banner165

Yargısı bağımsız, basını özgür ve muhalif kurumları güçlü bir ülkede demokrasi kolay kolay rayından çıkmaz.

Böyle bir ülkede yargı bağımsızlığıyla adaleti sağlar, basın özgürlüğüyle halkın talep, şikayet ve yararının takipçisi olur, güçlü muhalefette; halktan aldığı güçle iktidarı ve kamu kurumlarının çalışmalarını denetleme ve kontrol görevini üstlenir.

Bugün muhalefetin demokrasi için önemine değinmek istiyorum. Günün siyasi konjöktürü ile birlikte eşine az rastlanır bir seçim gerçekleştirildi geçen sene. Başkanlık sistemiyle beraber kurulan ittifaklarla yerel seçim ve sonuçları ülkenin geleceğine etki edecek nitelikte sonuçlar doğurdu.

2019 yerel seçimleri doğru seçim ve hamleler neticesinde büyük oranda muhalefet partilerinin zaferiyle sonuçlandı. Bu muhalefetin güç kazanması ve muhalif seçmenin geleceğe dönük umudunu büyüttü.

İttifaklarla beraber muhalif birçok parti gelecek kaygısı ve seçmenlerin beklentisiyle asgari ölçüde de olsa ortak karar almayı başarabilldi. Çünkü süreç ve halkın beklentisi, parti çıkarlarının önüne kamu ve halk yararını koydu onlarda buna  riayet etme durumunda kaldı, neticede muhalefet adına zafer oldu.

Bu zafer muhalefete, halka kendi görüşünü ve bakış açısını yerelde yapacağı hizmet ve pratikte sunacağı bakış açısıyla kendini anatma fırsatı verdi.

Muhalefet belediyeleri ilk iş olarak belediye meclis toplantılarını canlı yayınla sürdürerek halka şeffaflığı sunarak denetimi sundu. Bu da halktan ilgi ve takdir topladı. Artık eskisi gibi rakamların ve kararların hızla okunup oylandığı meclisler değil, alınan karar ve giderlerin rasyonel bir şekilde açıklanması zorunluluğunu doğurdu diyebiliriz.

Yukarıda değindiğimiz gibi güç kazanan muhalefet halk adına denetim gücünü daha özgür ve güçlü şekilde yapabilir. Bunu salgında İstanbul Büyükşehir Belediyesinin açıkladığı vaka ve ölüm sayılarında gördük. Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı  salgından ölen insan sayısı ve İmamoğlu’nun açıkladığı ölü sayısı arasında ciddi farklar vardı. Bununla birlikte Sağlık Bakanlığı açıkladığı vaka ve ölüm sayıları kısa sürede İmamoğlu’nun açıkladığı sayılara yaklaştı, durumun vehametini bu sayede kamuoyu öğrenebildi.

Güç kazanan muhalefet sadece bugünü değil geçmişin sorgusunuda elindeki verilerle yapma şansına kavuşmuş oluyor.  Ankara’nın yerel yönetimini alan Mansur Yavaş’ta geçmiş dönemde yönetimin, hiç işletilmemiş bir parka 750 milyon dolar harcadığını ve işletmenin harabeye döndüğünü, bu parkın hala Ankaralılar için külfet doğurduğunu gün yüzüne çıkardı.

Dediğimiz gibi muhalif partilerin elinde olan belediyeler şu ana kadar bütün aksiliklere rağmen tökezlemedi ve halktan tepki toplayacak büyük bir yanlış yapmadı, bu genel seçimler için muhalefet için iyi bir şans ve raferans.

Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne gelecek olursak, Vahap Seçer ekonomik krizin insanları fazlasıyla zorladığı bu zamanlarda insanlara dokunacak şeyler yapmayı becerebildi. Bu yaptığı hizmetler belki çok çılgın projeler değildi ama tan olarak insanlara dokunan şeylerdi.  Aşevinin kapasitesinin arttıılması ve ihtiyaç sahiplerine günlük yemek dağıtımı, belediye bünyesinde ihtiyacı olan kdın istihdamının sağlanması, kurs yerleri, ihtiyacı olan köylülere iyi bir planla halka pozitif anlamda dönüşü olacak ve büyüyecek hayvan projesi, çiftçiye fidan yardımı.

Bunlar maliyeti çok büyük olmayan ama insanlarda karşılığı olan çalışmalar. Ve bu hizmetler bir önceki dönemden yük olan borçlara rağmen gerçekleştirilmeye çalışılıyor.

Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin yaşadığı en büyük sıkıntı borçlanma kararını aldırmak. Bu kararla birlikte sundukları projeleri hayata geçirmeye çalışıyorlar. Ama cumhur ittifakı bu kararın çıkarılmasında Başkan Seçer’e set olamakta. Seçer  Belediyenin elindeki bütçeyi şeffaf bir şekilde meclise sunmakta ve eldeki bütçeyle Mersin’e hizmet üretmenin mümkün olmayacağını dillendirmekte.

Hatta kendisi de barçlanma ile faiz ödemek istemediğini ama hizmet edebilmek için bunun şart olduğunu defalarca dilendirdi. Seçer istediği bütçeyi ve yapacağı hizmetleri de şeffaf bir şekilde belirtmesine rağmen Cumhur ittifakı üyeleri bir türlü ikna olamıyor.

Eldeki bütçe ve borçlar belli iken ve bunun müsebbibi yeni yönetim değilken, Seçer’in eli kolu neden bağlanıyor. Nitekim başkan bunu kendi veya partisinin ikbali için değil Mersin halkına hizmet etmek için istediğini söylemekte. Mersin’e hizmet sadece başkanın değil belediye meclisinde üye bulunduran bütün partilerin görevi. Bu engel Seçer’e veya millet ittifakına değil Mersin’e kesilmektedir.

Meclis üyeleri karar alırken bağlı bulundukları partilerden azade şehrin çıkarı için karar vermelidirler. Hesap kitap ortada ve amaç hizmetse cumhur ittifakının yapması gereken doğru hizmetleri destekleyip denetlemek olmalı, siyasi çekişmeler dışarıda bırakılmalıdır.

Mersin Büyükşehir Belediyesinin üzerine düşen görev ise durumu halka doğru bir şekilde ulaştırıp aktarmak ve cumhur ittifakının halka aldıkları kararın mantıklı gerekçesini açıklamasını beklemek olacaktır.

Nitekim bu borçlanmayı millet ittifakından belediyelerde yapmakta. Onlara, doğru bulunan ve uygulanan sistem konu Mersin halkı ve hizmet olunca neden yanlış oluyor? Ya da Başkan Seçer’in mevzubahis hizmetleri gerçekleştirmek içinistediği ve onların karşı çıktığı  borçlanmadan başka bir yöntem varsa Mersin halkına sunmalılar yoksa halka aldıkları bu kararın sebebini açıklamalılar . Mersin’in hak ettiği hizmete kavuşması dileğiyle…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner198

banner185