banner165

Değerli dostlarım merhabalar. Covid-19 denilen illetin bize yani sade vatandaşa verdiği hasarı hepimiz biliyoruz. Peki ya devlete verdiği hasar? Bugün sizinle covid-19’un devletimize verdiği hasarı ve hasar raporuna biraz göz gezdirip, neyi doğru neyi yanlış yaptığımızı beraberce gün yüzüne çıkaralım istiyorum.

Efendim öncelikle belirteyim, ben bu köşede sizi ekonominin o soğuk ve halk tarafından pek bilinmeyen terimleri ile sıkmak yerine, size sizin anlayacağınız dilden ekonomiyi anlatmayı kendime görev biçmiştim. Yine öyle yapacağız, merak etmeyin.

Öncelikle bir hususta hem fikir olalım. Ocak 2020 tarihinden itibaren dünya üzerindeki tüm devletler ya tüm güçleri ya da yarı güçleri ile covid-19 denilen illet ile mücadele etmeye başladılar. Bir devlet covid-19 ile nasıl mücadele eder?

1-            Vatandaşını koruma altına alarak

2-            Topraklarını koruma altına alarak

3-            Ekonomisini koruma altına alarak

Türkiye Cumhuriyeti bana sorarsanız ilk 2 maddeyi yani bizi ve topraklarımızı koruma altına alma işini elinden geldiğince, yeri geldi fazlasını yaparak da yaptı. Bu bahsettiğimiz iki maddeyi layığı ile yapınca da gelirinden çok para harcadı. Bakın sadece covid-19 kapsamını konuşuyorum. Öncesinde de para harcıyordu vs. gibi cümleleri kabul etmiyorum.

Peki ne kadar bir para harcamış devletimiz? Devletin geliri 100 birim ise, bu bahsettiğimiz Ocak – Haziran 2020 döneminde harcadığı 139,3 birim olmuş. Yani %39,3 daha fazla harcamış devletimiz.

Sadece vatandaşına ve topraklarına özen gösterdiği için mi bu kadar fazla harcadı? Tabii ki hayır. Devletlerin tek gelir kapıları halktan aldıkları vergilerdir. Hatırlarsanız covid-19’un ülkemize ilk uğradığı dönemde, yani eve kapandığımız dönemde tüketimimiz düşmüştü. Hal böyle olunca devletin tek gelir kapısı olan vergi gelirlerinde de bir düşüş yaşanmıştı. Unutmayalım. O dönem biz de vergi ödemelerini ötelemiştik.

Şimdi bir kısım dostlarım, içlerinden safça şunu düşünüyor olabilir: “İyi bari, devletimiz bize destekte bulunmuş” Kısmen doğru olan bu cümleye cevabım şu olabilir: Evet, bize destekte bulunmuş. Kabul ediyorum. Fakat devletimizin aynı dönemde vergi geliri %9,2 artmış. Yani? Yanisi şu dostlarım: Vergilerimize zam gelmiş. Bunu zaten hissediyorsunuzdur.

Olaya ne kötümser taraftan ne de iyimser taraftan bakan birisi olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Beğenir ya da beğenmezsiniz ama devletimiz, bu zor zamanda vatandaşın ve reel sektörün yanında olmaktan geri durmadığını gösteriyor. Devlet, harcamalarını kıssaydı, ya da bitirseydi; o zaman işimiz işti. Reel sektör desteğini ise hiç hız kesmeden devam ettirdi. Eğer bir an bir tereddüt yaşasaydı…. İşte o zaman dünyanın kaç bucak olduğunu görürdük.

Peki bu bizim bütçe açığı yani gelirimizin üzerinde harcamamız, sadece bize özgü bir şey mi? Elbette değil. Yazıya başlarken tüm devletler ya tam güçleriyle ya da yarı güçleriyle covid-19 ile savaştı demiştim. Yani bu bahsettiğim bütçedeki bozulma bize has değil. ABD haziranda 864 milyar dolar bütçe açığı vererek tüm zamanların rekorunu kırdı. Sadece ABD ile kıyaslamak ahmaklık olacağı için gelin bir de Euro Bölgesine bir göz atalım. Tahminler Euro Bölgesi'nde ise bütçe açığı oranı yüzde 15'e yükselebileceği yönünde. Bana kalırsa, bu tahmin doğru çıkacak gibi.

Peki konuşuyoruz da ölçüt var mı? Euro bölgesi için bahsettiğim bütçe açığı %3-5 arasında açıklandığında, yani gelirlerinden fazla harcadıklarında kırmızı durum sinyalleri çalar. Ekonomik istikrar konusu gündeme gelebilirdi. Peki normal zamanlardan mı geçiyoruz?

Ya virüsün kaynağı olan Çin’de durum ne? Çin, salgının ilk dalgasını ABD ile kıyaslanamayacak derecede iyi yönetti. Bu performans ekonomiye de yansıdı. İlk çeyrekte yıllık bazda %6,8 daralan Çin ekonomisi, ikinci çeyrekte beklentilerin üzerinde bir rakamla %3,2 büyüdü.

Dostlarım, biz şimdi bırakalım dünyayı da Türkiye’mize geri dönelim.

Gördüğünüz gibi Türkiye de her ülke gibi covid-19 ile mücadele ediyor. Fakat ülkeler ekonomik anlamda ikiye ayrılırlar. Gelişimini tamamlamışlar ve gelişmekte olan ülkeler. Türkiye ne yazık ki gelişmekte olan bir ülke. Gelişimini bitirmiş ülkelerde görülen ekonomi etkileri, bizim gibi gelişmek olan ülkelerde iki yerine göre üç kat fazla olarak görmek mümkün.

Gelin sözün özünü yazalım.

Covid-19 denilen illet son bulursa; Türkiye için önce kamu tarafından başlayan bir tasarruf paketini konuşmamız gerekiyor. Devlet harcamaz ise, harcamalarını kısar ise belki vatandaş tarafı da artık asgari ücret ile çalışıp kendisine asgari ücretin 10 katı olan cep telefonlarını almayı hayal etmez diye umuyorum.

Umuyorum ama, değerli hocam Prof. Dr. Veysel Ulusoy ile bir sohbetimizde hocam bu konu için: “Yaşam standardını yükseltmek, herkesin hakkı değil mi? “Diye sormuştu. Bakın yine bir ikilimde kaldık…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner198

banner209

banner211