banner214

Ne zamandır aklımda olan fakat bir türlü ziyaret etme imkânı bulamadığım Göbeklitepe’yi nihayet ziyaret etme imkanı buldum. Havanın sıcaklığı, biz Mersinliler için sıra dışı bir durum olmasa da Urfa’da bir başka şekilde kendisini hissettiriyordu. Tarihte yerleşik hayatın ilk zamanlarının başlangıcı olarak kabul edilen Göbeklitepe, Urfa merkezden 18 km uzakta olsa da yolların düzgünlüğü bu mesafeyi daha da kısaltıyor. Dikkatimi çeken ve beni mutlu eden en önemli detay ise Urfa halkının bu kült yapılar topluluğuna sahip çıkması, benimsemesi oldu. Kaldığımız otelin sahibinden, çalışanlarından tutunda, Balıklıgöl civarındaki esnafların tarihe olan ilgileri, tarih hakkındaki bilgileri, araştırmacı tarafları beni hayli şaşırttı. Öyle ki, otelin resepsiyonistinin cep telefonundan Göbeklitepe’nin ziyarete açılmadan önceki aşamalarının olduğu fotoğrafları gösterirken duyduğu heyecanı hissedebiliyordum. Bir de birçok Urfalının dilinde dolaşan bir Almanın ismi vardı. Adı Klaus. Klaus burada kalırdı, burada yemek yerdi, ondan çok şey öğrendik gibi ifadeler duydukça Klaus’u daha da merak eder oldum.

Urfa halkının her fırsatta övgüyle bahsettiği  Heidelberg Üniversitesi’nden Klaus Schmidt,’in bölgede 94 yılında ilk araştırmaları yapan ve kazı çalışmalarını bizzat yürüten kişi olduğunu öğrendim.

Göbeklitepe, Urfa’nın Örencik köyünde bulunmuş. Oraya ilk giriş yaptığımızda asıl kazı alanına gitmeden önce sinevizyon ve bazı tarihi eşyaların bulunduğu bir galeriye yönlendirildik. Büyük emek harcanmış galeriyi gezmenizi tavsiye ederim çünkü sinevizyon gösterisini izleyip, asıl alana gittiğinizde bambaşka bir ruh haliyle gidiyorsunuz. (Yürüyüş mesafesi olsa da, malum sıcak havalar için güzel düşünülmüş bir detay) Ve o mistik hava minibüsten iner inmez sizi etkisi altına alıyor. Bastığınız toprağın üzerinde 12 bin yıl önceki yaşamların ruhlarını hissediyorsunuz. İnsanoğlunun arayış yolculuğunun başlangıcı denebilecek bir zeminin üzerinde yürüyorsunuz.

Tarihi alan, işlevsel bir ziyaret düzeneği ile çevrelenmiş. Ziyaretçiler dev bir sergi alanını dolaşır gibi hareket edebiliyor, fotoğraf çekebiliyorlar. Alanın etrafında 360 derece yürüyerek dolaşabiliyor böylece her eserin üzerinde bulunan motif,şekil ve figürleri her açıdan görebiliyorsunuz.  

T formunda, 10-12 dikilitaşın yuvarlak planda dizilmiş şeklini görüyorsunuz. Yapının merkezinde ise iki dikilitaş karşılıklı olarak yerleştirilmiş şekilde duruyorlar. Her bir dikilitaşın bir insanı sembolize ettiği düşünülüyor. Taşların üzerinde insan, hayvan ve çeşitli semboller görünüyor.  İşin gizemli tarafı ise yaklaşık onikibin yıl öncesine ait bu çalışmaların neyi ifade ettiklerinin bilinmemesi. Bu konudaki düşünceler, tahmin ve varsayımlardan öteye gidemiyor.

Bu alanda çıkarılan daha küçük ölçekli taş ve materyalleri görmek için Şanlıurfa müzesine gitmeniz yeterli.

Fakat Anıtkabir’de rehberlik yapmış biri olarak, küçük bir eleştiriyi yazmadan edemeyeceğim. Her ne kadar Elektronik rehberlik hizmeti veriliyor olsa da, orada kulak misafiri olduğum bazı rehber arkadaşların (profesyonel olanları kastetmiyorum) sunumlarının doğruluğundan şüphe ettiğimi söylemek istiyorum. Bunun için en önemli gerekçem ise her birinin verdiği bilgilerin birbirinden tamamen farklı ve kendi yorumlarına dayalı olması. Henüz kesinleşmemiş, sanat tarihçilerinin bile araştırmalarını devam ettirdikleri konularda herhangi bir kaynak göstermeden kesin bir bilgi gibi aktardıkları yoruma dayalı bilgiler maalesef turizm açısından çok olumlu sonuçlar vermeyebilir. Çünkü herhangi bir rehberlik hizmeti almadan orayı ziyaret eden yerli ve yabancı turistler ortamda bir rehber varsa ister istemez onu dinleyerek peşinden ayrılmıyorlar. Rehberlik hizmetini işinin ehli insanların yapmasının Göbeklitepe gibi bir yer için daha doğru olabileceği düşüncesindeyim.

Bana göre Göbeklitepe’yi çekici kılan, sadece bilinen en eski kült yapılar topluluğu olması değil, insanoğlunun varoluş amacını sorgulayıp, çeşitli çalışmalar yaparak arayış yolculuğuna çıkması durumunun ne kadar kadim olduğu.

İnsan var oldukça aramaktan, merak etmekten, sorgulamaktan asla vazgeçmemiş. Arayanlar değişmiş olsa da, arayış hep aynı kalmış.

Bir yer var buluştuğumuz,

Bir yer var ayrıldığımız.

‘’Onikibin yıl’’ belki de,

‘’Az önce’’dir Tanrı nezdinde.

Sevgiyle kalın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner227

banner233

banner255

restbet