banner165

25 Ekim 1894'te dünyaya gelen Sazın ve sözün ustası Aşık Veysel'in dün doğum yıldönümüydü..

Ulu Ozanı, sevenlerigerek sohbetlerde, gerek sosyal medyadan paylaşımlarına andı.

Âşık Veysel gibi hümanist hamurla yoğrulu değerlerin anılması, kalıcı olanın insan sevgisi olduğunun en büyük göstergesidir.

Bu da demektir ki, günün moda kavramlarının rüzgârına kapılıp özünde tüketim maddesi olmaktan öte hiçbir anlam taşımayan sözde değerler uğruna kırk takla atarak eğilip bükülmek, kişinin kendi soyuna yaptığı en büyük kötülük ve saygısızlıktır.

Gün dediğiniz ne ki, gelip geçiyor; hangi günü gördük akşam olmadık?

Asıl önemli olan gün geçirmek değil, olanaklıysa yaşamaktır.

İçinden geçtiğimiz yaşam sürecinde kaçımız yaşıyoruz söyler misiniz?

Aramızdan ayrılışlının üzerinde onca yıl geçmesine karşın Aşık Veysel’in o yanık sesini ne zaman duysam içim titrer; O’nun, “ Beş yaşımda felek vurdu başıma / aldı elimden iki gözümü / yeni değmiştim yedi yaşıma / kayıp ettim baharımı yazımı /  bağlandım köşede kaldım bir zaman / nice kimselere dedim el aman / on üç on dört yaşıma geldiğim zaman / yavaş yavaş düzen ettim sazımı…” dizeleriyle dile getirdiği kesit, aslında yüzyılların ihmaline uğramış Anadolu köylüsünün ortak yazgısıdır. Anadolu’da çekilen çileler, Nazım’ın dizelerinde, Veysel’in sesinde ete kemiğe bürünmüştür.

Sazında, sözünde kendimden bir şeyler bulduğum Âşık Veysel’in, bir gözünü çiçek hastalığının işlevsiz kılmasını, azda olsa kurtulma şansı bulunan diğer gözünü de şehre doktora gitme hazırlığının yapıldığı günlerde öküzün vurduğu boynuz darbesiyle kaybedişini, karanlık dünyasını sazla aydınlatışını, ilk evliliğinde ihanete uğrayışını, Atatürk’le tanışmak için yaptığı uzun yolculuğu, Cumhuriyeti değerlerinin yılmaz savunuculuğu bir film şeridi olup akıp gitti gözlerimin önünden

Bugün istismarı yapılan bazı açmazların yanıtını” …Kürdü Türkü Çerkezsi / hep Ademin oğlu kızı / beraberce şehit gazi / olmadık mı be gardaşım?

Kurana bak İncil’e bak / dört kitabın dördü de hak / hakir görüp ırk ayırmak / insanlıkta yüz karası…” diyerek vermişti. Ne var ki o sese kulak tıkayıp yanlışta direnen biz, sözde yaşamak birbirimizi kırıyoruz hala.

O’nun gözleri görmüyordu, bizim ki açık; o okuryazar değildi, yönetim kademesinde bulunanlar, ayrılık tezgâhında bez dokuyanlar ve öncülerinin çoğu senelerce dirsek çürütmüş konumda; ülkenin içinde bulunduğu konum ise ortada.

Şimdi sorarım size; biz mi yaşıyoruz, yoksa Âşık Veysel mi?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.