banner165
Öne Çıkanlar ÇOCUKHAKLARIGÜNÜ ogm ormanspor güçlü can gox yük trafiği

“ÇOCUKLARIN EN TEMEL HAKLARI TEHLİKE ALTINDADIR”

Mersin Emek Ve Demokrasi Platformu, Dünya Çocuk Hakları Günü nedeniyle basın açıklaması yaptı. Açıklamada ülkemizde ve tüm dünyada çocukların en temel haklarının tehlike altında olduğuna değinildi.

- Bu haber 24 kez okundu.

“ÇOCUKLARIN EN TEMEL HAKLARI TEHLİKE ALTINDADIR”

Dünya Çocuk Hakları Günü nedeniyle basın açıklaması yapan Mersin Emek Ve Demokrasi Platformu “Ülkemizde ve tüm dünyada çocukların en temel hakları tehlike altındadır. Çocuklar tüm dünyada her gün çocuk işçiliği, özgürlüğünden yoksun bırakılmış çocuk, cinsel istismar, erken yaşta ve zorla evlendirilme, zorla çalıştırılma, temel besin maddelerine erişememe, bulaşıcı hastalıklar ve savaşlardan etkilenme gibi birçok sorunla karşı karşıyadır” ifadelerini kullandı.

“dünya genelinde çocuk hakları ihlal ediliyor”

Platform adına konuşan Eğitim-Sen Eğitim ve Yüksek Öğretim Sekreteri Duygu Taner, “Çocuk haklarının korunması amacıyla Birleşmiş Milletler, 1989 yılında 142 ülkenin imzası ile Çocuk Hakları Bildirgesi kabul edildi. Bu sözleşme yetişkinlere sorumluluklarını, devletlere yükümlülüklerini tanımlayarak 0-18 yaş arasındaki çocukların kendini iyi ve güvende hissetmesini, eşit, özgür, mutlu ve barış içerisinde bir yaşam sürmesini amaçlar. Türkiye’nin de taraf olduğu Çocuk Haklarına dair Sözleşme dünya genelinde en çok ülke tarafından kabul edilen insan hakları belgesi olma özelliğini taşımaktadır. 197 devletin imzalayarak, çocuk hakları konusunda yükümlülük altına girmeyi taahhüt etmesine rağmen dünya genelinde yoğun bir şekilde çocuk hak ihlalleri yaşanmaya devam ediyor” diyerek sözlerine başladı.

“Çocuk hak ihlalleri politiktir”

Taner, “Çocukların, birey olarak görülmemesi, sosyal yaşama ve karar alma süreçlerine dahil edilmemesi, aile ve sosyal yaşamımızda demokratik kültürün oluşmasının önündeki en büyük engeldir. Toplumsal alanda çocukları ilgilendiren karar süreçlerine katılamayan çocuklar, sosyo-ekonomik sebepler çocukların sağlıklı gelişmesine engel olmakta ve aynı zamanda yoğun hak ihlallerinin temel sebebini oluşturmaktadır. Bu nedenle çocuk hak ihlallerinin temelde politik olduğunu görmekteyiz. Çocukların hak ettiği bir hayatı yaşaması ebeveynlerin olduğu kadar devletin de görevidir. Türkiye'nin çocukları her türlü istismar ve ihmalden korumak için gereken yasal düzenlemeleri yapmak ve kurumları açmak için uluslararası sözleşmelerde imzası bulunmaktadır” dedi.

“Ülkemizde ve tüm dünyada çocukların en temel hakları tehlike altındadır” diyen Yüksek Öğretim Sekreteri Taner, “Çocuklar tüm dünyada her gün çocuk işçiliği, özgürlüğünden yoksun bırakılmış çocuk, cinsel istismar, erken yaşta ve zorla evlendirilme, zorla çalıştırılma, temel besin maddelerine erişememe, bulaşıcı hastalıklar ve savaşlardan etkilenme gibi birçok sorunla karşı karşıyadır” diye konuştu.

“İstismar çocuğu her döneminde olumsuz etkiler”

Taner, “Çocuğun korunması ve uyumlu gelişmesi bakımından her halkın kendine özgü geleneklerinin ve kültürel değerlerinin taşıdığı önemi göz önünde tutarak, her ülkedeki, özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki çocukların yaşama koşullarının iyileştirilmesi için uluslararası işbirliğinin taşıdığı önemin bilincinde olarak "Çocuk Hakları Günü" koşullarının, yükümlülüklerinin yerine getirilmesi gerekmektedir”  dedi ve şöyle devam etti, “Tüm dünyada ve ülkemizde önemli bir sorun olan istismar ve ihmalin, çocuğu yalnız içinde bulunduğu dönemde değil ileri yaşlarda da olumsuz olarak etkilediğini biliyoruz. Çocuk istismarı dünyada milyonlarca çocuğu ve ailelerini etkileyen önemli bir toplumsal sorundur. Çocuk üzerinde bilişsel, duygusal, fiziksel ve sosyal etkileri olan istismar, çocukların yaşamlarında onarılmaz sonuçlara yol açmaktadır. Onun içindir ki çocuk hakları bildirgesi kaleme alınmış ve imzacı devletlere sorumluluklar yüklemiştir.”

“çocuklara yönelik şiddet %27,8 oranında arttı”

Çocuğa yönelik istismar konusunda da konuşan Taner, “Ülkemizde çocuğa yönelik cinsel istismarın son yıllarda yaygınlaşmasının temel nedeni, boşanma komisyonu raporlarıyla tecavüze uğrayan çocuğun tecavüzcüsü ile evlendirilme isteği ve tecavüzcünün iyi eş olursa ceza almaması, tecavüzün hormonal bir hastalık kategorisine indirgenmesi, cinsel istismarı toplumsal bir sorun olmaktan çıkarıp münferit/bireysel adlı vakaya dönüştüren eril zihniyettir. Bu suça yönelik cezaların azlığı, ödüllendirme gibi cezalar, istismar mağdurunu suçlama; istismarı toplum nezdinde normal bir davranışa dönüştürmektedir” ifadelerini kullanarak pandemi sürecinde ise bu durum daha da vahim hale geldiğini de sözlerine ekledi.

Taner şöyle devam etti, “Bütün dünyayı etkisi altına alan pandemi süreci, çocukların da yaşam rutinlerini olumsuz yönde etkiledi. Çocuklar, doğalarına aykırı bir biçimde uzun süre evlerde kapalı kaldılar ve kalmaya devam ediyorlar. Kapalı ortamlarda şiddetin arttığı gerçeği, pandemi döneminde kadınlara ve çocuklara yönelik şiddetin %27,8 oranında artmasıyla kendisini bir kez daha gösterdi.”

“pandemide en çok etkilenen yine çocuklar”

Dünya Sağlık Örgütü raporlarına göre çocukların Covid-19’dan hayatını kaybetme oranının düşük olduğunu ama süreçten en çok etkilenenlerin yine çocuklar olduğunun altını çizen Yüksek Öğretim Sekreteri Taner, “Önlemler dahilinde okulların kapatılmasından dolayı uygulanan uzaktan eğitim, eğitim sisteminin sorunlarının daha fazla görünür olmasına yol açtı. Çocukların büyük çoğunluğu; internet erişimi, bilgisayar, tablet, cep telefonu ya da uygun zaman ve mekân olmayışı gibi nedenlerle, eğitim hakkından mahrum bırakıldı. EBA üzerinden yürütülen canlı derslere katılım, bütün bu imkânsızlıklardan dolayı %15-20 dolaylarında kaldı. Anayasal bir hak olan eğitim hakkı kullanılamaz hale geldi” diye konuştu.

“Pandemi döneminde mevsimlik tarım işçisi çocuklar çalışmaya devam etti. Çocukların eğitim hakkından yararlanmalarını sağlamakla yükümlü olan Milli Eğitim Bakanı tarlada çalışan işçi çocuklarla fotoğraf çektirip sosyal medya hesabında paylaşmakla yetindi” diye konuşan Taner, şunları da sözlerine ekledi, “Covid-19 salgını önlemleri dahilinde çıkarılan İnfaz Yasası, hapishanelerdeki çocukları doğrudan kapsamadı. Ceza indirimleriyle bırakılan çocuklara dair de aydınlatıcı bir açıklama yapılmadı. Çocuk hapishanelerinden çocuklar ile ilgili yeterli bilgi alınamadı. Halen hapishanelerde kaç çocuğun tutulduğu bilgisi kamuoyuyla paylaşılmıyor. Evlilik yoluyla çocuk istismarına cezasızlık getiren yasa tasarısı, çocuk hakları ve kadın örgütlerinin baskısı üzerine rafa kaldırıldı.”

30 Ekim’de İzmir’de meydana gelen depremde 27 çocuğun hayatını kaybettiğini hatırlatan Taner, “Çok sayıda çocuk yaralandı ya da ebeveyn kaybı yaşadı. Enkaz altından çıkarılan çocukların hakları hiçe sayılarak görüntüleri, kimlik bilgileri yayınlandı. Çocuklar travmatize oldukları bir süreçte korunmak yerine ihmal ve istismar edildi. Bütün bu yaşanan çocuk hakları ihlallerinin sorumlusu pandemi değil, bütüncül bir çocuk koruma politikası olmayan, imzacı olduğu uluslararası sözleşmelerdeki yükümlülüklerini yerine getirmeyen Türkiye Devleti’dir” ifadelerine yer verdi.

Taner platform adına, Türkiye’nin de imzacı olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına dair Sözleşme’deki yükümlülüklerini yerine getirmesi üzerine şu taleplerde bulundu:

* Çocuk Haklarına dair Sözleşme’nin 28 ve 29. maddeleri gereğince eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak için gerekli her türlü alt yapının her bir çocuk için oluşturulmasını,

* Şiddete maruz bırakılan çocukların kolay erişebilecekleri destek ağlarının yaygınlaştırılmasını,

* Hapishanelerde kaç çocuk olduğunun açıklanmasını ve hapishanelerde bulunan çocukların derhal serbest bırakılmasını,

* Çalışan çocukların eğitim ve sağlığa ücretsiz erişimlerinin sağlanmasını,

* Çocuk istismarına evlilik yoluyla cezasızlık getiren yasa tasarısının yeniden gündeme alınmayacak biçimde iptal edildiğinin açıklanmasını,

* Medeni Kanun’da aile rızasıyla 17, mahkeme kararıyla 16 olan evlilik yaşının, koşulsuz şartsız olarak 18 yaş üzerine çekilmesini,

* Çocuklara karşı işlenen suçlarda çocukların yüksek yararının gözetilerek cezasızlık kültürünün ortadan kaldırılmasını,

* Sözleşmenin 17, 29 ve 30. maddelerindeki çekinceleri kaldırarak çocuklara ana dilinde eğitim hakkının tanınmasını,

* Çocuk hakları örgütleri ile iş birliği yaparak, uygulanabilir bütüncül bir çocuk koruma politikası oluşturulmasını acilen talep ediyoruz.” 

Haber: GİZEM TOKKUZUN

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.