banner165
banner177
banner176

Torpil, yani birine haksız yere kolaylık sağlama, onu kayırma sorunu; sık sık gündeme gelen bir konu. Gazetelerde, televizyonlarda neredeyse her ay, bir örnek olaydan yola çıkılarak torpilin nedenleri ve sonuçları üzerinde uzun uzun tartışılıyor.

Ne var ki gerek gazetelerde gerek de tartışma programlarında, sadece hakkı yenenlerin, yani mağdurların penceresinden bakılıyor bu konuya. Vay efendim, torpil gençlerin hevesini kırıyormuş da; gençler artık bu ülkede yaşamak istemiyorlarmış da; artık bir işe girmek için kendilerini geliştirmeye değil, çeşitli bağlantılar kurmaya çalışıyorlarmış da; bu yüzden torpil, vatana yapılacak en büyük ihanetmiş de… Daha neler neler…

Tamam, tamam da neden hiç kimse torpil yapanlara, yani hak yiyenlere kulak vermiyor? Neden hiç kimse, bu konuya bir de torpillilerin penceresinden bakmıyor?

Dışarıdan ahkâm kesmek kolay. Bir torpilli neler çekiyordur, nasıl acılara katlanıyordur, hiç düşündünüz mü? Hiç derdini dinlediniz mi torpillinin? Onunla empati kurmaya çalıştınız mı daha önce?

Her şeyden önce bilinmelidir ki, torpillimiz masumdur. Bu süreçte onun hiçbir suçu yoktur. O, olsa olsa kader mahkûmudur. Ne yapsın? Akrabası (örneğin dayısı) çok ısrar etmiştir. “Gel, seni işe alalım!” demiştir. Bizimki “Ama dayıcığım, puanlarım çok yüksek değil, kem küm!” diyecek olmuştur. Dayısı “Hallederiz.” demiştir. Bu ısrara elbette dayanamamıştır. Kültürümüzde büyüklerin sözünü ikiletmek ayıptır. Burada suç kendinde midir? Onun yerinde kim olsa aynı şeyi yapmaz mıdır? Bal tutan parmağını yalamayacaksa, o parmak başka hangi işe yarayacaktır?

Ayrıca iş yerinde herkes torpillinin bilgisiz, yeteneksiz biri olduğunu; akrabalık bağı nedeniyle işe girdiğini düşünmektedir. Her ne kadar işe alındığı alanda bilgisi yeterli olmasa da torpillinin de bildiği bazı şeyler ve belli başlı yetenekleri vardır. Tavla oynarken zar tutabiliyordur örneğin. Okeyde taş da çalıyordur. Hatta çocukluğunda körebe oynarken birçok kez gizli gizli gözlerini açmıştır. Yani her türlü hilenin uzmanıdır bizim torpilli. Ancak niyeyse iş arkadaşları, onun bu yeteneklerinden övgüyle bahsetmiyordur. Neden hiç kimse, torpillinin başarılarını takdir etmiyordur? Torpilliye yapılan haksızlığın bu kadarı da doğrusu fazladır. Torpillinin masum psikolojinin böyle bir acıya katlanması, sizce kolay mıdır?

Ayrıca herkes torpilliyi kıskanıyordur. Herkes onun sahip olduğu gibi bir dayıya sahip olmak, onun gibi haksız bir biçimde belli başlı yerlere gelmek istiyordur. Bizim zavallı torpillimiz, bu kıskanç insanların içinde ruh sağlığını koruyabilmek için her hafta kilolarca kurşun döktürüyor, göğsünde taşıması hiç de kolay olmayan, at nalı kadar bir nazar boncuğu taşıyordur.

Torpillinin yaşadığı sorunlar, bu kadarla sınırlı değildir elbette. Neredeyse her gün, dengesizin biri çıkıp “hak”, “adalet”, “liyakat”, “etik” gibi anlamsız sözler söylüyordur ona. Ardından aynı dengesiz, torpillinin yüzüne tükürüyordur. Bizim torpilli, şöyle derin bir “Ooh!” çekip, “Bereket yağıyor, bereket. Yarabbi şükür!” diyordur. Öyle ki torpillinin yüzüne yağan yağmur, Keban Barajı’na yetecek kadar çoktur. Yüzsüzlüğün bu kadarı, takdir edersiniz ki insanı çok yoruyordur.

Çok zor, gerçekten çok zor. Bilmem torpilliler, bu kadar acıya nasıl tahammül ediyorlar? Uğradıkları bunca haksızlığa nasıl katlanıyorlar. Ben, şurada iki satır empati kurayım dedim, içim parçalandı (!)

Zavallı torpilliler, zavallılar…           

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.