banner165

1999 yılında katledilen Ahmet Taner Kışlalı'nın fiziki olarak aramızdan ayrılışının yıldönümünde sosyal medyaya yansıyan paylaşımlar, dönülmez dehlizlerde savurdu beni...

İnsanlığın yüceltimesi uğruna yakın tarihte Uğur Mumcu, Turan Dursun, Çetin Emeç, Muammer Aksoy, Abdi İpekçi, Bahriye Uçok ve isimlerini sayamadığımız birçok güzel can, toplumsal duyarsızlığımız sonucu kan ve gözyaşıyla semiren egemenlerin kullandığı maşalar tarafından yaşamdan koparıldı...

Zaman denen büyük denizin sularında kulaç atan kuşaklar, devinim sürçleri boyunca yaratılan güzelliklerin onurunu, çirkinliklerinse kamburunu bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da taşıyacaklardır.

Unutulmuş gibi gözükse de, kimin ne olduğunu gelecek kuşaklar günü gelince bağışlamaz yargıç tarih babanın tutuğu silinmez günlüklerden okuyup öğreneceklerdir.

Mevsim sıcağından çok, geçmişte yaşananlar yakıp kavurur yüreğimi…

Zihnime yuvalanan suçluluk duygusu, anımsadıkça ete kemiğe bürünürcesine somutlaşıyor...

1993 yılının 2 Temmuzunda Sivas’ta yakılan canların ardından, demokrasi ve insan hakları adına hiçbirşey yapamamamızın utancı altında yüreğimizm ezildiğimi duyumsuyorum.

Çünkü ülkenin yüz akı 37 savunmasız insan, milyonların gözü önünde cayır cayır yakılmış, ama bizler bu kıyımı seyretmiştik.

Neydi o televizyon ekranlarından yansıyan vahşet görüntüleri!

Sözde devlet adamlarının yaptığı yüz kızartıcı yürek kavuran açıklamalar…

Verilip tutulmayan sözler…

Her olayın ardından olduğu gibi yine bizler de meydanları doldurmuş, “ Katliamın hesabı sorulacak”, “Kanınız yerde kalmayacak” vb. sloganlar atmıştık.

Gelin görün ki ne olayın asıl tezgâhlayanları bulundu, ne de katillerden gereken hesap soruldu, üstelik Madımak kundakçılarının referans aldığı görüşün temsilcileri artık o zamankinden daha da güçlenerek ülkenin yönetiminde söz sahibi konumundalar.

Katliamda maşa olarak kullanılıan kişilerin yargılandığı dava zaman aşımına uğradı.

Peki, bu yakıcı gerçekler yaşanırken bizler ne yaptık?

Yıldönümlerinde ahkâm kesip birbirimizle didiştik.

Yakılarak, bombalanıp kurşunlanarak katledilen o güzel insanları, söz açılmadıkça birinci derce yakınlalrının dışında kaçımız anımsıyoruz?

Namusluca değerlendirme yaptığımda, sizi bilmem ama ben tescilli bir sahtekâr olduğumu düşünmekten kendimi alamıyorum!

Çünkü normalde bu kadar büyük bir suça ortaklık etmek kaldırılacak yük değilken, bizlerse daha nice çirkinliklere suç ortaklığı yapmak için hiçbir şey olmamış gibi günümüzü gün ediyoruz...

Sahi, Soma’da 301 emekçi güvenlik önlemleri alınmayan maden ocağında katledilmemişmiydi?

Ah suçluluk duygusu, ne ağır yükmüşsün meğer!

Yüreğim ateş düşmüş harman yeri, her sırasız ölümle alevleniyor...

Bu gidişle  küllenip sönecek gibi değil...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.