30 Ağustos Zaferi, bir ülkenin bağımsızlığını kazanması demektir. Bu zafer, kendisini parçalanmış ve sömürge bir ülke haline getirmek isteyen ülkelere karşı indirilen bir darbedir. Bu zafer, bir anlamda mazlum bir ulusun şahlandığı ve haykırdığı, kendi özgürlüğünü ve bağımsızlığını sağlamaya yönelik sürecin başladığı tarihtir.

Ülkemizin bağımsızlığı için savaşmış, bu uğurda Şehit ve Gazi olmuş; başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm askerlerimizi ve sivillerimizi saygı, şükran ve minnetle anıyorum. Nur içinde yatsınlar.

24 Ocak 1993 günü bir suikast sonucu hayatını kaybeden, Türkiye’nin en değerli gazetecilerinden biri olan Uğur Mumcu'nun geleceği anlamamız için büyük bir kaynak olarak gördüğüm 30 Ağustos için 1992’de kaleme aldığı yazının bir bölümünü sizlerle paylaşmak istiyorum.

Uğur Mumcu “Bugünler, Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın neden yapıldığını, Kurtuluş Savaşı önder kadrosunun neyi amaçladığını, “Kuva-yı Milliye”nin ne olduğunu, hangi ayaklanmaların yaşandığını, bütün bu olaylar içinde silahlı kuvvetlerin ne gibi konum ve işleve sahip olduğunu yeniden anlamanın ve anlatmanın zamanıdır.

Çünkü, son yıllarda ve özellikle son günlerde Kurtuluş Savaşı'na karşı yabancılaşma süreci yaşanıyor.

Devleti devlet, orduyu ordu, halkı halk, cumhuriyeti cumhuriyet, devrimi devrim yapan o görkemli savaş küçümseniyor.

Kurtuluş Savaşı'nda ordu, bir avuç ulusal kurtuluşçu subay ve “Kuva-yı Milliye” adı verilen sivil örgütlerce oluşturulmuştur.

Kurtluş Savaşı, “asker – sivil – aydın halk” üçlüsü ile örgütlenmiş ve kazanılmıştır.

Kurtuluş Savaşı, birçoklarının sandığı gibi kökeninde “asker cumhuriyeti” değil, sivil örgütlenme biçimi olan “Kuva-yı Milliye” örgütleri ve 1921 Anayasası'nda yer alan “Vilayet ve Nahiye şurâları” yer alır.

Türkiye Cumhuriyeti, ne holding yazıhanelerinde kurulmuştur, ne lüks otel lobilerinde ne de CIA ve Dünya Bankası koridorlarında.

Savaşı kazanan ve Cumhuriyeti kuran, o çilekeş o özverili Anadolu halkıdır, her cephede kan akıtan, can veren Mehmetçiktir, “tam bağımsızlık” inancı ile Anadolu'ya geçen ve emperyalist ordulara karşı savaşan ve ayaklanmaları bastıran yurtsever subaylardır; Mustafa Kemal gibi İsmet Paşa, Fevzi Paşa, Karabekir Paşa, Refet Paşa, Fahrettin Paşa, Ali Fuat ve Kazım Özalp Paşalar gibi paşalardır.

Ne yazık ve acı ki Türkiye, yeniden emperyalizm ve kapitalizmin boyunduruğuna girdi. Körfez savaşında bölgeye egemen olan “yeni dünya düzeni” Türkiye'de hemen yandaşlarını ve sözcülerini buldu; ideolojik ve siyasal bombardıman başladı.

Kurtuluş Savaşı'na, Atatürk'e ve Cumhuriyete karşı saldırılar bu yüzden yoğunlaştı.

30 Ağustos, “emperyalizme ve kapitalizme karşı” Türk halkının ordusu eliyle kazandığı büyük utkudur.

Ulusal bağımsızlıkçılar; 30 Ağustos Bayramı hepinize kutlu olsun!

Uğur MUMCU – Cumhuriyet, 30 Ağustos 1992”

Büyük üstada saygılarımı sunurken defalarca okuduğum bu köşe yazısının haklılığının etkisini her seferinde yaşıyorum, mekanın cennet olsun üstat…

Üstadın da anlatmaya çalıştığı gibi bu Büyük Zaferi unutturmak isteyenler keşke yunan kazansaydı diyenler ile ülkenin anahtarını işgalcilere teslim edenler aynı hain soyu,aynı emperyalist düzenin köleleri.

Ne yaparsanız yapın bu Millet ne Şehitlerin’den vazgeçer ne bir karış Vatan toprağından, ne ATA’sını unutur nede Büyük Zafer 30 Ağustos’u…

Değinmeden geçemeyeceğim bir konu var yine bir Milli Bayramda Atatürk’ün adını anmamışlar birileri, eeee diyoruz ya acıları büyük bu tiplerin anmasın zaten biz anarız yas tutmaya devam etsin o tipler…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner291