banner214

Şükür, Allah’tan veya insanlardan gelen nimet veya iyilikten dolayı minnettarlığı ifade etme, nimete söz ve fiille mukabelede bulunma, Allah’a itaat edip günah işlemekten uzak durmak suretiyle nimetin gereğini yapmak demektir. Amel yönünden kalbin şükrü bütün yaratılışlar için iyilik düşünmek, dilin şükrü Allah’a minnettarlığı ifade etmek, organların şükrü Allah’ın verdiği nimetleri O’na itaat sayılacak şekilde kullanmaktır.

Allah Teâla ayet-i kerimede şöyle buyuruyor: “Siz, hiçbir şey bilmezken Allah, sizi analarınızın karnından çıkardı; şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi.” (Nahl, 16/78)

Peygamber efendimiz ise: “Mü’minin durumu gıpta ve hayranlığa değer. Çünkü her hâli kendisi için bir hayır sebebidir. Böylesi bir özellik sadece mü’minde vardır: Sevinecek olsa, şükreder; bu onun için hayır olur.  Başına bir belâ gelecek olsa, sabreder; bu da onun için hayır olur” buyurmuştur (Müslim, Zühd, 64).

Allah (cc), “Siz beni (ibadetle) anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin; sakın bana nankörlük etmeyin!” (Bakara, 2/152), “Eğer şükrederseniz, elbette size (nimetimi) artıracağım ve eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir!” (İbrahim, 14/7), “Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur, nankörlük edene gelince, o bilsin ki, Rabbimin hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, çok kerem sahibidir” (Neml 27/40) ayet-i celilerinde verdiği nimetler sebebiyle kullarının kendisine şükretmesini, nankörlük etmemesini istemektedir. Şükrün, nimetlerin artmasına, nankörlüğün ise nimetlerin yok olmasına sebep olduğunu bildirmektedir.

Sevgili Peygamberimiz (sav), gece ayakları şişinceye kadar namazı kılardı. - Niçin böyle yapıyorsun (neden bu kadar meşakkate katlanıyorsun) ey Allah’ın rasûlü? Oysa Allah senin geçmiş ve gelecek hatalarını bağışlamıştır, diyen Hz. Âişe radıyallahu anhâ’ya: - “Şükreden bir kul olmayayım mı?” cevabını vermiştir. (Buhârî, Tefsîru sûre, 2)

Hz.Muâz’dan (ra) rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onun elinden tuttu ve: “Muâz! Vallahi seni gerçekten seviyorum” buyurdu. Sonra sözüne şöyle devam etti: “Muâz! Her namazdan sonra şu duayı mutlaka okumanı tavsiye ediyorum: Allâhümme einnî alâ zikrike ve şükrike ve hüsni ibâdetik: Allahım! Seni anıp zikretmek, nimetine şükretmek, sana lâyık ibadet etmek için bana yardım eyle!.” (Ebû Dâvûd, Vitir, 26)

Göz, kulak, el, ayak, akıl hasılı bütün organ arımızı yoktan var eden; bizi Müslüman bir anne-babadan, Müslüman bir toplumda dünyaya getiren ve kendisine imanla nimetlendiren, Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya (sav) ümmet olma şerefine nail eyleyen; Güneşi, ayı, gökyüzünü, yeryüzünü ve bunların arasındaki bütün varlıkları yaratarak insanların hizmetine sunan ve daha saymakla bitiremeyeceğimiz nimetleri bize bahşeden, aldığımız nefesi dahi geri vermemizi kendisine borçlu olduğumuz Rabbimize karşı şükür “Allah’ım verdiğin nimetlerden dolayı sana şükürler olsun” demekle ifa edilemez. Şükür ancak, Allah’ın verdiği mal-mülk, makam, akıl, sağlık ve imkanları O’nun rızasına uygun bir şekilde kullanarak kutsal kitabımız Kur’an’a ve Peygamber Efendimizin sünnetine uygun bir yaşantıyla ifa edilebilir.

Cumanız ve Ömrünüz Bereketli Olsun...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner198

banner227

banner233

banner255

banner231