banner214

GİRİŞ        

Ziynet eşyasını evlilik münasebetiyle gelin ve damada verilen hediyeler olarak tanımlamak mümkündür. Bu bağlamda aslında bilezik, altın kelepçe, kolye, gerdanlık, takı seti, bileklik, saat, küpe ve yüzük gibi takılar, ziynet eşyası olarak kabul edilmektedir . Her eş yasal sınırları içerisinde kişisel malları ile edinilmiş mallarını yönetme- bunlardan yararlanma ve bunlar üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahip olduğu için, eşlerden her biri diğer eşte bulunan ziynet eşyalarının aynen, yoksa bedelini evlilik birliğinin devamı sırasında veyahut sonlandığı takdirde isteyebilir.  Ancak burada üzerinde durulması gereken en önemli husus, Ziynet alacakları, ne şekilde ileri sürülmüş olursa olsun, talepte bulunan taraf, öncelikle dava konusu ziynetlerin varlığını ispatlamalıdır. Burada Yargıtay’ın uygulaması ile ziynet alacaklarında İspat yükü yer değiştirmiştir. Yargıtay, hayatın olağan akışı içerisinde, kadının takıları yanında taşıyacağını- bırakmayacağını kabul etmektedir.  Bu haseple de, kadının ziynetlerin elinden zorla alındığını, götürülmesine engel olunduğunu veya evde kaldığını ispat etmesi gerekmektedir.

EVLİLİK BİRLİĞİ İÇERİSİNDE ZİYNET EŞYALARININ BOZDURULMASI- HARCANMASI:

Dava konusu kadına ait altınlar, koca tarafından bozdurulup değişik amaçlarla kullanılmış ise, ve davacı kadının dava konusu ziynet eşyalarını geri istememek üzere verdiğine ilişkin herhangi bir delil de bulunmuyorsa, koca bozdurulan bu altınların karşılığını karısına vermek zorundadır. Dava konusu ziynet eşyalarının bozdurulması uygulamada farklı şekillerde karşımıza çıkmaktadır;

-Düğün borçları için,

-Araç alımı için,

-Kocanın kişisel borçları için,

-Evin ihtiyaçları için,

-İşyeri açmak için,

-Birliğin diğer tüm boçları için kullanılmış ve de bozdurulmuş olabilir.

Yukarıda bahsetmekte olduğumuz farklı durumlara ilişkin bir husus varsa ve dava konusu ziynet eşyaları yukarıdaki herhangi bir sebeple bozdurulmuş- harcanmış veya kullanılmış ise,

kadının dava konusu altınları kocasından geri istememek üzere verdiğine ilişkin bir delil yoksa, kadının ziynet alacağı davasının bu sebeple kabulü gerekmektedir.

Önemle belirtmek gerekir ki, ziynet eşyalarına evlenmeden sonra özellikle kadının kayın hısımlarınca el konulmakta- kendisine sadece ÖZEL GÜNLERDE verilmekte- devamla tekrardan elinden alınmaktadır. Bahsetmekte olduğumuz bu olgu ispat edilmişse eğer, kadının ziynet alacağı davasının bu haseple de kabulü gerekmektedir. Ki bu altınların- ziynet eşyalarının kiralanmak suretiyle davacı kadına takılması da, davalı kocayı ne yazık ki tazmin borcundan kurtaramayacaktır.

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME:

Mevcut durum itibariyle ziynet eşyalarının kadın üzerinde taşınması- muhteviyatı gereği üzerinde taşınması doğal eşyalardan ise de; bahsetmekte olduğumuz bu durumun aksi her zaman ispat edilebilir. Özellikle kadının evden ayrılırken altınlarını taşıyacak durumda olmaması- kadının fiziksel ve sözlü her türlü şiddete uğrayarak müşterek konuttan ayrılması- hastaneye giderek kadının müşterek konuttan ayrılması ve devamla kadının evden kovulması da, ‘aksi ispat edilemediği sürece’ ziynet alacağı davasında kadının davasının kabulünü gerektirmektedir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.