İnsanların, bırakın insanları, memelilerin hemen hepsinin temel gereksinimlerinden biri dokunmak, sarılmaktır. Gündelik yaşamımızda sıkça yaptığımız tokalaşma, sarılma,  yanağa öpüşme, omuzuna dokunma vb. her davranış bu temel ihtiyaçtan kaynaklanır.

Dokunmanın, sarılmanın temel ihtiyaçlardan olmasının nedeni bir başka ihtiyaçtır; onaylanma, kabul görme...

Sosyal bir varlık olan insan kendini başka insanda tanır. Goethe, “İnsan kendini öyle kendi kendine tanıyamaz, nasıl bir insan olduğuna emin olamaz; ancak bir başkası, kendini fark etmesini sağlayabiliyor” diyerek devam ediyor; “Yalnız insan; kendini tanıyamamış insandır,”

Ardından o meşhur sözünü söylüyor: “İnsan kendini sadece insanda tanır.”

İnsanın kendini tanıma serüveni, başka insanlarla kurduğu ilişkiyle hayata geçer. Başka insanlarda gördükleri, onlardan gelen olumlu, olumsuz geri bildirimler, içine doğduğu yaşamdan aldığı uyarımlar, o insan tarafından alınır, algılanır, işlenir ve nasıl biri olduğu konusunda bir fikri olur. Bir adım sonrasında nasıl bir insan olması konusunda toplumsal taleplerle kendisinin nasıl bir insan olmayı istemesi arasındaki gerilim, yaşam boyu kendini tanıma çabasının temel yakıtı olur.

Kendini tanımak için insana gereksinimi olan insanın ayrıca yaşamak için de buna ihtiyacı vardır. Karnını doyurmak, barınmak, soyunu sürdürmek, güvende olmak ancak insanlardan oluşmuş bir topluluk içinde mümkündür.

Toplumda kabul görme, onaylanma, varlığını oluşturma ve sürdürmenin temel koşullarından biridir.

İnsan onaylandığını, kabul gördüğünü en dolaysız şekilde karşı tarafın sevgiyle, dostlukla dokunması, sarılmasıyla anlar. Bu durumda nedenini tam bilemediği bir sevinç, mutluluk hisseder; yaşam enerjisiyle dolar, canlanır, yerinde duramaz olur.

Anımsayanız olacaktır, bir ara batı toplumlarında sokakta, meydanlarda bir birini tanımayan insanların bir birlerine sarıldıkları bir kampanya yapılmıştı; atomize olmuş insanlara biraz sıcaklık yaşatabilmek için...

Dünya Ocak ayından bu yana Covid 19 pandemisi ile boğuşuyor. Ülkemiz de bundan fazlasıyla payını almaktadır.

Bir yandan salgının çok bulaşıcı ve ölüm oranın ürkütücü oranda olmasının yarattığı ölüm korkusu, hayatta kalabilme endişesi, diğer yanda olumsuz ekonomik etkileri nedeniyle işsiz kalma, yoksullaşma korkusu, olgusu insanlarda yaygın kaygıya yol açtı. Kaygı, bulunduğu yerde sevincin, yaşam enerjisinin barınmasına izin vermez.

Covid 19 pandemisini yapan Corona virüsü insandan insana yol aldığı için bulaşı, yayılmayı azaltmak amacıyla salgının çıktığından bu yana insanların bir birlerinden uzak durmaları önerilmektedir:

Sosyal mesafe...

Sarılma...

Dokunma...

Artık insan korkması gereken bir şey oldu insanın...

Düşünün annenize gidiyorsunuz ama sarılamıyor öyle bir birinize uzaktan bakıyorsunuz...

Çocuğunuz geliyor kokusunu duyamıyor, bir birinize biraz yaklaşsanız elektrik çarpmış gibi geri sıçrıyorsunuz...

Ben sarılırım, öperim deyip yaptığınızda duyduğunuz tedirginlik beklediğiniz sevinci söndürüyor, kapı ardında bekleyen suçluluk duygusu sizi kıskıvrak yakalıyor...

Ölüm korkusunun, ekonomik sıkıntıların neredeyse yok ettiği yaşam sevincini besleyip, yaşam enerjisini arttıracak sarılmadan, dokunmadan da mahrum kalınca insanlar daha da bir mutsuz ve depresif yaşamaktadırlar.

Aşı ya da ilaç bulunana ya da sürü bağışıklığı oluşuna kadar bu böyle sürecek gibi duruyor.

Kişisel olarak beden ve ruh sağlığımızı özellikle de bu süreçte korumak için herkesin sevdiği mutlu olduğu şeylere daha fazla zaman ayırması, onları yapmaya gayret etmesi bir çözüm gibi duruyor; herkesin kendi özgü, kendi bulabileceği bir çözüm...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.