banner165

Son bir yıldır pandemi süreciyle birlikte yaşadığımız mekan, en fazla vakit geçirdiğimiz yer haline geldi. Kimi bu vakti evindeki eksikleri gidermek için kullandı kimi mimari ya da iç mimari anlamda değişiklik yapmak için kendisine fırsat olarak gördü.

Aslında tarih öncesi, henüz mimarlık kavramının oluşmadığı dönemlerde insanın kelimenin tam manasıyla başıboş dolaştığı söylenebilir. Göçebe kültürünün etkisiyle olsa gerek, yerleşik düzene geçme isteği ile insanın barınma ihtiyacı kendisini gösterir oldu. Sadece karanlıkta kalmamak ya da üşümemek için yakılan ateşten ibaret bir yaşamın eksik olduğuna kanaat getiren insan, kendi ihtiyaçlarından yola çıkarak yeni arayışlara girdi.

Yaşamlarını belirli bir noktada daha fazla geçirmek için bir uyku alanı, üzerlerini örten bir çatı, yaşamlarını idame ettirmeye yarayacak besinleri muhafaza etmek ve korumak için mekan algısı oluşturmaya başladı.

Zaten mekan tanımı bu şekilde ortaya çıktı. Sınırlandırılmamış sonsuz mekan, zemin, duvar ve tavan öğeleriyle sınırlandırılınca mekan kavramı hayat buldu. Böylece mekan, kişinin yaşam şekline ve ihtiyaçlarına göre evrimleşti. Mimarlığı bilmem ama içmimarlık kavramı aslında insanlar tarafından farkında olmadan da olsa yaratılmış, kadim bir disiplin olarak anılabilir.

Mekan tasarımlarında malzeme-form ve araçların sürekli evrim geçirmesi bizlere doğanın bu konudaki bonkörlüğünün bir sonucudur. Malzemeler doğadan karşılanır ve bizler içerisinde yaşadığımız mekanın bile doğa sayesinde yaratıldığını zaman zaman unuturuz.

Pandemi sürecine atıfta bulunacak olursak, doğadan sakınıp kendimizi izole etmeye çalışırken bile kendi mekanlarımızda da olsak doğanın içerisindeyiz. Doğadan kaçarken doğaya sığınıyoruz. Ne garip.

Bu yüzden doğayı ve çevreyi koruyalım söylemleri basit ve sıradanlaşmış sloganlardan çok daha önemli.

İç mekan tasarımı, belirli olmazsa olmazlar dışında kişinin profiline göre değişkenlik gösterebilir. Zaten tasarımcılar bu yüzden mekandan önce mekanın kullanıcısını tanımak isterler. Kamusal ya da topluluk alanlarının haricinde kişiye özel tasarımlarda ‘’kişi’’ kavramı önemlidir.

Elbette ilk insanın ihtiyaçlarıyla şimdiki insanın ihtiyaçları farklı ve değişken. Artık iç mekan sadece ihtiyaç değil bir konfor alanı olarak tasarlanıyor ve kişinin karakterini yansıtan iç mimari çalışmalar yapılıyor.

Bir süre daha kendi mekanlarımızda vakit geçireceğiz gibi. İlk insandan bu yana mekan kavramı önemini son dönemde biraz daha fazla arttırmış durumda.

Aslan yattığı yerden belli olur diye ünlü bir atasözümüz var. Mekanınızı güzelleştirmek, oraya daha yaşanabilir, karakterinizi yansıtacak öğelerle dolu bir hale getirmek malum dönemde yapılabilecek en iyi aktivitelerden biri olabilir.

Sağlıkla Kalın.

Kitap Önerisi;

Alamut / Vladımır Bartol

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner186

banner189

banner185

banner188