banner214

Halide Edip Adıvar, 1926 yılında yayımlanan “Vurun Kahpeye” isimli romanında, bir yandan Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı ve Anadolu halkının bu mücadeleye yaklaşımını anlatır, diğer yanandan bu topraklardaki linç kültürünü gözler önüne serer.

Romanın sonlarında düşman mağlup edilir, Anadolu kurtulur. Bu kurtuluşta katkısı olanlardan biri de Aliye öğretmendir. Ancak Aliye öğretmen, hiçbir suçu olmamasına rağmen düşman askeriyle işbirliği yapmakla suçlanır. Üstelik onu suçlayanlar, düşman askeriyle asıl işbirliği yapanlardır.

Kurtuluşun ardından birden kuvayımilliyeci oluveren Hacı Fettah ve Uzun Hüseyin halkı galeyana getirir. Namuslu bir kadının düşman askerinin yanında ne işi olduğunu sorarlar. “Din, şeref, vatan, namus” gibi kavramlarla halkın öfkesini kabartırlar. Gözü dönen halk, Aliye’yi evinden alır, kasaba meydanına kadar sürükler. Aliye kendini savunacak olur, ama onu konuşturmazlar. İbret-i âlem için kasaba meydanında taşlayarak öldürürler Aliye’yi.

Günümüzde kimse kimseyi kasaba meydanında taşlayıp öldürmüyor. Bu Ortaçağ yöntemi, çok eskilerde kaldı. Ama yeni Ortaçağ’ın yeni yöntemleri var artık. Günümüzde kasaba meydanı yok, sosyal medya var. Sosyal medya, linç kültürün yeni alanı sanki.

Neredeyse her gün, sosyal medyada biri linç ediliyor. Politikacılar, sanatçılar, sporcular, bilim insanları, bazen de sıradan yurttaşlar nasibini alıyor sosyal medya lincinden. Artık o gün piyango kime vurursa… Mahkemeyi kuruyorlar, darağacına çekiyorlar. Akıl dışarıda bekliyor, öfke başkanlık ediyor bu mahkemeye.

İnsanlar hakkında kesin hükümlere varılıyor sosyal medya mahkemesinde. Normal mahkemeler gibi yavaş işlemiyor sosyal medya mahkemesi, “suçlu” hemen ilan ediliyor. Yeterli bilgi, delil var mı? Bakılmıyor! Savunma hakkı, önemli değil! Masumiyet karinesi göz ardı ediliyor! Sosyal medya aracılığıyla edinilen kısıtlı bilgi, linç için yeterli görülüyor. Öfke, aklın önüne geçiyor. Yani “Vurun Kahpeye”nin son sayfaları, ülkemizde neredeyse her gün bir kez daha yaşanıyor.

Ben sosyal medyada linç edilenlerin Aliye gibi bir vatan kahramanı olduğun iddia etmiyorum. Ama “suçlu” olduklarını da iddia edemiyorum. Çünkü ben bu konuda yeterli bilgiye sahip değilim. Bu benim veya sosyal medya kullanıcılarının işi değil, mahkemelerin işi çünkü. Üstelik “suçlu” bile olsalar, onları cezalandırma yetkim de yok.

Oldukça acımasız ve korkutucu bir dönemde yaşıyoruz. Bilmem Halide Edip bugün yaşasaydı, “1926’dan bugüne bir arpa boyu yol alamamışız.” diye hayıflanır mıydı? Yoksa insanları aklıselime davet ettiği için Halide Edip de mi linç edilirdi?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner198

banner227

banner233

banner231

banner232

banner228

banner239