banner437

İSLAM’DA KADIN
Miladi altıncı asrın sonlarında, dünyanın her yerinde kadın üzerine her taraftan bir karanlık
çökmüştü. Tam bu esnada Mekke’de bir ses haykırmaya başladı. Bu ses hazreti Muhammed’in lisanı
üzere gelen ilahi vahiy iyiydi. Bu ses islam iyiydi. Bu ses kadının şerefi için en adil ölçüyü koyuyordu.
Mağdur olan kadının da imdadına yetişiyordu. Onun hakkını eksiksiz, tam ve mükemmel olarak
ödüyordu. Tarih boyunca boynunda asılı bulunan yaftayı Kaldırıp atıyor kaldırıp atıyor, kendisine
yönelik tüm horlayan uygulamalara son veriyordu. İnsanların şehri duygulardan Hareketle ona
yüklenmelerine dur diyordu. Kadının mükemmel bir insan olduğunu, tüm mi haklara sahip
bulunduğunu ilan ediyordu, ey insanlar? Biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Sizi milletle v kabileler
haline koyduk ki birbirinizi kolayca tanıyamazsınız. Şüphesiz, Allah katında en değerlisiniz ona karşı
gelmekten en çok sakınanızdır. Her model, her mana ve her şeyi gibi kadının da bütün mevcut ve
hikmeti İslam’da.
Cahiliye zamanında Araplar himayelerinde bulunan yetim kızları malına veya güzelliğine göz dikerek
başkasıyla evlendirmeyip kendi nikahı altına almak ister. Fakat onların ne mehirlerini hakkıyla verir ne
de onlara güzel muamelede bulunurlardı. Ayeti kerime yetim ve kadın haklarını böyle bir insafsızlıktan
Kurtarırken aynı zamanda bir erkeğin nikahı altına alabileceği kadın sayısını da dört ile sınırlanmıştır.
Yoksa İslam’dan önce Araplar diledikleri kadar kadınla evlenebiliyorlardı. Bununla Beraber, hanımlar
arasında adaletle muamele etmek her haluklarda bir şart olarak konulmuş ve tek kadınla yetişmenin
adalete daha uygun olduğu ise açıkça bildirilmiştir. erkekler için, anne ile babanın ne yakın akrabanın
bıraktı mirastan bir pay vardır. Kadınlar için de, anne ile babanın ve yakın akrabanın bıraktığı mirastan
bir payı vardır. Miras olarak kalan mal az olsun çok olsun onlar için takdir edilmiş birer payı vardır.
Hiçbiri bundan mahrum bırakılmaz. (Nisa suresi) 7 cahiliye devrinde Araplar harp edip,, yurdunu
savunmayan varis olamaz? Diyerek kadınlara ve çocuklara mirastan pay vermezlerdi. Ayet’i Kerim bu
haksızlığı ortadan kaldırarak kadınları ve çocukları erkekler gibi mira mirasta Hak sahibi kızmıştır.
Erkek ve kadın, ayrı birer varlık olmakla birlikte neticede bir aile yuvası içinde buluşacak iki hayat
arkadaşıdır. Erkek kadını nikahı altına aldığı zaman onu geçimini üstlenmiş olur. Kadın da kocaya
varınca geçmişini ona yükler. Bu yüzden erkeğe 2 pay verilmiştir ki görünürdeki bu üstünlük yine
kadınların ve çocukların nafaka asıyla ilgili vazife ve mesuliyetten ileri gelmektedir ayrıca hak ve
adaletin ifadesidir. Diğer yandan kuran, kadınların anne olarak haklarını da ihmal etmemiş ve onları
evladının mirasında pay sahibi kılmıştır. Kaynatın en muhterem hakikatlerinden olağan annelik
hakkını dikkate almayarak onu evladının mirasından mahrum bırakanların 14 asır önce kadını miras
olmaktan çıkarıp varis yapmış ve en vahşi topluluklarda kadın haklarını en adil bir surete ve birkaç
sene içinde yerleştirilmiş olan Kuran’ın hükümlerine itiraza hakkı olamaz. (Nisa süresi 11 )ey iman
edenler? Kadınları ölen kocalarının mirasi gibi görüp onlara zorla varis olmanız size helal değildir.
Boşamak istediğiniz kadınları da onlara verdiğiniz Mehirleri de birazını kurtarabilmek için sıkıntıya
sokmayın. Ancak onlar apaçık bir fuhuş işlemislerse bu müstesnadır. Onlarla haklarını güzellikle
geçinin. Eğer siz onlardan hoşlanmayacak olsanız bile, olur ki sizin hoşunuza gitmeyen bir şeyde Allah
pek çok hayır yaratır. (Nisa süresi 29 )cahiliye zamanının çirkin Adetlerinden birisi de Kadınlarının
miras olarak bırakılan bir mal gibi muamele görmeseydi. Ölen kimsenin akrabalarından biri onun
hanımına bu şekilde sahip çıktıktan sonra isterse onu Mehir vermeden nikah eder, isterse başkasına
nikah edip mehrini kendisi alır , isterse kimseye nikah getirtmezdi. Bir Başka adet de karısını
boşanmaya niyet eden erkeğin ona canından bezdirir edecek şekilde muamele etmesiydi ta ki Kadın
onu zulmünden kurtulmak için Her türlü hakkını feda edecek hale gelsin. Işte kuran böyle bir
topluluğa kadın haklarını üretip benimsemiş ve Resulullah sallallahu aleyhi ve selem böyle bir
topluluğu Bir kaç sene gibi kısa bir zamanda fazilet ve insanlıkta dünyaya ışık saçar Hale getirmiştir.

Erkekler kadınlar üzerine idareci v gözetici midirler çünkü Allah insanların bir kısmı diğerlerinden
üstün kılmıştır ve erkekler mallarından kadınlar ve çocukları için harcarlar Salih kadınlara gelince onlar
Allah’ın emirlerine itaat edip kocalarının hakkına riayet ederler v Allah onların hukukunu nasıl
kurduysa onlar da kocalarının malını, namusunu ve sırlarını kocalarının gıyabında , isyankârlıklarından
korktuğunuz kadınlara ise güzelce öğüt verin. Eğer bu fayda vermezse onları yataklarında yanlız
bırakın. Bu fayda vermezse, dövün. Eğer itaat edecek olurlarsa, sizde artık onları incitmek için bahane
aramayın. Muhakkak ki Allah çok yüce ve çok büyüktür. ( Nisa suresi, 34) Erkekler emir ve idarede
kabiliyetli yaratılmış kadınlar da şefkat ve annelik gibi hususlarda üstünlük verilmiştir. Aile yuvası
içinde erkek ve kadından her biri kendisine verilmiş olan kabiliyetlere uygun vazifeleri üstlenirler.
Erkek ailenin geçim ve idaresini üzerine alırken, kadın da evin iç idaresini ve kendisine verilmiş olan
şefkat hissiyle çocuklarının bakimi ve terbiyesini yürütür. Eğer erkek idarecilik mesuliyeti verilmişse,
elbette bu mesuliyete uygun şekilde salahiyetler de verilecektir. Yoksa her ikisini de mesuliyette farklı
ama salahiyette eşit kılmak apaçık bir adaletsizlik olurdu. Ancak Kuran-i Kerim’in, her iki tarafın da
hukukunu gözeten ve bilhassa erkekleri kadınların hakkını çiğnemekten alıkoyan ayetleri açıkça
ortada.( Aldığınız) kadınlara mehirlerini bir fariza Allah’u Teâlâ tarafından onlara verilmiş bir hak
olarak verin. Bununla beraber, eğer ondan( o mehirden ) birazını gönül hoşluğuyla size bağışlarsa
onun da afiyetle, kolaylıkla yiyin.( Nisa suresi,4)
Allah’u Teâlâ hak bu ayeti ile bu çirkin adeti terk edip mehri ehline vermelerini emretmiş ve böylece
kadınları velilerinin tecavüz ve zulümlerinden muhafaza edilmiştir. Cahiliye devrinde bir adam kız
kardeşini veya kızını bir başkasına, Onu da kızını veya kardeşini kendisine vermesi şartıyla verir ve
arada Mehir konuşmazlardı. Bu muameleye, şigar denirdi. Mehir, kadının akidi nikahta kocasından
almayı kak etiği maldır. 444-Zeyd bin Elsem den rivayet, Peygamber sallallahu aleyhi vesselam her
kim bir kadınla mehrini vermemek niyetiyle evlenirse, o kişiyi kıyamet gününde, Allah’u Teâlâ
indinde( zina edici) sayılacaktır. Diyerek buyurdu. ( İbini Ebi Şeybe

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner418

banner430

banner432