banner214

Sibel Öztürk Güntöre’nin “Tıp ve Felsefe” konulu makalesi ilgi duyduğum bu alan için ufuk açıcı olması yanı sıra uyandırdığı çağrışımlarla bu metnin yazılmasını yol açtı.

Tıp ilk insanlardan bu yana var olagelmiştir. Tıp tarihi şamanlara kadar dayandırılır ve ilk hekimler olarak kabul görür.

M.Ö. 500 yılları civarında felsefenin ilk temelleri atılmış, güncel kaygılara eklenen düşünsel kaygılar felsefenin doğmasına ebelik etmiş; felsefe de bilimi ve bilimsel düşüncenin önünü açarak günümüzdeki çağdaş yaşamın ilk temellerini atmıştır.

Düşünen, konuşan insan, başarısını verdiği yanıtlardan ziyade sorduğu sorulara borçludur. Bu sorulardır bilimi ve konumuz olan tıbbı bugünkü noktaya getiren ve bundan sonrasına da götürecek olan…

Doğru soruları sormak bir disiplin gerektirir ve bu disiplini de felsefe sağlar. Öyle ya da böyle bilim ile uğraşan, konusu insan ve yaşam olan her çalışma alanı, eninde sonunda felsefeyle buluşmak zorundadır. Bu nedenle felsefe varoluşundan bu yana tıp ile iç içe geçmiştir.       

İnsanın bilme ve kavrama arzusu; yani merak ve hayret etme, felsefenin ve bilimin ana sebebidir. Bilim olan tıp da bu kaynaktan beslenir.

Tıbbın da felsefenin de konusu insan ve yaşamdır. Her iki çalışma alanı özünde insana ve yaşama ilişkindir. Soruları, arayışları, işlerlikleri hep bu ana konunun uzanımlarıdır. Tıp için insan yaşamı daha doğrusu insanın sağlıklı yaşamı erek ise de, pratikte doğrudan insan sağlığını hedefliyor olsa da, buna varabilmesi ancak soruların doğru sorulması ve verilen yanıtların bir eleştirel bakış açısıyla değerlendirilmesi sonucu mümkün olabilir.

Prof. Dr. Nihat Keklik bir çalışmasında bir Arap hekim ve filozofu olan İshak Ibn Huneyn      ( ölümü 911) ‘nin "Tabiplerin ve Filozofların Tarihi " adlı yapıtında filozofların aynı zamanda tabip, tabip olanların da aynı zamanda filozof olduğunu ifade ettiğini belirtmektedir.

Tıp, felsefe ile içli dışlı olmakla birlikte ilişkiler en çok felsefenin etik alanıyla ilişki içindedir. Çünkü; “(..)bilgelikle birleşmeyen kudret tehlikelidir ve çağımız için gerekli olan şey de bilgiden çok bilgeliktir(..)”( Russell).  Bilgelikle birleşmeyen tıp bilgisinin, teknolojisinin kudreti insanlık için çok tehlikeli olabilmektedir ki tarihte birçok örneği vardır.

Tıp sadece bir bilim değildir. Bir sanattır. Bir teknik uygulanım alanıdır ve aynı zamanda sosyal ve kültürel yanları da olan bir çalışmadır. Bu özelliklerini koruyup insanlık lehine geliştirebilmek için felsefeyle iç içe olmak zorundadır.  Tıp eğitiminde yer alan ve felsefeyle ortak alan olan Tıbbi Deontoloji yanı sıra felsefenin diğer alanları da eğitime katılmalıdır.

Bununla yetinilmemeli tıp eğitiminin yaşam boyu sürdüğü göz önünde bulundurularak, felsefenin da buna eşlik etmesi gerekliliği gözden kaçırmamalıdır. İyi hekimlik iyi bir tıp eğitiminin anacak felsefeyle harmanlanması sonucu mümkündür önermesinin tarihsel süreçte sürekli doğrulanmış olması bunu zorunlu kılmaktadır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner198

banner227

banner233

banner258

banner231