banner214

 “Türkiye’de Türk lirası”

 “Dolara Hayır!”

Bu sloganları anımsıyoruz değil mi?

 Bir dönem afişlemelerle başlayan mücadele süreci…

*****

Şimdilerde hemen her gün belki de saat aralıklarıyla “Dolar yükseldi” haberlerini izliyoruz ya da duyuyoruz.

Hayat pahalılığı almış başını gidiyor

1) Üretim yapılmadığı için gerçekçi pahalılıklar,

2) Fırsatçılıktan kaynaklı zamlar,

3)  “Dolar” bahanesiyle getirilen (!) zamlar, Örneğin; Baharatçıdan alınan baharatın DOLARLA ne ilgisi var? (Abla, bugün yedi liraya aldığın o baharat yarın on lira olacak… Dolara sürekli zam geliyor…”-Bir yaşanmışlıktan örnek)

4) Sanal dünya aracılıklarıyla yaşama geçirilen keyfî zamlar,

5) Özelleştirmelerin, yabancıya satışların getirdiği zamlar…

*****

O, hiç beğenmediğimiz, takunyalı-katil-cellat vb. diye nitelemeler yaptığımız Taliban, ülkesinde her türlü yabancı parayı yasakladı!

“Afganistan’da kendi paramızı kullanacağız!” dedi.

Gülüyor muyuz hâlâ?

O zaman dönelim;

Dünyanın bir ucundayken diğer ucundan toprak satın alarak ya da kiralayarak halkının geçimini sağlayan ülkeler var.(Örneğin, Çin. 1.6 milyar nüfusa yetecek ürünler için toprak kiralamakta…)

Üretecekler. Kullanacaklar. Kazanacaklar.

Biz yapamaz mıyız?

Hem de âlâsını yaparız!

Topraklarımız var,

Üç tarafımız denizlerle çevrili ve akarsularımız yurdumuzun hemen her yanında, (Bir çiftçimiz, Kıbrıs’a denizin altından borularla su veriliyor da akarsularımızdan kurak bölgelere neden su verilemiyor? Diye sormuştu bir televizyon programında)

Genç nüfusumuz en büyük kazancımız,

“Kendi kendine yetebilen ülke” gerçekliğimize dönmemek için hiçbir neden yok,

Bu şartlar altında yabancı paraya neden gereksinim duyalım?

Ülkeler arası alışverişlerde iki ülkenin para birimi oranlarında alışveriş yapılamaz mı?

Üçüncü ülkelerle alışverişimizi engelleyen Gümrük Birliği’nden hemen çıkalım.

8 milyona yakın, ağırlıklı olarak Suriyeli olan sığınmacıların ülkelerine dönmeleri için gereğini yapalım.

İşte o zaman ABD parasının Türk lirası karşısında değerinin ne olacağını rahatlıkla göreceğiz…

Mecbur ve mahkûm muyuz?

Kesinlikle hayır! (Necmettin Erbakan’ın alışverişlerde “Mal-Ürün” değişim programı geldi aklıma)

Aklımızı- zekâmızı, yaratıcılığımızı, emeğimizi; ÜRETMEK üzerine çalıştıralım…

O zaman dünya bir defa daha görsün Mustafa Kemal Atatürk’ün “Zeki ve çalışkan” dediği

Türk Milleti’ni…

Rüya mı? Yoooo

Gerçekleştirilebilecek olandır!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner198

banner227

banner233

banner255

banner231