banner436

İnsanların, bırakın insanları, memelilerin hemen hepsinin temel gereksinimlerinden biri
dokunmak, sarılmaktır. Gündelik yaşamımızda sıkça yaptığımız tokalaşma, sarılma,
öpüşme, omuzuna dokunma vb. her davranış bu temel ihtiyaçtan kaynaklanır.
Dokunmanın, sarılmanın temel ihtiyaçlardan olmasının nedeni bir başka ihtiyaçtır;
onaylanma, kabul görme...
Sosyal bir varlık olan insan kendini başka insanda tanır. Goethe, “İnsan kendini öyle kendi
kendine tanıyamaz, nasıl bir insan olduğuna emin olamaz; ancak bir başkası, kendini fark
etmesini sağlayabiliyor” diyerek devam ediyor; “Yalnız insan; kendini tanıyamamış
insandır,”
Ardından o meşhur sözünü söylüyor: “İnsan kendini sadece insanda tanır.”
İnsanın kendini tanıma serüveni, başka insanlarla kurduğu ilişkiyle hayata geçer. Başka
insanlarda gördükleri, onlardan gelen olumlu, olumsuz geri bildirimler, içine doğduğu
yaşamdan aldığı uyarımlar, o insan tarafından alınır, algılanır, işlenir ve nasıl biri olduğu
konusunda bir fikri olur. Bir adım sonrasında nasıl bir insan olması konusunda toplumsal
taleplerle kendisinin nasıl bir insan olmayı istemesi arasındaki gerilim, yaşam boyu
kendini tanıma çabasının temel yakıtı olur.
Kendini tanımak için insana gereksinimi olan insanın ayrıca yaşamak için de buna ihtiyacı
vardır. Karnını doyurmak, barınmak, soyunu sürdürmek, güvende olmak ancak
insanlardan oluşmuş bir topluluk içinde mümkündür.
Toplumda kabul görme, onaylanma, varlığını oluşturma ve sürdürmenin temel
koşullarından biridir.
İnsan onaylandığını, kabul gördüğünü en dolaysız şekilde karşı tarafın sevgiyle, dostlukla
dokunması, sarılmasıyla anlar. Bu durumda nedenini tam bilemediği bir sevinç, mutluluk
hisseder; yaşam enerjisiyle dolar, canlanır, yerinde duramaz olur.
Anımsayanınız olacaktır, bir ara batı toplumlarında sokakta, meydanlarda birbirini tanımayan
insanların birbirlerine sarıldıkları bir kampanya yapılmıştı; atomize olmuş insanlara biraz
sıcaklık yaşatabilmek için...
İki senedir ateşi düşse de varlığını hala sürdüren Covid 19 pandemisinde yaşadığımız
kapanmaların bizi ne kadar yıprattığı hala hafızalarımızdadır. Buna bir de maske mesafe ve
üstüne de insanların birbirinden korkması eklenince dünya üstünde depressif ruh hali en
yaygın şeklini aldı.
Covid 19 kısıtlılıkları ortadan kalkmış olsa da etkileri azalmakla birlikte devam etmekte,
insanlar birbirine sarılmaktan geri durmaktadır.
Derinleşen ekonomik krizin etkileri nedeniyle kronikleşen işsizlik, artan yoksulluk,
yoğunlaşan belirsizlik insanlarda yaygın kaygıya yol açmaktadır. Kaygı, bulunduğu yerde
sevincin, yaşam enerjisinin barınmasına izin vermez. İnsanlar birbirinden uzaklaşır,
birbirine yaklaşma isteği duymaz olur.

Ekonomik krizin derinleştiği, şiddetin, terörün korku saldığı, toplumun kutuplaştırıldığı bu
dönemde yaşam sevincini besleyip, yaşam enerjisini arttıracak sarılmaya, birbirimize
dokunmaya her zamankinden çok daha fazla gereksinim duymaktayız.
Sorunlarımızı sarılmanın, kucaklaşmanın, dayanışmanın verdiği güçle aşmamız daha kolay
olacak, bu süreçte kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlayacaktır.
Viral enfeksiyonlar artmaya başladı, biliyorum, yine de dikkati elden bırakmadan
kucaklaşma zamanıdır, diyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner418

banner430

banner432