banner318
banner319

Türkiye gibi ataerkil bir toplumda toplumsal cinsiyet rollerinin sonsuz kabulü ve benimsenmesi şüphesiz ki kadını mağdur etmektedir. Çocukluktan itibaren cinsiyet kategorilerine uygun olan ve olmayan tutum, arzu ve davranışları ailenin onaylamasıyla birlikte öğrenme başlar ve bu roller pekiştirilir. Toplumda kız çocuklarından narın, kibar, sakin olması erkek çocuğa göre daha çok beklenerek edilen bir kimlik dayatılmaktadır. Cinsiyeti rollerle yetişmesi sunucu önce babasının veya erkek kardeşlerinin egemenlik ve baskısı altında toplum sallaşmış olan kadının evlendiğinde eşi ile böylesi bir var olmayı sürdürmektedir. İlerde nasıl oturup kalkması gerektiğini duygularını nasıl ifade edeceği; nasıl güleceğine kadar aslında toplum ana bir rol biçmiştir. Kız çocukları için öne sürülen oyuncakları, reklamları, masallardaki roller kısacası medyadaki her şey buna hizmet etmektedir. Babanın egemen olduğu sistem erkek egemen dönüşüm genel yapı eksenlidir. Sonuçta nokta ortaya gelmiştir. Devinimlerle bu olgunun bizdeki tezahürü kadının yeri kocasının yanıdır, evidir; sobanın başıdır. Şeklinden öte aile içerisinde 15 yaşındaki bir erkek çocuğun kendisinde 10 yaş büyük ablasına karışabilmesinden, kısıtlamalarında yatmaktadır. Bu durumun vahimliği ortada, bunda aile içerisindeki babanın tutumu belirleyicilik yatmakta. Ve olayın doğrusu bu şekilde aktarmakta. Kadın söz hakkı da sıfıra indirilmektedir. Kadınların toplumsal yaşamdaki rolünün büyüklüğü düşünülünce modern anlayışın bu ikincilik anlayışın uzağında olmasının açılmasıyla derin bir nefes alınacağı açık. Bunda aile içi fiziksel şiddette kadar sen anlamasın, sen bilmezsin, elinin hamuru ile erkek işine karışma şeklindeki psikolojik şiddet söylemlerinin küçümseyişlerin de ikinciliği kıldığı ve tasvip edilmemesi gerekliliği iyi irdelenmeli. Doğduğumuz andan itibaren 5-0 geriden başladığımız bir hayat serüvenimiz kimimiz cinsiyetimiz yüzünden istenmeyen bebek ilan edilerek hayatta gözlerimizi açıyoruz. Bir erkek doğurmadın soyumuzu devam ettirmedin. Bakışlara maruz kalan anneler türlü türlü toplumsal baskılarla, sıkıntılarla sürekli engellenen kadın olmak; düzgün otur, kahkaha atma, konuşma. Peki, neden bu kadar kadınlardan korkuyorlar? Bu korkunun temelinde erkek egemen toplum ve bu yapı çoğunlukla bir kadın tarafından irdelenmeden, nedenleri araştırmadan kabul edilir. Bu yüzden erkek karısını aldatır, bahanesi çok basit; karım beni mutlu etmiyor. Aldatılan kadınların da sorduğu adres kocası değil, kocasını ayartan kötü kadın, erkek karısını öldürür bahanesi bu sefer daha da basit; karımın gözü dışardaydı. Erkek egemen toplum bakış açısının nedenleri; aile faktörü (1) eğitim sistemi,(2) toplumsal baskılar, (3) kadın annelik görevinin verdiği sorumluluk itibarı ile çocuk gelişiminde önemli bir konuma sahiptir. Anne özelikle erkek çocuğuna, kadın haklarına saygılı ve kadın erkek hak eşitliğini benimsetmelidir. Erkek egemenliğini doğal olduğu bilinçaltı mesajıyla büyütülen erkek çocuklar gelecekte bunu hayatının alanında uygulayacaktır. Baba ise erkek çocuğuna gözünde bir rol modelidir. Babanın eşine ve diğer kadınlara karşı davranışları erkek çocuk için örnek teşkil eder.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner306

banner291

banner262

banner313