fırın çıraklıgıda sana birşeyler katmıştır ☺

Avatar
Rukiye yener 3 yıl önce

Merhaba hocam ben deliler köyünden eski bir öğrenciniz bu yazıyı okuduğuda gerçekten çok duygulandım çünkü o zamanlar okulumuza doğru dürüst öğretmenler bile gelmiyordu tek zorluk çekenlerin biz olduğunu düşünürdüm ama bu yazıyı okuduktan sonra ne kadar bencilce davrandığımı düşündüm ama her şeye rağmen sizi tanımak sizden bir şeyler öğrenmek çok güzeldi sayenizde şuan bende öğretmen olacağım verdiğiniz bütün emekler için çok teşekkür ederim umarım hakkınızı helal edersiniz sizi hiç bir zaman unutmadım unutöayacağımda Allah sizden razı olsun inşAllah bizde sizin bize umut olduğunuz gibi başkalarına umut oluruz...

Avatar
Kadir Kaplan 3 yıl önce

Sayın hocam, değerli meslektaşım. Bazı yazılar vardır ki; söz konusu yazı hakkındaki görüşlerini dile getirebilmek için ihtiyaç duyduğun kelimeler, yazının aslından daha hacimli olmak durumundadır. İşte sen, tam da bu türden bir yazı kaleme almışsın. Neyse ki öğrencilerinden birinin minnet dolu satırları imdadıma yetişti de beni bu ikilemden kurtardı. Eline, kalemine sağlık. Saygı ve hürmetlerimle...

banner227

banner233

banner255

restbet