banner165
banner176

İnsanların ne zaman canı sıkılsa ya da öfkesi kabarsa hıncını olaylarda hiçbir yaptırım gücü bulunmayan cansız varlıklardan çıkarıyor!

Hani Anadolu’da, “Eşeğe gücü yetmiyor da, semerini dövüyor!” denir ya, aslında bu tür eylemler bence kişinin cehaleti ve aczinin göstergesidir!

Toplu ulaşım araçlarından Türkiye’nin kodamanları yararlanmıyor, hoş onlar kullansalar bile kırıp dökmek çözüm mü?

Ne zaman trenlerle ilgili bir haber okuyup duysam, demiryolculuğunu komünist işi olarak niteleyen Turgut Özal’ın dillendirdiği anlayışın ülkeye yaptığı kötülük, kötülükten de öte ihaneti anımsarım.

Yoksul bir ulusun dişinden tırnağından artırarak başlattığı yurdun en ücra köşesine ulaşma projesi yıllar önce kesintiye uğratılmış, çarpık yapılaşan karayolu taşımacılığına yönelinmesi sonucunda ülke kaynakları çar çur edilirken, yüz binlerce insanımız erken ölümlere kurban gitmiştir. Toplumsal tehdide dönüşen trafik kazaları herkese öylesine yakın ki, kimin kapısını ne zaman çalacağı belli değil!

Trenlere dönük saldırıları yıllar önce, Cumhuriyet gazetesi yazarlarından Müşerref Hekimoğlu, eğitimsizlik ve sevgisizliğin ürünü olarak değerlendirmişti!

Bana göre saldırılar salt eğitimsizlik ve sevgisizlikle açıklanamaz; Türkiye’yi toptan yok etme planının senaryosunu yazanlar, devletin diğer kurumlarında olduğu gibi Demiryollarında da yatırımsızlığı öngörüp, kurumun günün koşullarına göre donanmasını engellediler!

Sonuçta Özal gibi devleti sözde yönetenlerin dışladığı Demiryolculuk toplumunda gözünden düştü!

İsterseniz bu konu üzerine biraz düşünelim: Adana-Mersin tren yolu güzergahında bulunan boyasız badanasız, estetikten uzak çirkin görüntü veren evler genelde yoksul kesimlere ait! Demiryolu yöneticileri yapacakları bir organizasyonla bu evlerin demiryoluna bakan cephelerini boyatsa, sıcak ilişki kurduğu bölge insanının kuruma bakış açısı değişeceği gibi; güzelleşen yol güzergahı, hem bölgeyi hem de Demiryollarını yolcuların gözünde daha sıcak kılacaktır!

Ama nerede!

Koskoca Devlet Demiryolları’nı çökerten anlayıştan böylesi bir uygulamayı beklemenin ham hayal olduğunu ben de biliyorum!

Hey gidi günler hey…

Tren yolculuğu hep sıcak gelmiştir bana; bu sıcaklık zaman zaman şiirlerime de yansımıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin geçmişte önde gelen simgelerinden olan Demiryollarının tekrar hak ettiği konuma ulaşması dileğiyle yazımı yıllar önce yazdığım dizelerle noktalıyorum:

Rayların üstünde gitti gençliğim umutlarım/ üçüncü mevki tren biletleriyle/ oysa ben hep yataklı vagonları düşledim. Bir seferinde Mavi Trendeyiz/ tayin yerine giden Halil Öğretmenle/ pişti oynuyoruz yemekten sonra/ rakı da içiyoruz/ ben rakıyı çok severim/ Halil Öğretmen de severmiş. Rakı/ sancılı günlerin/ tükenmez hasretlerin/ uykusuz gecelerin / görülen düşlerin yoldaşıdır. Bir yudumunda alıyorum/ memleketimin her yerinin tadını/ Mavi Trende içtiğimiz rakının. Rakı/ üzüm anason emek / rakı/ buram buram memleket kokuyor...

Yarıda kalıyor ansızın/ ayaküstü içtiğim rakıyla başlayan düşlerim/ trenin hasretle çalan düdüğüyle/ yine üçüncü mevki bir teren biletiyle/ her yılki gibi güzün/ Kurtalan-Adana hattında/ kopartmada yer kalmamış/ benim gibilerle dolmuş koridorda/ solmuş yamalı savana sarılı/ yorganımın üstünde/ elimde üçüncü mevki tren biletim/ kondüktörü gözlüyorum…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.