banner214

Biz çocukluk zamanımızda ne güzel oynardık. Siyah okul önlüklerimiz, beyaz yakalarımız vardı. Onca yokluğa rağmen tertemizdi kıyafetlerimiz. Saklambaç oynardık sahur beklenen gecelerde, futbol maç yapardık iftara kadar. Kimimiz Maradona olurduk, kimimiz Pele. Okula temiz kıyafetle gidip kirli dönerdik, bir güzel hırpalanırdık banyoda. En tehlikeli oyunumuz karate yapmaktı. Şiddet içeren western filmleri, sadece pazar günleri siyah beyaz izlerdik ve hep iyiler kazanırdı sonunda. Kışın is kokardı yollar ve kayardık çılgınca. Baharda ağaçlara tırmanırdık, iğde yerdik. Bir güzel sohbetti çocukluğumuz.

Çocukluluğumuz dedim de geçen çocukları izledim dışarda. Ellerinde sopa, oyuncak kılıç, kama, tabanca, tüfek. Önce gülümsedim geçmiş zamanıma. Biraz seyredince anladım ki, bizim sevecen ve masum çocukluğumuz değil onların çocukluğu. Biri “Ramo’yum’’ diye bağırıyor, diğer “arızayım ulan diyor” ötekisi “burası çukur çıkış yok lan’’, Kılıcı sallayan bağırıyor “Ertuğrul um ben’’ ….

Tüylerim diken diken oldu. Bir nesil nasıl büyüyor?  Pandemi zamanının en önemli eğlence kaynağı televizyon kanallarında bunca şiddet içerikli dizi neden? Bu toplum kardeşlik ve sevgi gibi duygularını kaybetmiş de hangi ara bu kadar şiddet meraklısı olmuş? Düşündükçe yeni nesil için endişelenmemek elde değil.         

Vara yoğa ceza yağdıran denetim kurumları neden bunlara müdahale etmiyor?  Ya da söyle soralım; yeni nesilleri koruyacak, onların sağlıklı ve insancıl yetişmesine yardımcı olacak devlet kurumu kim? Neden bu dejenerasyona izin veriliyor?

Bu dizilerde suni kahramanlar yaratılıyor. Yanlış, kanunsuz, acımazsız, korkulacak derece vahşet içeren her türlü davranış, masummuş gibi bu gencecik beyinlere yerleştiriliyor. Sokaklarda kendini bu kahramanların yerine koyan, onlarca sözde kabadayı terör estiriyor. Öyle beyinleri yıkanmış ki, kolluk kuvvetlerine bile kafa tutar hale gelmişler. İlk lafları “benim kim olduğumu biliyormusunuz “oluyor.

Yıllarıdır bitmeyen, o olmazsa ülkemiz kesin yıkılacak olan “kurtlar vadisinde ülke nüfusunun yarısı öldürüldü. Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz deyip, eşkıyalığı meşrulaştıran dizide de ölenlerin sayısı ile bir vilayet olur. Çukurda manyak karakterler çılgınca yüzlerce adam telef ediyor. Ramo, Rambo’nun düşmanlarına yaptıklarından daha cevval, Rambo Ramo’yu görünce kendinden utanır herhalde. Arıza dizisini, görevimiz tehlike filmlerini çekenler izlese, ne kadar amatör ajanları olduğunu düşünüp, senaryolarından utanırlar herhalde. O nasıl adam öldürmek öyle, katliam gibi. Eh yabancıların, Süpermen’i, Batman’i varda bizde olmaz mı? Akıncı ilk bölümde onlarca ölü.  Özel koruma dizileri Maraşlı ve Yeni Hayat dizilerinde, korumaların işlerine sadakatlerini, dengesiz, sırlarla dolu geçmişleri ve dengesiz aşklarının hikayeleri. Bir de bu dizilerde sözde kahramanlarla, devletin adı belirsiz gizli teşkilatları beraber hareket ediyor. Yani bu sözde kahramanlar devletin güvenliği için, devletin kolluk kuvvetlerinden daha cevvaller …  Hikayelerinde onlarca ölü. Uydurma tarih dizilerinde aklımızla ve tarih bilgilerimizle dalga geçmelerini bir tarafa bırakın, atalarımız aralıksız adam öldürmüş, hiç siyaset yapmamışlar. Anadolu nüfusu normalde 5 kat fazla olurmuş, ama bunca adam öldürmeye can ola dayana….

Vardır elbet unuttuğumuz böyle sanatsal ve kahramanlık diziler. O çocukları görünce, bu dizilerin ve filmlerin bir nesli nasıl da dejenere ettiğini daha iyi anladım. Dizilerdeki kahramanlar ve onların katliamları neden denetime takılmıyor? Çocuklarımıza kahraman diye tanıtılan dizi kahramanlarının, onlarda nasıl bir travma oluştukları araştırılmalı.

Böyle dalgalı ve ayakları yere basmayan eğitim sisteminde bir de şiddete özendiren, toplumsal değerlerimizi ayaklar altına alan dizilerle desteklenen sözde kahraman kültürü, geleceğimizin köklerine dinamit koymak demektir. Bu durum gerçek yaşamla, televizyon kahramanlarını iç içe geçiriyor. Genç nüfus bunlara özentili büyüyor.

Bu durumun önüne geçmek için Devletin ilgili kademeleri harekete geçmeli. Sivil toplum kuruluşları kampanyalar başlatmalı. Gençleri bu sözde kahramanlık dizilerine karşı korumaya almalı.

Şiddet içeren, insan öldürmeyi kahramanlık gibi gösteren, toplumsal ahlaki değerlerimizi ayaklar altına seren, bizi biz yapan insani duygularımızı kökünden yok etmeye yönelik konular işleyen, her türlü dizi, film, televizyon Realite Show’larına karşı, sert kamusal yaptırımlar uygulanmalı. Yoksa birkaç neslimiz gözlerimizin önünde kaybolacak.  Çocuklarımızı ve gençlerimizi spora ve sanata yönlendirmek ve yetiştirmek için daha fazla bütçe ve emek harcanmalı .

Çocuklarımız masumiyetleri kaybetmeden büyüsünler. Unutmamak lazım “çocuklar hiçbir zaman kötü olmazlar, onları büyükler kötü yetiştirirler”. Bizim siyah beyaz fotoğraflarımızdaki mutlu, masum, sıcak, insancıl portrelerimizi, gelecek kuşaklarımızda renkli olarak görelim. Sevgi kültürü ile barış ikliminde, akıllı, kendine güvenen, vatansever yeni nesiller yetiştirmek, geleceğimizi garanti altına almaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Leyla Çetinkaya 2 ay önce

Ne güzel dile getirmişsiniz, yüreğinize sağlık

Avatar
Ali İ. Aydın 2 ay önce

Çok iyi bir yazı. Devamı gelmeli. Özellikle Bülent Hocadan, yeni nesillerin üretimden kopuk ve daha çok sanal gelişimleri üzerine de bir yazı beklerim. İmla ve harf hatalarına dikkat edilmeli. Başarılar.

banner198

banner209

banner211