banner214

İnstagramdan gelen mesajlar doğrultusunda ve geçen hafta Rusya Sankt Petersburgda katıldığım “Ruh sağlığı ve yeme bozuklukları” seminerinde aldığım notlarla bu haftanın konusunu hazırladım . En çok sorulan soruların tümünü yazımda kısaca cevaplamaya çalıştım.

Günümüzde her 100 ergenden 5’inin bu sorunla karşı karşıya , yeme bozukluklarının yol açtığı 3 ciddi tehlikeye göz atalım: 

Anksiyete bozukluğu: Ergenlik döneminde şişman olmaktan aşırı düzeyde kaygı duyma ve beden algısındaki bozulmalarla birlikte seyreden kilo kaybı, yeme bozukluğunun ortaya çıkmasına zemin hazırlıyor. Yeme bozukluğu olan gençler kaygılı olduklarında aşırı yiyerek kaygılarını azaltmaya çalışıyor, ancak yedikten sonra pişmanlık hissediyor. Yeme eylemi sonucu hissedilen pişmanlık, huzursuzluk duygusu ve estetik imaj kaygısı büyüyerek konsantrasyon bozukluğu, kötü bir şey olacakmış gibi hissetme, uyku problemleri, kaygıyı kontrol edememe durumu ve çeşitli fiziksel belirtilere neden oluyor. Yapılan araştırmalar yetersiz beslenmenin bir kişinin kişiliğini bozabilecek etkiye sahip olduğunu gösteriyor. Anksiyete bozukluğu altta yatan tıbbi sorunlardan kaynaklanabiliyor. Anksiyete bozukluğu yaşayan kişi duygularını kontrol etmekte daha güçsüz olduğundan yeme atakları ile baş etmesi güçleşiyor.

Depresyon: Yeme bozuklukları ile birlikte en sık görülen psikiyatrik rahatsızlık depresyon. Bazen depresyonda olan gençlerde yeme bozukluklarına rastlanıyor, bazen de yeme bozukluğu depresyona yol açabiliyor. Kişinin kendini üzgün, yorgun, umutsuz, kararsız hissetmesi, az ya da çok uyuma, daha önce zevk aldığı aktivitelerden keyif alamama durumu, konsantrasyon bozukluğu gibi bir çok belirtileri olan depresyon kısa ya da uzun süreli olabiliyor. Ergenlik döneminde yaşanan depresyonun kişinin gelişimi üzerinde negatif etkiye sahip olduğu unutulmamalı. Ayrıca depresyon tedavi edilmeden yeme bozukluğunun tedavisi zor oluyor. Öyle ki depresyon metabolizma hızını yavaşlatıp, diyet yapmayı daha güç kılıyor.

Hayati risk: Yeme bozuklukları vücuttaki pek çok organı ve bu organların işleyişini olumsuz bir şekilde etkiliyor. Bu sebeple tıbbi sorunlar ortaya çıkıyor. Sindirim, kalp damar sisteminde bozukluklar, adet düzensizlikleri, kansızlık, kemik erimesi, diş çürükleri gibi rahatsızlıklar oluşuyor. Yeme bozuklukları hayati riske de yol açabiliyor! Hayati risk noktasına gelmeden önce tedaviye başlamak şart. Ebeveynler mutlaka ergenlik dönemindeki çocuklarının davranışlarını, yeme tutumlarını takip etmeli ve eğer bir farklılık gözlemliyorlarsa psikolojik bir rahatsızlığa dönüşmeden uygun yardımı almalarını sağlamalılardır.

Yeme Bozukluğu nedir? Anoreksiya nervoza , bulimiya nervoza ve son yıllarda tanımlanan tıkınırcasına yeme bozukluğu gibi psikiyatrik hastalıkların içinde yer aldığı bir tanı grubudur. Bu hastalıklar ruhsal kaynaklıdır ve bedensel belirtiler ön planda gibi görünse de ciddi ruhsal sorunlarla birliktedir. Yeme bozuklukları için özgün bir neden bilinmemektedir. Anoreksiya nervozanın başlangıç yaşı göz önüne alınırsa hastalığı ergenlik değişimleri ve bu değişimlere uyum sağlamaktaki yetersizlikle açıklamak uygun gelebilir. Yine bu hastalıkların belirgin bir şekilde kadınlarda daha çok görülmesi hastalığın gelişiminde kadınlık psikolojisinin önemini vurgulamaktadır. Sosyal değişimler de özellikle bulimiya nervozanın gelişiminde rol oynamaktadır.

Bu bozuklukların gelişimi için güncel açıklamalar çok yönlüdür, diyet yapma davranışının yeme bozukluklarının gelişimine yol açan ortak uyarıcı olduğu vurgulanmaktadır. Modern toplumlarda ince bedene sahip olmak kabul görmektedir. İsteyerek diyet yapanların çoğunluğu daha çekici olma amacındadır. İsteyerek diyet yapanların bir diğer grubu mankenler, dansçılar, balerinler, sporcular gibi iş yaşamlarında rekabetin önemli olduğu kişilerdir ve yeme bozuklukları geliştirme riskleri yüksektir. Bazı kadınların profesyonel ve sosyal taleplerle başa çıkamayıp, çatışma yaşadıkları ve bedensel uğraşlara yönelerek diyet yaptıkları varsayılmaktadır.

Hastalar karbonhidrat ve yağ içeren gıdalar başta olmak üzere gıda alımını tamamen azaltır. Aşırı hareketli olabilir veya egzersiz yaparlar. Çoğunluğu gıda ile zihinsel düzeyde uğraşır, yemek tarifleri toplar, aileleri için özel yemekler yapar. Karbonhidratlı yiyecekleri saklar, cepte, çantada taşıyabilir. Kilo almadığına inanmak için aynaya uzun uzun bakar. Her gün tartıya çıkar. Bazıları kendini tamamen şişman algılarken bazıları zayıf olduğunu, ancak karın, baldır, kalça gibi bazı bölgelerin şişman olduğunu kabul eder. Zayıflıklarının tehlikeli boyuta geldiğinin farkına varmaz. Kendilerinin etkisiz olduğunu hisseder, kilo kaybetme etkileyici bir başarı demektir ve öz saygıları ile kontrol duygusunu güçlendirir. Kendilik değerleri zayıflıklarına bağlıdır. Tedavi talebi azdır. Sıklıkla cinsel uyum kötüdür. Çoğu anorektik ergenin psikososyal cinsel gelişimi gecikmiştir ve erişkinlerde hastalığın başlaması ile cinselliğe ilgi çok azalmıştır.

Yeme bozukluğuna neden olan risk faktörleri nelerdir ?

·    Bireysel risk faktörleri

-    Erken olgunlaşma,

-    Şişman olmak,

-    Flörte başlama (Kendini beğendirme isteği),

-    Kilolu olma endişesi,

-    Düşük benlik saygısı,

-    Mükemmelliyetçilik,

-    Depresyon’dur.

·    Ailesel risk faktörleri

-    Ailede şişman bireylerin bulunması,

-    Fiziksel veya cinsel istismar,

-    Aşırı korumacı ebeveynler,

-    Psikolojik hastalık varlığı,

-    Çatışma,

-    Aşırı dominant ebeveynler’dir.

·    Sosyokültürel risk faktörleri

-    Alay konusu olma,

-    Akranlar arasındaki kilolu olma endişesi,

-    Grup içinde zayıf olma idealistliği,

-    Toplumsal güzellik dayatmaları,

-    Başarı için fiziksel görünümün önemli olduğu düşüncesi,

-    Medya etkisi

Bu hastalıklar vücuttaki pek çok organı ve bu organların işleyişini olumsuz biçimde etkiler. Bu nedenle de çeşitli tıbbi sorunlar ortaya çıkar:

Kalp ve damar sistemi: Tansiyon düşüklüğü, nabız sayısının azalması, kalp ritm bozuklukları, kalp kasının erimesi, elektrolit bozuklukları nedeniyle ani kalp durmaları en önde gelenlerindendir.

Sindirim sistemi: Kusmalara bağlı yemek borusu hasarları, hatta yırtılmaları, şişkinlik, kabızlık, müshil kullanımına bağlı barsak bozuklukları

Hormonal değişiklikler: Adet düzensizlikleri ve adetlerin kesilmesi

Kemikler : Kemik erimesi (osteoporoz), kemiklerde çabuk kırılmalar

Dişler : Diş minelerinde erime, çürükler

Kansızlık ve vücudun savunma hücrelerinin azalması

Tedavi psikiyatri ve uzman psikolog öncülüğünde, hastalığın durumuna göre iç hastalıkları ve diğer tıbbi dallar ile iş birliğine geçilerek sürdürülür. Yeme bozukluklarını teşhis etmek için kilo ve boy oranı ile belirlenen vücut kitle indeksini kullanılmaktadır. Düşük VKİ, anoreksiya için tipiktir, yüksek VKİ ise tıkınırcasına yeme bozukluğu için tipiktir. Bulimia olan kişilerin genellikle normal bir VKİ'si vardır. Destekleyici psikoterapi görüşmeleri, ailenin tedaviye katılımı ve aile ile iş birliği önemlidir. Hastalar çoğunlukla yeme bozukluklarının farkındadır, ancak hastalığı geç saatlere kadar anlamazlar ve tedaviyi reddedebilirler. Tedavideki ilk hedef genellikle tedaviye kapalı olan hastanın tedavi için iş birliği yapmasını sağlamaktır.

Bilişsel davranışçı terapi yeme bozukluklarının tedavisinde iyi sonuçlar gösteren yöntemlerden biridir. Yeme bozukluğu olan kişiler strese ve duygusal durumlara rahatsız bir yeme davranışı ile tepki verdiğinden, terapi onlara alternatif baş etme stratejilerini öğretmeyi amaçlar. Özellikle genç hastalarda aile yakınlarının terapiye dahil edilmesi önemlidir. Sağlıklı beslenme, yapılandırılmış öğünler ve porsiyon boyutları hakkında bilgi sağladığı için yeme bozukluklarında uzmanlaşmış beslenme tedavisi de yardımcı olabilmektedir.

Yeme bozukluğu tedavisine ne kadar geç başlanırsa tedavisi o kadar zor olabilmektedir. Yeme bozukluğu tedavisi zaman alan bir tedavidir.

Tıkınırcasına yeme bozukluğu, tedavisi olan bir rahatsızlıktır. Bu rahatsızlığın tedavi edilebilmesi için öncelikle tanı koyulması gerekmektedir. Tıkanırcasına yeme bozukluğu tanısının konabilmesi için, belirtilerinden birkaçının görülmesi ve aşırı yeme ataklarının 3 ay boyunca haftada en az bir defa gerçekleşiyor olması gerekmektedir.

Tıkanırcasına yeme bozukluğu, uzman psikologlar yardımı ile tedavi edilebilir. Bu rahatsızlığın tedavisi için sık kullanılan terapi yöntemi bilişsel davranışçı terapidir. Bununla birlikte aile terapisi ve bireysel terapide tıkınırcasına yeme bozukluğunun tedavisinde kullanılmaktadır. Tedavi sürecinde kişinin öncelikli olarak özgüven probleminin aşılması için çaba harcanır. Aşırı yeme atakları psikolojik bir rahatsızlıktan kaynaklanıyorsa bunun çözümü için terapiler uygulanır. Bu süreçte, tıkınırcasına yeme bozukluğunun nedeni farklı bir psikolojik rahatsızlık ise bu hastalığın tedavi hangi terapi yöntemini gerektiriyorsa o terapi yöntemi uygulanır.

Tıkınırcasına yeme bozukluğunun psikolojik teravi süreci sona erdikten sonra bir beslenme uzmanı ile beslenme düzeninin oluşturulması ve normal yeme alışkanlıklarının kazanılması için uygun bir program hazırlanır.

Yemeği hayat amacı ve duygusal boşluğu/açkılı doldurma amaçlı kullanmak, uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına neden ola bilir. İlk adım her zaman bir psikolog desteğidir. Çoğu zaman bu hastalar farklı diyetler dener, sıkça diyetisyene gider ve beslenme programlarını değiştirirler. Ama uzun vadede sağlıkılı ve dengeli beslenmeyi sürdüremezler. Psikolog desteği olmadan bu durumu aşmak zordur. En doğru olan ilk önce psikolog desteği, sonrasında ise diyetisyen desteği almaktır . Kendinize ve ruhuniza iyi bakın. Gelecek yazılarımda görüşmek üzere …

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner227

banner233

banner255

restbet