banner321

Türkiye’de siyaset her yanıyla yanlış ve ahlaksızca yapılıyor. Ahlak ve olması gereken Etik anlayışa çok zıt parti içi çalışmalar uygulanıyor. Ülkemiz insanları ne yazık ki hep ezilen bir geçmişten geldiği için, GÜÇLÜ olanın yanında olmayı veya güçlü olanın karşısında konuşmayıp, arkasından konuşmayı tercih ediyor. Hâlbuki HAK ve ADALET için en büyük gücün irade ve birlikte hareket etme gücü olduğunu bilmiyor. Veyahut bilse de kişisel hareket etmeyi tercih ediyor…

Siyaset uygulamada; ileri, çağdaş, medeni ve insana değer veren ülkelerde TOPLUM İÇİN YAPILIYOR. Ülkemizde ise kişisel, ekip ve gurup faaliyetleriyle uygulanıyor. Her siyasi partide durum aynı, kişiler, ekipler, guruplar kendinden olmayanı YOK SAYIYOR. Particilik değil, adamcılık yer buluyor.

Durum böyle olunca hangi siyasi parti olursa olsun o siyasi partinin tüzüğünden, ilkelerinden geçinerek seçilenler, seçildikten sonra sadece kendinin, ekibinin, gurubunun çıkarlarını gözeterek hesapçı bir yol çiziyor. Bu yolda eğer planlı ise ya zengin oluyor ya da birkaç dönem seçilerek partilerde ağırlığını gösterip emekçileri yok sayıyor, partinin işlevini haksızlıklarla basitleştiriyor. Partide, bilgi, proje, sosyal çalışmalar konuşulacağına haksızlıkların haykırışları, eleştiriler, tartışmalar, kavgalar, sözlü ve fiziki saldırılar baş gösteriyor…

SİYASİ PARTİLERDE EMEKÇİLER KİMLERDİR?

Emek kelimesinin sözlük anlamı; bir işin yapılması için harcanan beden gücü, çalışma süreci ve kafa gücünü sarf etmektir. Çalışma süreci uzun ve yorucu ise, özenle çalışma gerekiyorsa ve karşılıksız çalışılarak bir fikir ve dava uğruna çalışılıyorsa kaybetmeyi de göze alarak çalışırsınız. Tam da bu ince ayrıntıda eğer fikrinizin ve davanızın bir örgütsel tüzüğü varsa o tüzük sizin dayanağınız ve sahipsiz olmadığınızın gerekçesidir. Siyasi partilerin TÜZÜKLERİ kendine inanan üyelerinin parti içindeki HUKUKUDUR! Üyelerin içinde sürekli partisine çalışarak, çaba sarf eden, gayret gösteren, partisinin ilkelerine inanarak çalışanlar o siyasi partinin GERÇEK EMEKÇİLERİDİR! Eğer parti yönetimleri örgüt üyelerine parti içinde ve dışında EŞİT sahip çıkmıyorsa, parti tüzüğünü görevlerde doğru kullanmıyorsa emekçilerin hakları parti içinde gasp ediliyor demektir.

Siyaset için hep uzun, yorucu ve özenle çalışma gerektiren bir alandır deriz. Parti ilkelerine sadakatle çalışan adamcı olmayan emekçilerin, emeklerinin karşılığını partide başarı sağlandığında HAK olarak almaları zaman açısından uzun olan bu süreçte kişisel siyaset yapanlardan daha da uzundur. Kişisel, ekip ve gurup siyaseti yaparak seçim kazanan adaylar gerçek parti emekçilerini değil, kendileri için çalışan ekibinin ve gurubunun menfaatlerini gözeterek çalışır. Çünkü kendilerini siyasi partide var eden onlardır. Eğer bir aday kendi şahsi çalışmasının verim getireceğine, partide kendisinin kabul göreceğine inanmıyorsa, maddi gücü de varsa, ekip ve guruplar kurarak çalışır. Bu ekip ve gurupların aktörleri çoğu zaman parti ilkelerine aykırı insanlardır. Çünkü para ve menfaat karşılığında adaylarının yanındadırlar. Hiçbir zaman gerçek partili olamazlar. Siyasi partilerde gurup kuran adaylar ne kadar çoğalırsa, o siyasi parti o kadar karışık ve oligarşi olur. Gerçek parti emekçileri oligarşi ekiplerce her zaman haksızlığa uğrar. Kişisel siyaset yapanlar yüzünden partinin tüzüğü ihlal edilir, parti oligarşi güçlerce ele geçirilir ve ilkeleri zarar görür. Siyasi partinin ilkeleri kullanılarak hele de kemikleşmiş belli oranda oy potansiyeli varsa, partiyi ele geçiren güçler koltukları gerçek emekçilere bırakmamak için maddiyatla görev alış-verişleri parti içinde artar ve çalışmalar çirkin bir işlev haline gelir. Partinin zarar gören ilkelerini savunan gerçek parti emekçileri görevlere getirilmezler. Adaylar tarafından partilerinin ilkelerini sahiplendikleri için benimsenmezler ve istenmezler.

HER SORUNU SİYASET ÇÖZER

Cumhuriyetle yönetilen her ülkede Siyaset, seçimle var olan ve devletin işlevini gerçekleştiren birinci alandır. Seçim sonrası devleti yönetecek hükümetler kurulur. Bu konu çok geniş kapsamlı ele alınacak bir konudur. Fakat bu yazıda sadece emekçiler üzerinden değerlendirme yaparken, kurulan hükümetlerin ve hükümet kuramayan muhalefet partilerindeki emekçilerin haline vurgu yapmayı kaleme aldım. Tek iktidarla yönetilen bir ülkede, iktidar partisin görüşü ne olursa olsun tüm güçleri tek iktidar olduğu için kullanır. Devletin tüm güçleri elinde olduğu için parti emekçisine sahip çıkar. Teşkilatlarında adaylık yarışından doğan haksızlıklara uğrayan parti emekçileri iktidar olduğu için azdır.

Muhalefet partilerinde ise hele de köklü bir siyasi parti ise ve tek başına iktidar olma oy oranı yoksa sadece koalisyon kurma şansı varsa o partinin emekçileri daima bedel öder. Siyaset zaten uzun süreçte verim kazanırken, parti emekçisi kim aday olursa olsun sadece partisinin başarısı için çalışır. Yerel veya genel seçim fark etmez, seçim kazanan adaylara kimler yakınsa onlar sahiplenilir, onlar işlere alınır. Her sorunu çözecek, kanunları, yasaları yapacak, hukukun üstünlüğünü koruyacak siyaset alanına inanarak köklü çalışan, vatandaşlık sorumluluğunu parti ilkelerine sadakatle ve parti tüzüğüne liyakatle yerine getiren GERÇEK PARTİ EMEKÇİLERİ 30 yılda geçse, 50 yılda geçse, 70 yılda geçse hep bekler. Köklü Muhalefet Partilerinin yöneticileri hep iktidarları eleştirir ama kendilerinin iktidar olamamalarının en büyük sebebi, gerçek parti emekçilerini sahiplenmemeleridir. Ufak ve şahsi hesaplarla, para ile siyaset yapan parti yönetimlerinin, bir veya birkaç dönem milletvekili ve belediye başkan adayları seçimlerde seçilir ama iktidar olamazlar.

Bir ailede nasıl ki önceliğimiz çocuklarımız, eşimiz ve aile erkânımız ise siyasi partimizde önceliğimiz PARTİCİ Emekçilerimiz olmalıdır. Bir devletin esas ilkelerini savunan muhalif partiler gerçek parti emekçilerine sahip çıkmazlarsa büyüyemezler, çoğalamazlar, güçlenemezler ve iktidar olamazlar. Akabinde iktidar olamadıkları için o devletin ilkeleri, kültürleri, tarihi, yönetim şekli, bağımsızlığı ve tüm özgürlükleri yok olmaya mahkûmdur. Partinin İlkeleri doğrultusunda değil de şahsi çıkarlarıyla hareket eden muhalefet parti yönetimleri devletinin ve milletinin geleceği söz konusu olduğunda iktidarlardan daha fazla suçludur…

Beyhan BALABAN

Cumhuriyet’in KALEMİ

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner291

banner323