banner214

Adalet ve Kalkınma Partisi 2002 yılında iktidara geldi.

İlk yıllar gayet düzenli giderken e olduysa birden Ergenekon ve Balyoz davaları ortaya çıktı. Medya yolu ile insanlar inandırıldı. Topraktan silahlar çıkarılıyor ve canlı yayında veriliyor ama her nedense silahlar gazeteye sarılmış, topraktan çıkan gazetelerde ne toprak, ne de bir damlacık nem var.

Bu davalarda tutuklanmayı onuruna yediremeyip intihar eden rahmetli Ali Tatar gibi değerli komutanlarımız var. Bu sahte ve düzmece oldukları sonradan anlaşılan davalarda kayıp ettiğimiz subay sayısı kurtuluş savaşında kayıp ettiğimiz subay sayısından fazla.

Daha sonra bir de bakıyoruz FETÖCÜ darbe girişimi var.

Darbe girişimi ama daha önce yapılan darbelere de hiç benzer tarafı yok.

Bu hain darbe girişimini önleyenler de Ergenekon ve Balyoz davalarından mahkûm edilen Atatürkçü yurtsever subayların arkadaşları.

Devamında değerli subaylarımızı sahte ve gizli tanıklarla yargılayıp içeri atan yargıçların bir kısmı firarda.

Ne tesadüf değil mi?

On binlerce kişi Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) işinden atılmış.

Bir banka aracılığı çocuğuna para gönderenler içeride FETÖ’yü yıllardır besleyip büyütenler işinde gücünde.

Yapılan anayasa değişikliği ile demokrasi yönetiminin olmazsa olmazlarından olan yürütme, yasama ve yargı bağımsızlığının temeli olan “Güçler Ayrılığı İlkesi” kaldırılarak, “Güçler Birliğin”e dönüştürüldü.

Parlamenter demokrasiden, partili cumhurbaşkanlığı sistemine geçildi.

Cumhurbaşkanı hem bir partinin genel başkanı, altı yüz üyeli TBMM’sinin gücünün üzerinde bir yetkiye sahip. Yürütmenin başı. TBMM’sinde onaylanmış bir uluslar arası antlaşmayı bir gün bakıyorsunuz bir gece feshederek atılan imzayı geri çekiyor.

Yasamanın, yürütmenin gücü tek kişi de toplandı.

Yargı üyelerinin neredeyse tamamına yakını tek adam tarafından atanarak yargının bağımsızlığı tamamen yok edildi.

Cumhuriyetin birikimlerinin önemli bir bölümü özelleştirme adı altında yabancılara satıldı. Tekel, Sümerbank, Şeker Fabrikaları başta olmak üzere birçok sanayi kuruluşları ya yabancı şirketlere ya da siyasi yandaşlara satılarak elden çıkarıldı.

Ülkemizin birçok bölgesinde yüz binlerce dekar toprak yabancılara satıldı.

Bunlarla kalsak iyidir.

Son on sekiz yılda tam yetmiş bir kez yerli otomobil ürettik.

Otuz ki kez petrol ve doğalgaz bulduk.

Beş kez elektrikle çalışan traktör ürettik.

Dört kez yerli uçak ürettik.

Bu arda bir defa da uzaya çıktık.

Tabi ki lafla yaptık.

Bunları yaparken vatandaşlarımızın işsizliğini, yoksulluğunu, açlığını, uğradığı adaletsizliğini ne yazık ki gideremedik.

Takunyalı kapitalistlerin ve siyasi yandaşların zengin olmasının önünü açtık ama bir türlü göz açlıklarını da doyuramadık.

Gelir dağılımı adaletsizliğini, adaletsizliği ve hukuksuzluğu önleyemedik.

Dindar ve kindar bir nesil yetiştirdik.

 Bunun sonucunda da gelişmeler de oldu:

Fuhuş yüzde sekiz yüz artış gösterdi.

Cinsel taciz, yüzde dört yüz elli arttı.

Çocuk istismarı yüzde dört yüz artı.

Uyuşturucu ticareti ve kullanımı yüzde yedi yüz dolayında arttı.

Cinayet yüzde iki yüz altmış arttı.

Güney Amerika ülkesi Venezuela ile ticari ilişkilerimiz gelişti onlardan beyaz peynir ithal ettik, maske gönderdik. Ama ticaret bakanlığın açıklamasına göre gümrük kayıtlarında böyle bir kayıt görünmüyor. Yani peynir ithalatı filan yapmamışız.

Kısaca ilginç bir ülke ve ilginç bir toplum olduk

                                                                                                             

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner227

banner233

banner255

restbet