banner214

Bir arkadaşım vardı. Sırtında forma, ayağında top, mahallemizi adım adım gezer; çöp bidonlarından plastik, teneke toplardı.

Ben onun adını bilirdim. Nerede oturduğunu, hangi takımı tuttuğunu bilirdim. Ama onun neyi bilip neyi bilmediğini bilmezdim. O farklıydı bizden. Akıl sınırının dışındaydı. Onun gerçekliği, bizim gerçekliğimize benzemezdi. Kendi âleminde yaşardı o.

“Nasılsın?” derdim. Ne soruma yanıt verir ne de benim hâlimi hatrımı sorardı. Kendi bildiğini anlatmaya başlardı doğrudan. “Hakem” derdi, “Yine bizim hakkımızı yedi. Penaltıyı vermedi!” Koyu bir Galatasaraylıydı. Ağzından laf almak için onun tersine giderdim. “O pozisyon penaltı değildi ki!” Kızardı bana. Pozisyonu ince ince anlatırdı. Gönlünü almak için “Galatasaray iyi takım.” derdim, “Bu sene kesin şampiyon…” Yanımdan uzaklaşırken bir yandan topuyla oynar, diğer yandan da kendi kendine maç anlatırdı: “Selçuk, Drogba’ya veriyor. Drogba, kaleye bakıyor, vuruyor ve goool!”

Gecesi gündüzü böyleydi onun. Galatasaray’la yatar, Galatasaray’la kalkardı. Bu dünyayla alıp vereceği başka bir şey kalmamıştı.

Akıllı insanların yaptığı bunca kötülük karşısında arkadaşım, farklı bir âleme sığınmıştı. Bu dünyanın yükünü çekememişti. Sadece Galatasaray’ın yükü bile, zaman zaman onun kaldıramayacağı kadar ağırdı üstelik. Yolsuzluk, hırsızlık, adaletsizlik gibi nice kötülükle nasıl başa çıkacaktı?

Yaşadığımız mahallenin de bir parçasıydı. Herkes tanırdı onu. Kimi çekinir, kimi ona acıyarak bakar, kimi benim gibi sohbet eder, kimi ise onu kızdırırdı. Yine de hayatımızın bir ögesiydi o. Yaşadığımız mahalle, onunla anlam kazanır; kent kültürü, onunla tamamlanırdı.

Kent kültürü deyince, neden sadece binalar, heykeller, kütüphaneler, sanat etkinlikleri akla geliyor ki? Bu kentte yaşayan insanlar, kent kültürünün en önemli ögeleridir bence. Hele deliler, bir kentin olmazsa olmazıdır.

Her ne kadar aynı gerçekliği paylaşmasak da kentimizi paylaşırız delilerle. Onlardan çok şey öğreniriz. Hayatın anlamını veya anlamsızlığını düşünürüz onları görünce. Onların bir gün sessiz sedasız bu hayata veda ettiğini duyunca da boğazımızdaki düğümle baş başa kalırız.

Uzun zamandır göremiyorum arkadaşımı. Hasta olduğunu duydum. Evde yatıyormuş. Acil şifa diliyorum ona… Sağlığına kavuşsun, sokaklara dönsün kısa zamanda. Yine topunu oynasın, maçını anlatsın. Eğer o mutlu olacaksa Galatasaray da şampiyon olsun.

Aramıza dönsün yeter ki… Çünkü onlar aramızda olmayınca kentimizde bir şeyler eksik kalıyor sanki…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner227

banner233

banner255

restbet