banner321

       Son zamanlarda ülkemizin en büyük gündemi ekonomi iken, ben de sizlere hem ekonominin hem psikolojinin ortak konusu olan nelerden bahsedebilirim? Bilmiyorum. Yok yani biliyorum da, neyse. Dolar indi çıktı, yok hükümet, yok dış güçler, fiyatlar arttı, zincir marketler öyle böyle davranıyor… Bunlar vb. şeyler hakkında yorum yapmayacağım. Herkes yorum yapıyor zaten. Ancak neyse demekle beraber birkaç duruma değinmeden de geçemeyeceğim.

      Bunca büyük oyuncunun olduğu bu sistemde, yani zenginin daha zengin, fakirin daha fakir olduğu bu düzende, eriyen orta sınıfta çırpınanların bir bir elenmesini izlemek çok üzücü değil mi? Bir yandan kızıyorum, bir yandan üzülüyorum. Ya bu kadar köpekbalığının olduğu okyanusta sizler birer küçük istavritsiniz belki de. Size bırakırlar mı? Sizi bırakırlar mı? Bakın ben ekonomist falan değilim. Bizim ülkede her üç kişiden beşinin doktor olması gibi herkesin her şey olması, herkesin her şeyi bilmesi çok olağan bir durum olabilir ama ben ekonomist değilim. Anlamam da. Şunu yapmak mantıklı, bunu almak mantıksız, şu coin artacak, şu paranın değeri düşecek vb. şeyler yazmayacağım, bu benim haddim değil. Ancak düz mantıkla düşünüyorum. Bir emek karşılığı olmayan bir düzende, aynı anda herkes zengin olabilir mi? Yani herkes aynı anda bir ekonomik sistemde bir şeylere yatırım yapıp zengin olabilir mi? Bu bir kumar. Kazananlar ve kaybedenler olacak ve tabi ki kumarı her zamanki gibi büyük çoğunlukla oynatanlar kazanacak. Belki de milyonda bir ihtimal, oynatanların eline kazara denk gelenler olur bilemem ancak milyonda bir ihtimal için enerjinizi, umudunuzu bağlamaya değer mi? Yani ortalama bir maaşa zor geçinmeye çalışıyorken veya ortalama bir gelirle kendi işinizi yapıp tutunmaya çalışıyorken; borç alıp, kredi çekip veya varsa elinizde bir şey onu satıp, pek anlamadığınız şeylere ordan burdan duyduğunuz söylemlerle, ki o söylemler de manipülasyon amaçlı, yatırım yapmak ne kadar mantıklı bir davranış? Enerjimizi, işlerimizi geliştirmeye veya özgün bir şeyler yapmaya harcasak daha mantıklı olmaz mı? Emek karşılığı olan bir şeyden kazanç sağlamayı beklemek daha umut verici değil mi? Orta sınıfın yani bizlerin; yani senin, benim, teyzemin, bakkal Engin Abinin, kadrolu memur Mustafa Abinin;  Orhan Veli’nin Süleyman Efendisinin… Bizim, bizim insanlarımızın, emekle zengin olma şansımız yok mu? Gerçekten yok mu? Bizim fakir olmamak adına zengin olmamız gerekiyor mu?  

      - İnsan umut ile yaşar, bu yüzden sürünür.

      Biz gerçekten ihtiyacımız olan şeyleri mi satın alıyoruz? Döviz kuru yükseldi diye yükselen fiyatlardan mutlu olan Züppeler var mıdır? Yani bazı ürünleri sadece kendilerinin alabileceğini bilmek bazı insanları mutlu eder mi?  Bir insanın kendisinin normal şartlarda alamayacağı ve alması da gerekli olmayan bir ürünü, alabiliyor olduğunu görmek adına, alabilenler grubuna kendi kendini sokmuş olmanın verdiği huzurla alıyor olabilir mi? Büyük firmaların üretim fazlası ürünlerini daha uygun fiyata satmak yerine, marka değeri düşmesin diye imha ettiği doğru mu?  İhtiyacı olan şeylerden fazlasını ve değerinden yüksek bir şekilde almak dışında insanların kendini üst bir kültür normuna ait hissetmek için konuşma tarzını değiştirip, o kültürün dil öğelerini yapmacık bir şekilde kullanmasında da Züppe Etkisi var mıdır? Züppe Etkisi nedir?

      Züppe: Giyinişte, konuşma biçiminde, dilde, düşüncede toplumca gülünç ve doğala aykırı bulunan yapmacıklara ve aşırılıklara kaçan (kimse).

      Züppe Etkisi literatürde  ‘‘Snob Effect’’ olarak da adlandırılır. İlk olarak John Maynard Keynes’in rasyonel insanın aslında rasyonel olarak hareket etmediğini ve her zaman mantıksal davranmadığını öne sürmesi ve bunu tüketicinin ortaya koyduğu davranış modelleri ile desteklemesiyle ortaya çıktı. Züppe Etkisini tüketicilerin tercihlerini belirleyen faktörlerden biri olarak kullanıldı.

     Özetle şöyle anlatılabilir: Yüksek gelir diliminde yer alan x kişisinin tüketmiş olduğu pahalı bir malı, bir şekilde orta ve düşük gelir seviyelerinde yer alan y ve z kişileri de tüketmeye başlarsa, x kişisi y ve z kişileriyle aynı tüketim grubunda olmak istememesinden dolayı ilgili malın tüketimini terk eder ve daha seçkin tüketim grubuna hitap eden ürüne yönelir. Keynes'in bahsettiği anti rasyonalist etki tam da bu noktada ortaya çıkmaktadır. Çünkü bu psikolojiden ötürü x kişisi için tüketim, ihtiyaçlarını tatmin eden bir davranıştan ziyade bir sosyal statü ve gösteriş unsuru olmaktan ibarettir. Züppe Etkisi, bir kişinin içinde bulunduğu ekonomik durumu düşünmeksizin, yeteri kadar gelire sahip olmadan gelirinin izin verdiği ölçülerin dışına çıkarak çevrelerine karşı kendilerini ispatlamak için ve bireylerin üst kültür normuna kendilerini ait hissetmek için harcama yapmalarını gösterir. 

      Züppe Etkisi, başka bir ekonomik olgu olan ‘‘Veblen Etkisi’’ ile birlikte sık kullanılmakta ve çoğu zaman karıştırılmaktadır. İkisi de klasik Talep Yasasının istisnalarındandır ve birbirlerini destekler niteliktedir. Ancak züppe etkisi ürünü kullanan diğer tüketicilerle alakalı bir durumdur. Veblen etkisi ise ürünü alanlardan ziyade ürünün fiyatı ile alakalıdır. Yani herkesin alabildiği bir ürünü herkes alabiliyor diye almamak ve belli bir zümrenin aldığı ürünlere yönelmek Züppe Etkisi iken; bir ürünü (Talep Yasasının aksine) pahalı olduğu için almak ise Veblen Etkisinden dolayıdır. Veblen Etkisi kişinin  ‘‘Veblen Ürünleri’’ diye de isimlendirilen aşırı pahalı ürünleri alması ve  ‘‘Sadece bende olsun çevremdekilerde olmasın ki gösteriş yapabileyim’’ ruh haline bürünmesi ile alakalı iken; Züppe Etkisi ‘‘Herkeste var bu ürün; ben bunlarla aynı şeyleri mi kullanacağım, ben daha seçkin insanların kullandığı ürünleri kullanmalıyım’’ psikolojisiyle hareket etmeyi açıklar. 

     Bahsettiğim kavramlar iktisat ile birlikte aynı zamanda endüstri psikolojisi ve sosyal psikolojinin konularıdır. Günümüzde sosyal medyanın bu kadar yaygın olduğu dönemde bu ekonomi istisnaları bizleri etkilemektedir. Yani bir firma ürünün ortalama fiyatı diğer markalarda ortalama 200 lira iken 400 liraya satıyor ve 400 liralık ürünü 600 liraya çıkardığında da bir şey kaybetmeyeceğini düşünüyorsa kaybeden bizleriz.

     Kaybeden bizler. Bataklıkta çırpınan, çırpındıkça batan orta sınıf, yani bizler; yani sen, ben, teyzem, bakkal Engin Abi, kadrolu memur Mustafa Abi ve Orhan Veli’nin Süleyman Efendisi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner291

banner323