banner214

En başarılı öğrenci, merkezi sınavlarda en yüksek puanı alan mıdır?

En başarılı öğretmen, öğrencisini merkezi sınavlara en iyi hazırlayan mıdır?

LGS, YKS, ALES, KPSS, MSÜ, YDS ve daha niceleri…

Bu sınavlar gençlerimizin ve dolayısı ile ülkemizin kader sınavları mıdır?

Eğitim öğretim faaliyetlerinin ana amacı ‘iyi insan iyi yurttaş’ yetiştirmektir. Öğrencilere sevgi, saygı, sabır, adalet, empati, özdenetim, dürüstlük, sorumluluk, dostluk gibi değerleri kazandırmaktır. Eleştirel düşünen, problem çözme yetisine sahip, yaratıcı ve yenilikçi fikirler üreten, entelektüel, sanat ve edebiyat kültürüne sahip bireyler yetiştirerek toplumsal gelişmişlik düzeyini arttırmaktır.

Eğitim öğretim faaliyetlerinin amacına ulaşıp ulaşmadığını ölçmek amacıyla öğrenciler değerlendirmelere tabi tutulur. Bu değerlendirmeler, öğrencilere sunulan kazanımların ölçülmesini sağlar. Yani birey olma yolunda öğrencinin öz değerlendirme yapmasını sağlar. Ancak merkezi sınavların amacı öğrencilerin kazanımlarını değerlendirmekten çok; öğrencileri bir üst kademedeki eğitim kurumuna seçmektir. Konu seçim olunca sınavda en yüksek puanı almak için de bir yarış başlamaktadır. İşte bu yarış eğitim sistemimizi değersizleştiren en büyük etkendir.

Ne var bunda? Sınav adildir. Çalışan kazanır. Herkes sınava girebilir. Tüm çocukların istediği okulu kazanma şansı vardır. Böyle bir ortamda sınavlar en güvenilir seçme sistemidir…

Bu söylemleri sıkça duyabilirsiniz. Sınavla öğrenci seçiminin adil bir yöntem olduğunu söyleyenlere öncelikle şu soruyu sormak gerekir:

-              Tüm öğrencilere eşit eğitim fırsatı sunulabiliyor mu? Her öğrencinin erişebildiği eğitim öğretim faaliyetleri eşit midir?

Ülkemizdeki okulların fiziki ve bölgesel şartları eşit değildir. Okullarda öğrencilere eşit imkanlar sunulamamaktadır. Eşit kamusal eğitimin olmadığı bir sistemde tüm öğrencileri aynı sınava tabi tutmak doğru değildir. Bu nedenle sınavlar sadece bir seçme aracı değil; aynı zamanda etüt merkezlerini, özel dersleri, özel okulları, yayın evlerini ve birçok sektörü de içine alan ekonomik bir meseledir.

Sınavları öğrenci seçmede adil bir araç olarak göstermek ya da bilenle bilmeyeni ayıran bir uzmanlık aracı olarak göstermek, eğitim eşitsizliğini gizleme çabasından öteye gidememektedir. Bu durumda da sınavlar, toplumun belirli kesiminin çocuklarını geleceğin ayrıcalıklı mesleklerine ulaştıran bir politik araç olmaktadır. Sosyoekonomik imkanları kısıtlı olan ailelerin çocukları için ise çoğu zaman bir elenme aracı olabilmektedir.

Sınavların öğrencilerimizin gelecek yaşantılarını belirleme açısından bu denli öneme sahip olması, velilerin eğitim öğretim faaliyetlerinden beklentilerini de şekillendirmektedir. Öğrenci velileri, ilkokul yıllarından itibaren çocukları için en yarışçı öğretmeni arama çabasına girmektedirler. Çocuklarının geleceğini sınavda gören öğrenci velileri yetenek temelli eğitim sistemini de yok saymaktadırlar. Çocuklarını hayata hazırlayan temel yeteneklerin kazandırılmasından çok, deneme sınavlarında kaç doğru yaptığı ile ilgilenen veliler çocuklarına iyilik yaptıklarını düşünürken aslında yanıldıklarını görememektedirler.

Bu sistemde okulların başarısını belirleyen etkenlerin başında sınav sonuçları gelmektedir. Öğrencilerini iyi insan, iyi yurttaş ilkesine göre yetiştiren okullardan çok, sınavlarda en yüksek puanları alan öğrencileri bulunan okullar başarılı sayılmaktadır. Sınav sorularına en çok doğru cevabın verilmesine aracılık eden öğretmenler ise en iyi öğretmenler olarak değerlendirilmektedir. Öğretmenler için de bu durum iş doyumu kaynağı haline gelmektedir.

Görüldüğü üzere eğitim sisteminin merkezine oturan merkezi sınavlar, çocuklarımıza kazandırılması gereken doğruluk, dürüstlük, hak gözetme, saygılı olma, adil olma gibi temel değerleri önemsizleştirmektedir. Çoktan seçmeli bir testin şıkları arasında sıkışıp kalan çocuklardan gelecekte iyi insan olmasını beklemek hayalcilikten öteye gidemeyecektir. Bu kısır döngü içerisinde yetişen bireylerin güven duyguları da zedelenmeye devam edecektir. Bu nedenle gelecekte de sınavlar en güvenilir sistemmiş gibi gösterilmeye devam edecektir. Şunu da belirtmek isterim ki, yakın geçmişte bazı kötü niyetli gruplarca sabote edilen ve haksız kazanç sağlanan sınavlarda binlerce öğrencinin emeği de gasp edilmiştir. Bu da bize topluma değer kazandırmanın sınav kazandırmaktan daha önemli olduğunu göstermiştir.

Sınav odaklı eğitim sisteminde her sorunun sadece 1 doğru cevabı olduğuna alıştırılan öğrenciler için sorgulama ve araştırma davranışı gelişmemektedir. ‘Acaba bize sunulan şey gerçekten doğru mudur?’ veya ‘Bunun için daha iyi bir çözüm bulabilir miyiz?’ gibi soruların öğrenciler tarafından sorulmasına izin verilmemektedir. Kendine sunulan doğruyu kabul etme mantığı ile yetişen bireylerin gelecekte de mesleklerinde fark yaratması pek mümkün görünmemektedir. Olanı kabul eden bireylerin Ar-Ge çalışmalarına yönelmeleri daha zor olmaktadır.

Okullarımızda müfredata bağlı olarak sunulan beceri temelli eğitim-öğretim faaliyetleri, sınav odaklı sistem ile sonuçlandırılmak istediğinde öğrencilerde de çelişki yaratabilmektedir. Öğrenciler sınavda çıkmayacak becerileri öğrenmekten kaçınmaktadırlar. Bu durumun sonucu olarak sanattan, müzikten ve spordan yoksun bir nesil yetişmektedir. Gelişim çağlarında sanatsal yeteneklerini keşfedemeyen bireyler sonraki yaşamlarına da renk katamamaktadırlar. Estetikten yoksun kalmaktadırlar. El göz koordinasyon becerileri gelişememektedir. Özellikle de spordan, oyundan uzaklaşan çocuklar tamamen toplumdan kopmaktadırlar. Arkadaşlık ilişkileri geliştiremeyen çocuklarda psikolojik sorunlar baş gösterebilmektedir.  Özellikle de sınav öncesinde çocuklarının zarar görmesinden korkarak onları spordan koparan ebeveynler, bedensel kondisyonu zayıf sınav kondisyonu yüksek yarış atları yetiştirmek istemektedirler.

Ülkemizde kitap okuma oranının düşük olduğu çeşitli araştırmalarda belirlenmiştir. Kitap okuma alışkanlığı küçük yaşlarda kazanılan ve ömür boyu süren bir alışkanlıktır. Sınav odaklı eğitim sisteminde ise kitap okumak yerine soru çözmek veya paragraf sorularını daha iyi çözebilmek için kitap okuma mantığı vardır. Okumayı alışkanlık haline getiremeyen çocuklarda yazılı ya da sözlü ifade yetenekleri gelişmemektedir. İlerleyen yıllarda kendi hakkını savunacak kadar bile ifade yeteneği olmayan insanlarla karşılaşılmaktadır. Üniversiteden mezun olan ancak nitelik sahibi olamayan birçok insanın sınavlı sistemlerle önemli kademelere gelebileceğini düşündükçe durumun önemi daha iyi kavranmalıdır.

İlkokul çağlarından itibaren öğrencilere aşılanan ‘iyi bir iş sahibi olup, çok para kazanabilmen için sınavlarda başarılı olmalısın’ düşüncesi eğitimin sadece araçtan ibaret görülmesine sebep olmaktadır. Eğitim bir araçtan çok kişinin kendisini keşfetmesi, doğayı ve insanı anlaması, evrensel değerlerle bezenmesi ve gerçek bir öğrenme sağlamasıdır. Sınav sorularının tekrara dayalı bir yapısı bulunmaktadır. Belirli bilgi kalıpları içerisinde sorulan sorularla gerçek bir öğrenme sağlanamaz. Örneğin: ‘Nutuk kimin eseridir?’ sorusunu öğrencilerin %90’ı doğru cevaplayabilir. Ancak ‘Nutuk’ta ne anlatılıyor?’ sorusuna cevap veren öğrencilerin sayısı %10’u geçmeyecektir. Konuların sadece başlığını ve tarihini ezberleyen bir neslin ülkesinin kurucusundan, tarihinden ve atalarının verdiği mücadelelerden bir haber olması ise gelecekte ülkemizi siyasal olarak güçsüzleştirecektir.

Eğitim sistemimizin öncelikli sorunu olan sınav odaklı eğitim anlayışının topluma büyük zarar verdiği açıktır. Sınav odaklı seçme anlayışından süreç odaklı değerlendirme anlayışa geçilmesi ile eğitim öğretim faaliyetleri gerçek amacına ulaşabilecektir. Öğrencilerimiz gerçek yeteneklerini ortaya çıkarabileceklerdir.

Öğrencilerimizin hazır sunulan bilgilerden çok bilgiyi kullanmaya, karşılaştığı problemleri çözmeye, yaratıcı ve bilimsel düşünmeye, analiz etmeye, sentezlemeye ve temel değerleri içselleştirmeye ihtiyaçları vardır. Sınav sisteminin göz ardı ettiği doğaya, müziğe, sanata, kültüre, estetiğe, spora, felsefeye, psikolojiye değer veren bir eğitim sistemi ile yetişen öğrencilerimiz toplumumuz için umut olacaklardır.

Unutulmamalıdır ki eğitimin amacı:

‘Mutluluğu Bulmak ve Bireyi Topluma Yararlı Hale Getirmektir.’ (Farabi)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner198

banner227

banner233

banner231

banner232

banner228

banner239